Ne zaman bulunduğum bir ortamda feminizm konusu geçse bu konudaki görüşlerimi belirtmekte oldukça zorlanıyorum. Çünkü feministim dediğimde, popüler kültür ile birlikte ortaya çıkan "modern feminist" topluluklar akla gelebiliyor ve onlarla hemfikirmişim gibi algılanma yanılgısı beni korkutuyor. Çünkü belli bir kesimin,…devamıNe zaman bulunduğum bir ortamda feminizm konusu geçse bu konudaki görüşlerimi belirtmekte oldukça zorlanıyorum. Çünkü feministim dediğimde, popüler kültür ile birlikte ortaya çıkan "modern feminist" topluluklar akla gelebiliyor ve onlarla hemfikirmişim gibi algılanma yanılgısı beni korkutuyor. Çünkü belli bir kesimin, esas feminizm görüşünden kopan fikirlerini de aynı çatı altında lanse ettiklerini düşünüyorum. Öte yandan feminist değilim demek de içimden gelmiyor, sanki kadın olmama, kadınlığıma ihanet eden bir söylem gibi algılanıyor. Oysa her ikisi için de biraz fazla düşününce ne alaka diyorum. Bazen bir feminist ile oturup konuşunca ne kadar benzer görüşlere sahip olduğumuzu görebiliyorum, bazen ise tam tersi.
Le Guin bu kitabında feminist ifadelerde bulunurken aynı zamanda feminizmi eleştiren bir üslup takınıyor. Bu beni ne kadar rahatlatıyor anlatamam, bir ideolojiyi benimsemek onun çekilebileceği her noktayı da benimsemek veya o noktalara da sempati beslemek demek değildir. İdeolojilerin, fikirlerin, görüşlerin vs. net ve keskin bir çerçevesi olmak zorunda değildir ve bireyler de bu ideoloji/fikir/görüşlere tamamen aynı pencereden ve aynı gözle bakma zorunluluğuna itilemezler sonuçta. Örneğin ben yanlış anlaşılma kaygısı güttüğüm noktalarda açıkça bunu dile getirebilirim. "Ben feminizme böyle bir pencereden bakıyor ve sağ yahut sol tarafından bu görüşü destekliyorum" deme özgürlüğüne sahibim. "Benim desteklediğim ve benimsediğim feminizm böyle bir alana, böyle de bir çerçeveye sahip. Senin feminizm diye adlandırdığın şey benim çerçevemin dışında kalıyor." deme opsiyonuna sahibim.
Le Guin kendi feminizm çerçevesinden, yer yer feminizmi eleştirme noktasına da uzanarak kadınlar ve yazarlık gibi kavramsal ilişkilere dair bakış açısını bu güzel kitapta bizlerle paylaşıyor. Kadınlara dayatılan toplumsal roller, sorumluluklar, kadın yazarlar üzerindeki psikolojik baskılar gibi konular keyifli bir üslupla işleniyor. Ne çok uzun ne çok kısa, tam tadında bitiriyor.
Feminizm hakkında olumlu veya olumsuz düşünceleriniz olabilir, nötr bir açıdan da bakabilirsiniz konuya. Kadın yazarlara önyargınız vardır belki. Kadın dediğin evde çocuk bakmaktan başka neye yarar? Çocuklar yemek beklerken oturup yazı yazmanın sırası gelir mi? Yazar dediğin mutlaka taşaklı mı olmalı? Böyle sorulara böyle bir kitap ile cevap bulunabilir. Feminist olun veya olmayın umurumda değil, kadın veya erkek olun ne fark eder? Bakış açınızı genişletmek ve aynı zamanda feminizme Le Guin gözüyle bakmak isterseniz bu kitaba bir şans verebilirsiniz.
Bu arada kitap tamamen feminizm üzerine gibi anlaşılmasın. Pek çok bölümden oluşan bir kitap ve çeşitli kavram/konuları kapsıyor. Ben en çok feminizme vurgu yapmak istedim sadece. Keyifli okumalar.