En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde Ana avrat dümdüz gideceksin En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin En azından üç dil Birisi ana dilin Elin ayağın kadar senin Ana sütü gibi tatlı…devamıEn azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime arslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelime bir kat daha artacaksın
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Canım ağzıma geldi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernuş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.
ptrlmoğul oğul şair olmasına şairsin amma velâkin itiraf eyle ki hep kadınlara ve meyvalara dairsin. kabahatin hepsi senin değil böyle…devamıoğul oğul
şair olmasına şairsin
amma velâkin itiraf eyle ki
hep kadınlara ve meyvalara dairsin.
kabahatin hepsi senin değil
böyle doğmuşsun
insan olmadan önce erkek olmuşsun
sen de farkındasın ki bu dünyanın
ağacına ağaç, taşına taş,
bulutuna bulut dediğin gün;
minaresini uzarken, balığını yüzerken,
fidanını büyürken sevdiğin gün
itiraf eyle ki henüz sabi,
itiraf eyle ki henüz toydun.
gözlerin ot kokardı
ağzın süt.
insanlar o yanda sürü sepet mahşer
sen bu yanda
zata mahsus kişilik dünyanda
nefsi azizinle ilâ maşallah
al takke ver külâh!
evvela gökyüzü alıp başını çekip gitti
o gökyüzü ki gözünün bebeğinde mihenk taşı
kırk yıllık dost, çocukluk arkadaşı
derisi derine bitişikti
evvelâ gökyüzü alıp başını çekip gitti
sonra göç eyledi çınar dalları
arkasından yola düzüldüler
martılar, çakıl taşları, güvercinler.
velhasıl yüzünü güldüren cümle incik boncuk
bir başka diyara göç ettiler aziz çocuk
bir de baktım ki dikilivermiş karşına,
bir endam aynası misillû
bütün heybetiyle insanoğlu.
ama gösterdiğin suret senin suretin değil,
insanoğlu bu;
sadece meyvelerden ve hazlardan ibaret değil.
bir dilimi zehir zıkkım,
bir dilimi candan tatlı
insanın tarifi bu oğul, sevdanın değil.
bir de baktın ki etrafını insanlar almış
halka halka, dizi dizi, arşa kadar
bir yapı içresin ki insandan kurulmuş
duvarları insandan örülmüş,
harcı insan, tuğlası insan,
tavanı döşemesi insan,
acısıyla, sızısıyla
alnının kara yazısıyla
korkudan tutulmuş dilleri,
iç içe çapraşık yolları
bin türlü acaip halleriyle insan.
bir de gördüm ki insanmış her ne var âlemde
meğer her şeyin aslı astarı insanmış
insan âlemde hayal ettiği müddetçe değil,
.....aziiiiz şair,
insanları sevdiği kadar yaşarmış.
insanları seven mis
sevmeyen bir hoş kokarmış,
bundan ötesi yalan
allı yalan, pullu yalan
yalan oğul yalanmış.
1950 senesinde mernuş
bu şiiri böyle söylemiş.