Spoiler içeriyor
- 09.10.2025 - 11.01.2026 - Sonunda uzun sezonlu bir dizi bitirdim, inanamıyorum! Film izlemeyi çok sevsem de ne yazık ki dizi izlemek konusunda o kadar başarılı değilim. Merak ettiğim çok fazla yapım olduğu için tek bir yapımda aylarca kalmak beni…devamı- 09.10.2025 - 11.01.2026 -
Sonunda uzun sezonlu bir dizi bitirdim, inanamıyorum!
Film izlemeyi çok sevsem de ne yazık ki dizi izlemek konusunda o kadar başarılı değilim. Merak ettiğim çok fazla yapım olduğu için tek bir yapımda aylarca kalmak beni zorluyor, genelde kısa süren dizileri tercih ediyorum. Ama Gilmore Girls benim için bir ilk oldu. Bence ilk uzun soluklu dizi olarak gayet iyi bir seçim yapmışım. Diziyi izlediğim süreç boyunca bazı tepkilerimi telefonuma not aldım ve okuyunca duygulandım, ne çok şey yaşanmış. Son bölümde de gözyaşlarımı tutamadım zaten.
Kasabanın etkinlikleri, ikonik insanları, mevsimleri ve o mevsimlerin gerçekten yaşanıyor olduğunu hissettiren atmosferi gerçekten çok güzeldi. İnsanın Stars Hollow’da yaşayası geliyor izledikçe. Tabii bunun dışında Lorelai ile Rory’nin çalkantılı aşk hayatlarını izliyoruz. Başlarda çoğu kişinin düşündüğü gibi, anne-kız olarak ikisinin de çok dengesiz davrandığını düşünmüştüm ama zamanla düşüncelerim değişti. Neden dizi diye onların kusursuz olmalarını bekliyoruz ki? Zaten en doğru insani kararları alacaklarına dair bir iddiaları yok. Hayat da böyle değil midir? Hepimiz en doğru kararları aldığımızı ya da alacağımızı sanarız ama aslında işleri berbat etmişizdir. Onların da birer insan olduklarını düşündüğümden beri bu konuya daha esnek yaklaşıyorum. Tabii yine de aldatmaları ve aldatmaya benzeyen girişimleri tasvip etmiyorum.
Dean karakteri Rory için tam bir lise aşkıydı bence. Gerçekten çok tatlılardı ama geleceğe umut tutan bir ilişki değildi, geçmişe baktığınızda çok mutlu olduğunuzu hatırladığınız çocuksu ve tatlı bir aşk gibiydi sadece. Sonra Jess giriyor tabii hayatına, her ne kadar Dean’in Jess için bir anda kenara atılmasını hoş bulmasam da Jess karakteri daha ilgi çekiciydi bence. O da ergendi, hatta ailesinin yaşattığı travmalar yüzünden çok asi bir ergendi ama yine de kendine has bir tarzı vardı. Ben Jess ile daha çok shipledim Rory’i. Çünkü Dean’le çok monotonlardı ya, sohbetleri falan çok tıkanıyordu. Ayrıca bir bölümde Jess aynı Luke gibi giyinmişti, çok komik ve tatlıydı. Tabii bölüm bölüm Jess’in ergenliğinin tavan yaptığı oluyordu ve o zamanlarda ona katlanmak zordu gerçekten. Sonra sevgili oldular da yani nedendir bilmiyorum Jess sevgili olunca çok değişti, çok gamsızlaştı, işte tam o noktalarda tat kaçırıcı olmaya başlamıştı. Hatta 3. sezon 19. bölümde partide yaptığı davranıştan dolayı onu kınamışım, tam bir abaza gibi davranmıştı. O partide Dean’in Rory’i koruması çok hoştu cidden 🤭
Notlarıma yazdığıma göre; 3. sezon 7. bölümde Dave, Lane’in annesine rol yapmış ve çok hoşuma gitmiş. Ya gerçekten o çift çok tatlıydı, ben çok yakıştırıyordum. Sonrasında Zack ile mutlu olduğunu biliyorum ama nedense Zack ile hiç yakıştıramadım Lane’i. Tabii bu süreçlerde Lorelai’nin de Chris mevzularıyla uğraştığını hatırlıyorum, çok üzücüydü ya. Tam ona güvendiği anda birden bebek muhabbeti çıkmıştı ortaya, çok üzülmüştüm. Ama onun da kararları çok değişken, bir bakıyorum Luke’a yaklaşıyor sonra bir bakıyorum Chris’e geri dönmüş, kaçıngan bağlanmanın ayaklı tanımı gibiydi yani.
Beğendiğim bölümlerden biri ise 4. sezon 6. bölümdeki sanat festivali bölümüydü. Gerçekten çok yaratıcı bir etkinlikti, keşke Türkiyede de böyle etkinlikler yapılabilse. Ayrıca aynı sezon içerisinde 9. bölümde Richard’ın eski sevgilisiyle her sene bir kez yemek yediğini öğrenmişiz, şok olmuştum ve Emily’e kesinlikle hak vermiştim. Her ne kadar despot ve katı bir kadın olsa da öyle bir saygısızlığı kesinlikle haketmiyordu. Bir de 2. sezon 7. bölümde anne-kız moda defilesi sahnesinde Lorelai ile Emily çok tatlıydı bence. Aralarındaki duvarı aşabilseler çok tatlı oluyorlar ama Emily sağolsun o duvarı hep yeniden inşa etmek zorunda kalıyorlardı.
Rory’nin Dean evli olduğu halde onunla sevgili olduğu bölümler fazla saçmaydı. Hatalar yapmalarını anlıyorum ama zeki oluşu bu kadar vurgulanan bir kızın böyle bir hata yapması bence pek gerçekçi değil. Sonuçta bu kız bölümler boyunca çalışkanlığıyla ve realistik zekasıyla övüldü, kadın hakları konusunda birsürü kitap okudu. Nasıl gidip de evli bir insanla beraberlik yaşayabilir? O kısımlar saçmalıktı bir de Lorelai’ye kötü davrandığı zamanlar da saçmalıktı. Lorelai’nin anneliğinin kusursuz olduğunu düşünmüyorum kesinlikle problemler var ama yine de kızına dost ve anne olmaya çalışan bir kadındı.
Sonra Logan giriyor hayatına, bana kalırsa Rory’nin gerçekten aklı başında olan tek sevgilisi Logan oldu. Gerçi onun da ne kadar aklı başındaydı tartışılır da, işte. Başlardaki çılgınlığı ve sonradan oturan karakter gelişimi hoşuma gitti, onun da çok fazla kusuru vardı tabii ki ama Rory’le birbirlerine denklerdi bence. Tabii bu esnalarda Rory’nin üniversiteyi bırakması, havuz evinde boş boş takılmaları, Lorelai’yi yüzüstü bırakması falan çok saçma bölümlerdi. O kısımları hızlı hızlı izleyip geçtim yani.
Gelelim benim favori karakterime, Luke’a ✨ Eminim sadece benim değil, çoğu izleyicinin favorisidir çünkü adam resmen yürüyen green flag. Yıllarca Lorelai’yı beklemesi, ona buz pisti yapması, Rory’i kendi kızı gibi görmesi, Lorelai’ın birçok erkek arkadaşını Luke’un gözüne sokmasına rağmen bir şey dememesi… Bence çok hoş bir karakterdi. Tabii ona da gıcık olduğum kısımlar vardı, kızı olduğunu öğrendiğinde girdiği hal bence çok saçmaydı, bir anda gamsızlaşmıştı. Yıllarca sevdiğin kadına bir anda öyle gamsızlaşamazsın yani. Çok durağan bir karakter, bir karar alması ve harekete geçmesi çok vakit alıyor ve insan onu beklerken çatlayacak gerçekten, bu yüzden Lorelai’yı çok iyi anlıyorum. Ama son sezonun son bölümünde yaptığı gerçekten çok hoştu, tüm kasabayı ayarlaması, saatlerce uğraşıp yağmurluklardan korunak yapması 🥹 Bu yüzden kavuşmalarına çok sevindim.
Özeten, doğrularıyla yanlışlarıyla çok tatlı bir kasabaydı Stars Hollow. Dizinin renk paletleri o kadar tatlıydı ki izlerken çok keyifli vakit geçiriyor insan. Akşamları kendimle vakit geçirirken çok kıymetli bir şekilde yer aldı benimle. Lane’in Bayan Kim ile olan bağ gelişimi, Paul Anka, Paris’in kendine has tavırları, Rory’i kitap okurken görmek, karakterlerin diyalogları arasına kültürel espriler sıkıştırmaları, Luke’un yemekleri, her şey çok hoştu. Ve şunu söylemeden geçemem, bu dizi beni inanılmaz acıktırdı 🥞🫐
Sanırım dizinin devamı olan 4 bölümlük bir yapım daha var, onu da kısa zaman içinde izlerim. Gilmore Girls serüveni güzeldi, keşke daha önce izleseymişim, biraz geç kalmış gibi hissettim 🥲
Puanım: 7/10