Spoiler içeriyor
böyle bir filme ihtiyacım varmış. farklı bir atmosfer, göz sokulmadan da gösterilen farklılıklar, anlaşılabilir ve empati kurulabilir karakterler, merak ettiren ama yormayan, hoş, samimi, oldukça güzel bir film olmuş. izlerken beni tatlı ve samimi bir ortama çektiğini hissettim. yer yer…devamıböyle bir filme ihtiyacım varmış. farklı bir atmosfer, göz sokulmadan da gösterilen farklılıklar, anlaşılabilir ve empati kurulabilir karakterler, merak ettiren ama yormayan, hoş, samimi, oldukça güzel bir film olmuş. izlerken beni tatlı ve samimi bir ortama çektiğini hissettim. yer yer duygusaldı ve farklı hissettirdi. bazı yerlerde güldürdüğü, gülümsettiği de oldu.
luke, istediği ve yeni adım attığı hayatına doyamamış. savaşta ve genç yaşta ölmüş, sonra da sevdiği kadını 67 yıl beklemiş. beklerken de tıpkı joan gibi hayatına devam etmiş ve sonunda istediği ebediyete kavuşacağını düşünen biri olarak kendisiyle empati kurdurabildi. onun yerinde olsaydım ve birini çok sevip onlarca yıl onu bekleseydim, onunla geçireceğim sonsuzluk hayaliyle onu bekleseydim belki onun gibi davranabilirdim. hissettiği beklentiyi, hayal kırıklığını ve öfkeyi anlıyorum. favorim değil. aslında anna dışında pek favorim yok diyebilirim. bir de karen vardı galiba. neyse, konuya dönersek. anlıyorum.
larry ise hep bir hayaletin gölgesinde kalmış, sürekli istemli veya istemsiz olarak bir kıyaslanma içinde. bu yüzden joan mutlu olsun diye uğraşmış sürekli. yaşlandıkça da sürekli şikayet eden biri olmuş. öldüğü anlarda bile son gördüğü, duyduğu şeyler luke ile ilgiliydi. onunla kıyaslanıyordu. bu yüzden joan gelene kadar onu bekleyip, sonra da önden gitmeye karar vermesi de bence çok normaldi. hayatı boyunca hep eşini mutlu etmeye, onun bitmeyen yasını mutlulukla süslemeye çalışmış. joan belki de yaşanmamış ihtimallerin ve aniden yitip giden sevgilinin yasını ve belki de sonrasında başkasıyla yaşanan mutlu bir ömrün suçluluk duygusunu taşıyordur. bu yüzden yasına suçluluk duygusu da bulaşmış olabilir ve bu duygu öyle kolay geçmez. larry de sürekli joan mutlu olsun diye uğraşmış. uğraştığı ve bilmediği şeylerden biri de belki budur. luke'un da orada olduğunu ve böyle bir durumla karşılaşacaklarını da bilmiyordu. bu yüzden joan onun peşinden gelir diye düşünmüştür, diye düşünüyorum. zaten joan geldiği gibi onun peşinden fırladı. bu yüzden her ne kadar joan öyle söylese de larry'nin bencil olmadığını düşünüyorum. bunun farkına o da varmıştır belki, bilemiyorum.
joan ise iki kere benzer yasla karşılaştı. iki durum da zor, farklı ve karşılaştırılamazlar. ben onun, ikisini de karşılaştırıp birini ötekine göre daha iyi bulup bulmadığını düşünmüyorum. biri, sevdiğiniz biri öldüğünde onunla olan anılar da sevgi de ölmüyor. özellikle de ani bir kayıpsa. şimdi burada olsaydı veya başka şekilde olsaydı nasıl olurdu diye düşünüyorsunuz. yukarılarda da söyledim zaten. o yüzden luke ile karşılaştığında o hale gelmesi bence normal, onun yasını tutmaya devam etmesi de sonra hayatına devam etmesi de. ölenle ölünmediği de doğru. evet insan çok kötü hissediyor, zaman zaman ilk günkünden daha beter hale gelebiliyor. o yüzden joan kararsız kaldığında larry'nin söylediği gibi açık büfeden seçim yapmaya çalışan biri gibi değildi. sadece yaşayamadığı hayat ve yaşarken mutlu olduğu hayat arasında sıkışmış. sonrasında zaten yaşayıp gördü ve bence güzel de bir seçim yaptı.
ben ilk başta filmin sonunun, joan ve karen'ın birlikte bir ebediyete gitmesi olacağını, ikisini de seçmeyeceğini düşündüm. ancak filmin sonu beklediğimden daha güzel oldu. kesinlikle izlemeye değerdi.