Şimdi izledim fakat ne puan versem bilemiyorum. Belgesel deseniz belgesel olmak için fazla bilinemeyecek saçma detay var ve bir o kadar da önemli detay yok. Göring ve Jackson arasındaki diyaloglar çok daha uzun ve detaylıdır. Tabiki bu bir film ve…devamıŞimdi izledim fakat ne puan versem bilemiyorum. Belgesel deseniz belgesel olmak için fazla bilinemeyecek saçma detay var ve bir o kadar da önemli detay yok. Göring ve Jackson arasındaki diyaloglar çok daha uzun ve detaylıdır. Tabiki bu bir film ve hepsini süre bakımından veremezler fakat önemli kısımlar yine de verilebilirdi fakat günümüzdeki sağcıların bu söylemleri propaganda olarak kullanmalarını istememişler belli ki. Tek istedikleri, Göring ve nazileri kendilerine gereksiz güvenli fakat yenilen kişiler olarak resmetmek.
Ve fakat gerçekliği oldukça tartışmalı olan sözde yahudi işkence kampları üzerinden yahudi ajitasyonu da bolca var. Ben bu filmin tamamen avrupa ve amerikada yükselmekte olan aşırı sağ ve Trump’ın alışılmışın dışında gelişen otoriter yönetimine yönelik çekildiğini düşünüyorum. Yahudilerin tehcir edilmek istendiği doğrudur. Gaz odaları ve planlı soykırım ise yalandır. Çalışma kampları da doğrudur fakat sovyetler ve amerikanlar da aynı çalışma kamplarını kurmuştur. Emre itaat etmeyen de bir yerden sonra öldürülür. Kanıt kalmasın diye de cesetler yakılmış olabilir. Süreç her ne kadar kötü olsa da savaşta her ülke tarafından yapılabilecek ve canavarca olmayan bir süreçtir. Ayrıca almanyaya savaş ilan eden de yahudilerdir. Bankaları kapatıldıktan ve para muslukları kapatıldıktan sonra. Yine almanya hiçbir zaman ingiltere fransa ve amerikaya savaş ilan etmemiş, ingiltere kendi kendine, kendisiyle hiçbir ilgisi olmayan polonyayı bahane ederek 2. Dünya savaşını başlatmıştır.
Bir dram filmi niteliğinde, politik amaç taşıyan, tarihi film kisvesi altında.
Neticede nazilerin birçoğunun NASA ve NATO’da görev aldığı, mahkemeye çıkarılan nazilerin ise savunmaları ne kadar meşru olursa olsun infaz amaçlı çıkarıldıkları ve ABD güdümlü bir sahte hukuk sisteminin inşası için kullanıldıkları açıktır. Dresden de (hiçbir askeri yapı/hedef olmayan bir şehir) bile isteye onbinlerce, yüzbinlerce sivil İngiliz ve Amerikan yangın bombası bombardımanı sonucu öldürülmüştür. Bu sırada Almanya zaten teslim olmak üzereydi. Savunmada Amerikanlara aşırı kayıp verdirerek ilerlemelerini durduran Japonya’ya karşı ise 2 atom bombası ile siviller yine katledilmiştir. Ve tarih kazananlar tarafından yazılmıştır.
Dolayısıyla bu film için bir puanım yok. Böylesine politik doğrucu bir filme ne yüksek puan verebilirim, ne de Russell Crowe’un oyunculuğuna ve filmin sanatsal yönüne haksızlık edip düşük puan verebilirim.