Spoiler içeriyor
- 14.01.2026 - Anthony Hopkins’in oyunculuğuyla taçlandırdığı 1991 yapımı bu film, hepimizin karşısına illaki çıkmıştır. Ben yüksek düzey korku içerdiğini zannettiğim için yıllarca izlememiştim fakat psikolojik gerilim olduğunu görünce izleyeyim dedim. İyi ki de izlemişim, filmi izleyince neden kült olduğunu…devamı- 14.01.2026 -
Anthony Hopkins’in oyunculuğuyla taçlandırdığı 1991 yapımı bu film, hepimizin karşısına illaki çıkmıştır. Ben yüksek düzey korku içerdiğini zannettiğim için yıllarca izlememiştim fakat psikolojik gerilim olduğunu görünce izleyeyim dedim. İyi ki de izlemişim, filmi izleyince neden kült olduğunu anladım. Anthony Hopkins filmde sadece 16 dakika yer almasına rağmen tüm filmi sırtlanmış resmen, inanılmaz bir performans. Jodie Foster de çok iyi bir oyunculuk sergilemiş, mimiklerinden duygularını çok iyi hissettirmiş.
Gelelim filmin en çarpıcı ve başarılı detaylarına, Anthony Hopkins hiçbir sahnesinde göz kırpmamış. Zaten kamera açıları o kadar iyi ayarlanmış ki kendinizi bir av gibi hissediyorsunuz izlerken. Clarice hariç herkeste kamera göz hizasında olduğu için inanılmaz bir hakimiyet söz konusu, bu hakimiyeti de Anthony Hopkins çok iyi yönetmiş. Tüm erkeklerin Clarice karakterine baktığı sahnede gerçekten tüm gözler üzerinizdeymiş gibi hissediyorsunuz, oysa kamera Clarice’ye geçtiğinde o kameraya değil daha farklı bir hizaya bakıyor, orada farklı bir his geliyor insana. Filmi izlemeye başladığım ilk anda bu kamera tekniğini gördüğümde çok iyi bir film izleyeceğimi anladım zaten. Lecter karakterinin yüksek zekası ve soğukkanlılığı olduğu gibi geçiyor izleyiciye. Sanki bir oyuncuya değil de gerçekten o karaktere bakıyor gibiydim. Yani senaryosuyla, oyuncularıyla, teknik özellikleriyle ve atmosferiyle sapasağlam bir filmdi.
Et Yemenin Cinsel Politikası kitabını okumadım ama biraz göz gezdirmiştim. Et tüketiminin şiddeti beslediğinden bahsediyordu, kesinlikle katılıyorum, ilkel çağda avlandığımızı düşünürsek pek de tesadüf değil zaten. Hannibal Lecter karakterinin felsefesini bilmiyorum ancak yamyamlığının bu şiddet sevgisinden ve güç tutkusundan geldiğini düşünüyorum. Kendisi karşısındakinin yüzüne dahi bakmadan yalan söylediğini anlayabilecek kadar zeki bir karakter, öldürme yöntemi de cafcaflı tabii ki. Ama Clarice karakteri de oldukça güçlü bir karakter, erkek egemen bir meslekte kadın olarak ayakta durmaya çalışıyor. Bunu sadece suçlularla değil kendi mesleğine mensup erkekler tarafından maruz kaldığı bakışlardan çok net bir şekilde anlıyoruz. Lecter karakterinin psikiyatr olması ona Clarice’in zihninde dolanma fırsatını çok iyi bir şekilde sunuyor. Hatta ataerkil düzenin ve Clarice’in nelere maruz kaldığını tahmin ediyor olacak ki diğer mahkum ona meni fırlattığı için onu kendi dilini yutacak kadar manipüle edebiliyor. Oldukça derin bir şekilde çözümlenecek bir film, çözümlemeye bilgim yetmiyor diyebilirim. Afişindeki Afrika Ölüm Kelebeği yani Latince ismiyle Acherontia Atropos bile oldukça anlamlı. Buffalo Bill karakteri de oldukça derin bir hikayeye sahip.
Bir sitede okuduğuma göre, kuzu mitolojide ve dinde saflığın, yeniden doğumun sembolüymüş. Clarice de geçmişinde kuzuları ölümden kurtaramadığı için kadınları ölümden kurtarmak istiyormuş, yani psikolojik tahlil olarak böyle yorumlanmış. Hannibal Lecter ise kibarlığının arkasına saklanmış bir yırtıcıdır.
Özetle, kategorisinde izlediğim en iyi filmlerden biriydi. Bunca yıldır izlememekle hata etmişim. Devam filmlerini de yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum.
Puanım: 10/10