Spoiler içeriyor
+"𝒔𝒐̈𝒚𝒍𝒆𝒓 𝒎𝒊𝒔𝒊𝒏𝒊𝒛, 𝒌𝒖𝒎𝒂𝒓𝜾 𝒃𝜾𝒓𝒂𝒌𝒎𝒂𝒚𝒂 𝒏𝒊𝒚𝒆𝒕𝒊𝒏𝒊𝒛 𝒗𝒂𝒓 𝒎𝜾?" -"𝑙𝑎𝑛𝑒𝑡 𝑜𝑙𝑠𝑢𝑛 𝑘𝑢𝑚𝑎𝑟𝑎! ℎ𝑒𝑚𝑒𝑛 𝑏𝚤𝑟𝑎𝑘𝚤𝑟𝑑𝚤𝑚, 𝑡𝑎𝑏𝑖𝑖 𝑒𝑔̆𝑒𝑟..." +"𝒆𝒈̆𝒆𝒓 𝒕𝒆𝒌𝒓𝒂𝒓 𝒌𝒂𝒛𝒂𝒏𝒔𝒂𝒚𝒅𝜾𝒏𝜾𝒛 𝒅𝒆𝒈̆𝒊𝒍 𝒎𝒊?.." kitap yirmibeş yaşında bir öğretmen olan aleksey'in, bir rus generalin yanında öğretmenlik yapması ve dolayısıyla onun masasına oturması ile başlar. bu…devamı+"𝒔𝒐̈𝒚𝒍𝒆𝒓 𝒎𝒊𝒔𝒊𝒏𝒊𝒛, 𝒌𝒖𝒎𝒂𝒓𝜾 𝒃𝜾𝒓𝒂𝒌𝒎𝒂𝒚𝒂 𝒏𝒊𝒚𝒆𝒕𝒊𝒏𝒊𝒛 𝒗𝒂𝒓 𝒎𝜾?"
-"𝑙𝑎𝑛𝑒𝑡 𝑜𝑙𝑠𝑢𝑛 𝑘𝑢𝑚𝑎𝑟𝑎! ℎ𝑒𝑚𝑒𝑛 𝑏𝚤𝑟𝑎𝑘𝚤𝑟𝑑𝚤𝑚, 𝑡𝑎𝑏𝑖𝑖 𝑒𝑔̆𝑒𝑟..."
+"𝒆𝒈̆𝒆𝒓 𝒕𝒆𝒌𝒓𝒂𝒓 𝒌𝒂𝒛𝒂𝒏𝒔𝒂𝒚𝒅𝜾𝒏𝜾𝒛 𝒅𝒆𝒈̆𝒊𝒍 𝒎𝒊?.."
kitap yirmibeş yaşında bir öğretmen olan aleksey'in, bir rus generalin yanında öğretmenlik yapması ve dolayısıyla onun masasına oturması ile başlar. bu masada kadınlar, erkekler, ruslar, fransızlar ve bay astley vardır.
zamanla ortama müdahil olan aleksey, generalin fransıza borç içerisinde olduğunu ve mallarını ipotek ettirdiğini ancak annesinden kalan mirası beklediğini öğrenir. masadaki herkes bu büyükanne hanımefendinin ölümünü bekliyordur zira onun ölümü ile masadaki dengeler birazcık değişecektir.
bunlar bir yana bizim aleksey generalin kızı polinaya karşı bir tutku hisseder, aşk da olabilir takıntı da. emin değilim. onun yüzünü güldürebilmek(?), ondan bir gıdım da olsa ilgi alabilmek için soytarılıklar ve şaklabanlıklar yapar, kendini küçük duruma düşürür. bu durum polina'nın hoşuna mı gidiyor, sinir mi ediyor kitabın başlarında bilinmez çünkü kendisi bipolar davranan bir hanımefendidir.
polina ile aleksey ilişkisinin başlangıcı, bir gün polina'nın aleksey'den onun için kumar oynaması istemesine dayanır. bizim şaklaban da ilk defa o zaman kumarını oynar.
ve kazanır da doğrusu. ama bir triplere girmiştir bizim aleksey, 'ben senin için oynadım polina, kendim için oynamadım. bu parayı kabul edemem, etmem. parayı sen kazanıp ya da kaybedeceğimin bilincinde olup verdin. ben kendim için oynasaydım eminim ki kazanırdım..'
tarzında laf salatası yapar. kumarhaneye ilk adım attığında, mêkanı ve insanları yargılaması ve bayağı bulması da cabası.
heyhat, ne safmış başlarda aleksey.
neyse gel zaman git zaman aleksey kendisi için de kumar oynamaya başlıyor ve bağımlılık burada başlıyor. haydin cümleten geçmiş olsun.
bizim aleksey o bataklığa girmişken masadakiler hâlâ büyükannenin ölüm haberini bekliyordur, ancak gelen ölüm haberi değildir de büyükannenin ta kendisidir. herkes şok içindedir akabinde diva hanfendiciğimiz ise siz ölümümü mü bekliyordunuz safozlar diyerek fevkâlade bir giriş yapar.
ve tak, gözüne bir eleman kestirir: aleksey. onunla birlikte kumar masalarında yatıp, kumar masalarında kalkmaya başlar. generalin kendine bırakacağı zannettiği frankları birer birer değil onikişer onikişer masalarda çatur çutur yer
hem de müthiş bir taktikle. hep aynı taşa, (sanırım masaya?) oynayarak kazanmaya çalışıyordur bu çılgın. krupiyeler ve etrafındakiler sorar, 'madam parayı nereye yatıracaksınız.' ve o ilahi yanıt gelir: 'zéro'
ksmckdm code geass izledikten sonra bendir.
divamız parasını bitirir, generale zırnık koklatmadan memleketine döner. ups, ortada beklenilen miras yoktur. generalle parası, şanı, şöhreti, maddi ne varsa onun için evlenmek isteyen madam blanche para yoksa ben de yokum, bye diyerek generali bırakır. ah be general ah.. ne çektin bu kadından.
o sırada polina da aleksey ve bay astley arasında ikili oynar, ancak yazık aleksey'in bundan haberi yoktur. polina bir gece yarısı aleksey'in odasına girer ve onu bekler. beklenen gelir. -anca kitaplarda gelir zaten..- aleksey onu görünce şaşkınlıktan bir hâl olur, gecenin o saatinde karşıt cinste birinin odasına girmenin ne demek olduğunun farkına varır. müthiş bir duygu silsilesi geçirir.
polina ise ondan para istemeye, fransıza -adı das greux muydu neydi- karşı kırılan gururunu kurtarmaya çalışır.
aleksey de durur mu hiç, ah polinacığım vah polinacığım sadece beni birkaç saatliğine bekle der ve parayı bulmaya gider.
aslında başta bay astley'e gitmeyi düşünür ancak yolun üstünde cebindeki on kapikle kumar oynamaya karar verir.
dostum...
bizimki ikiyüzbin frank kazanarak birçok masayı kapattırır. elemanın karizmaya bakar mısınız...
polina'nın yanına geri döner ceplerine paralar şıkırdaya şıkırdaya. kitapta ek notların birinde üzerinde yaklaşık olarak onaltı kilo kadar para taşıdığı geçiyor.
hey maşallah. odaya hevesle girer, paraları heyecanla bir kenara bırakır ve polina'ya onu bu dertten kurtarabileceğini söyleyerek istediği miktarda parayı verir.
polina da verdiği parayı, aleksey'in yüzüne fırlatarak reddeder ve odadan kaçar?
pekii.
sonradan öğrendiğimize göre kaçtığı kişi bay astley'miş, onun yanında bir otelde kalmış. kaçarken yağmura yakalanmış da hastalanmış falan..
boşverin onları ya bizim aleksey para babasıdır artık!!! peki bu madam blanche'nin gözünden kaçar mı sizce? asla.
ertesi gün madam blanche gelir, aleksey'e iki kur yapar ve onu para karşılığında paris'e götürüp gezdirmeyi teklif eder. bizimki kabul eder sonrasında ise paris maratonu başlar.
general cabbar, evlenmek istediği hanımın aleksey ile paris'e gittiğini öğrenince tabiri caizse delirir, ancak hemen bir şey yapamaz. parasızdır çünkü.
bir ayda, paris'te ikiyüzbin frankı yerler, daha doğrusu madam blanche yer. aleksey parasını doğru dürüst harcamaz bile, garip bir boşluğun içine düşmüştür. sessizleşmiştir, polinayı görmediği için soytarılık yapmayı da bırakmıştır. kısaca sükut halindedir. general bir ay sonunda para bulup paris'e gelir blanche ile takılmaya yeniden başlar. parası biten aleksey, madam'ın onu uğurlamadan önce verdiği biraz kapikle paristen ayrılır.
lâkin almanya'ya geri dönmez, başka bir yere gider.
orada yalnız başına, kumar oynamaya başlar... önce birkaç kere kazanır, sonra üst üste kaybetmeye başlar. uşaklık yapmaya başlar, parasını biriktirir tekrar kumar oynar. kazanır ve sonra yine kaybeder, bir nevi paradoksa girer. kendini kaybetmiştir artık, kumar oynamanın verdiği zehirli ihtiras duygusuna kapılıp gitmiştir. hayattaki tek meşgalesi bir gün kırmızıya öteki gün siyaha oynamaktır.
karşımızda o eski aleksey yoktur artık.
bir gün bay astley'le karşılaşır ve gönderinin başında yazdığım sohbet geçer aralarında. bay astley çok da fazla olmamakla beraber bir miktar para verir aleksey'e. ve şöyle ekler. "az da olsa çok da olsa senin için önemli değil, kumarda harcayacaksın sonuçta"
şeklinde bir darbe vurur ve ayrılmadan bir darbe daha vurmak istercesine polina'nın aslında başından beri ondan hoşlandığını söyler...
-----------------
kitapta beni kendine çeken iki karakter var, bay astley ve büyükanne.
bay astley'i neden sevdiğim zaten ortadadır sanıyorum ki, zira tek 'adam' diyebileceğimiz şahsiyet kendisine aittir.
büyükanneyle ise şöyle bir bağdaşıklık kurdum: henüz küçükken bir oyunda jackpot oynardım ve hep aynı şeye jeton yatırıp iyi para kaldırırdım. tıpkı büyükanne gibi...
son olarak kitabı önerir miyim önermez miyim konusuna gelecektim ancak gönderiyi şuraya kadar okuduysanız zaten kitabı okumuş kadar olmuşsunuzdur.
yine de kitabı, dostoyevski'nin kumar borçları dolayısıyla sadece yirmibeş günde yazdığı bu kitabı, evet okumanızı öneririm.
📤"bazen en çılgın, en imkânsız görünen fikir kafanızda öyle kuvvetli bir yer edinir ki, öyle veya böyle gerçekleşeceğini zannedersiniz.
dahası bu düşünce şiddetli, güçlü bir arzuya eşlik ediyorsa bazen onu kaçınılmaz, önceden belirlenmiş, kadere yazılmış var olmaması, gerçekleşmemesi imkansız bir şey gibi kabul edersiniz!"
📥"işte ideal dedikleri budur, kurbanın ölüme götürülürken bile sevinmesi."