“Sevgin zerre umrumda değil. Öyleyse yol yakınken git.” Kaurismaki’nin izlediğim son filmi. Gizli bir mizahı vardı, gözlerim de doldu. Yönetmenin Umut Limanı, Umudun Öteki Yüzü, Geçmişi Olmayan Adam filmlerinde de karşımıza çıkan Kati Outinen bu kez kalbi temiz Iris kılığına…devamı“Sevgin zerre umrumda değil. Öyleyse yol yakınken git.”
Kaurismaki’nin izlediğim son filmi. Gizli bir mizahı vardı, gözlerim de doldu. Yönetmenin Umut Limanı, Umudun Öteki Yüzü, Geçmişi Olmayan Adam filmlerinde de karşımıza çıkan Kati Outinen bu kez kalbi temiz Iris kılığına bürünüyor. (Kalbi temiz fakat hemen inanmak gibi bir kusuru var. Öyle ya, artık inanmak kusur olmuş vaziyette.) Ardından bir erkeğin ne kadar duygusuz ve vicdansız olabileceğini izliyoruz. Iris’in de insanlara güvenilmeyeceğini öğrenmesi gerekli idi, artık biliyor. Öğrenmeden hayatına devam edip ölüp gidemez miydi? Artık mümkün değil.
Renklerini çok beğenirim Kaurusmaki’nin, bir de nokta atışı gelen şarkılarını.
“Ah nasıl yaparsın? Bütün tatlı hayallerimi boşa çıkarırsın?”
İnsan bazen karşısındakinin etrafa sunduğu görsellere takılıp düşünmeyi yitirebiliyor. Hırsızlar normalde yitip gitmiş olanın peşinde olmaz, bilakis şeylerin yitip gitmesi için uğraşır. Başroldeki adamımız(adam lafın gelişi zira tamamen “keyfi” bir vurdumduymazlığa sahip) yitip gidenin peşinde olup sonrasında bir de çalanlardan. Kastettiğimiz Khaled Hosseini’nin hırsızlarıdır: “Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir.”
Her filminde kaybedenleri yüze tokat gibi çarparak işleyen yönetmenin “Orta sınıf yaşamı beni ilgilendirmiyor. Kaybedenler ilgilendiriyor çünkü ben de orta sınıftan bir kaybedenim. Birkaç yılımı aç ve evsiz geçirdim.” demiş olduğunu hatırlatarak yaşadığını oldukça başarılı şekilde aktardığına şahit oluyoruz. Bunlar yaşanmış ve halen yaşanmakta olan gerçekler. Tutunamayanlar (Proletarya) Üçlemesi’nin son filmidir aynı zamanda. İzleme sırası yapılabilir: Cennetteki Gölgeler, Ariel, Kibritçi Kız şeklinde. Fakat konu zengin - fakir ikilisinin yanında bana kalırsa vicdan-duygu şölenidir de aynı zamanda. Bu filme sadece işçi sınıfı anlatısı olarak bakamayız diye düşünüyorum.
Yönetmenin takdir edilesi bir tarafı da vardır ki ABD’yi protesto ederek ödül almasına rağmen törenlere katılmamıştır. Kiyarüstemi’ye (ki sevdiğimizdir) vize verilmemesi sebebiyle Geçmişi Olmayan Adam ile Channes’da ödül kazandığında katılmayı reddetmiş ve de okuduğuma göre “Bu koşullar altında ben de katılımımı iptal etmek zorundayım; ABD’nin mevcut hükümeti bir İrlanlıyı istemiyorsa, onların da bir Finliye ihtiyacı olmayacak. Petrolümüz bile yok.” diyerek harika bir cevap vermiştir. Yolu bu güzergahta ve hatta daha güzelinde daim olsun diyelim, inşallah. Netice itibariyle u’mutlu sonlarına da alışık olduğumuz Kaurismaki bu kez o güzel hislerin öldüğü bir manzarayla bizi uğurluyor. Filmin başlarındaki şarkıya dönebiliriz hemen burada:
“Mutluluk kalıcı değil…”
Bir de neden Kibritçi Kız, çünkü Kibritçi Kız.