Spoiler içeriyor
Serideki Parça #9 Bak, ben öyle yarım kalmış işleri sevmiyorum; konudan bağımsız anlatıları da sevmem Brave New World veya 1984 gibi eserler hep tek bir düzlemde ilerler; kimin kim olduğunu açıkça anlatır yan hikâyeler ise her zaman ana hikâyeyi destekler.…devamıSerideki Parça #9
Bak, ben öyle yarım kalmış işleri sevmiyorum; konudan bağımsız anlatıları da sevmem Brave New World veya 1984 gibi eserler hep tek bir düzlemde ilerler; kimin kim olduğunu açıkça anlatır yan hikâyeler ise her zaman ana hikâyeyi destekler. Sergideki Parça ise kimin kim olduğunu çok iyi anlatmıyor
Ana konuya gelince nefes alıyorum ama adamın sergiye kendini kaptırmış gibi yaptığı, anlaşılmaz bir şekilde konudan konuya atladığı sahneler kafamda sürekli “burada ne söylemeye çalışmış” alarmını çaldırıyor bayağı sıkıldım. şimdilik kitaba iki puan veriyorum ama devamı nasıl gidecek, diğer hikâyeler nasıl olacak, bakalım.
Miller vizyonsuzun tekidir ayrıca sadece tahmin ediyorum; geleceğe umutla bakıyorum ve karın ile çocuğunun olduğu yirminci yüzyıl yaşantısını mı seçiyor, gerçekten ? sanırım Brave New World evreninde “Vahşi” olmaya özeniyor 🧌
İlla bir seçim yapmam gerekirse, seninle benim birlikte olduğumuz en mutlu hâlimizin ve sonsuz yaşamın olduğu bir sergi yapardım doğrudan “ol” dediğim zaman olan bir evren ama buna mutlaka “saçmalamama” şartı eklemek gerekiyor; çünkü tek adamlık güç zehirlenmesi getirir.
Yolcu #4
Jacobson ve Paine hemen hastaneye gitsinler. Paine, eğer gerçekten Macon Heights bölgesini bulmak istiyorsa, garip adamın görüldüğü istasyondan 45 dakikalık bir rota oluştursun ve bu konumları yuvarlaklar çizerek teker teker gezsin. Paine neden Laura ile birlikte Macon Heights’ı araştırmıyor ? Paine, değişimi kaybetme duygusu üzerinden yaşıyor; eskiye bağlı kalmak, aslında kaybedeceği alışık olduğu durumların bilindik duygularını yitirmekten korkmasıyla ilgili. hikâyede Paine’in içsel anlam arayışı yerine, Laura ile doğrudan bir maceraya atılmasını isterdim ilişkileri daha detaylı anlatılabilirdi; yine de ilk hikâyeye göre daha iyiydi ve sorgulama tarafımı ürpertici bir şekilde okşamayı başarabildi
Big Fish (2003)
Olmayan Gezegen #3
Olmayan gezegen Dünya, sanırım insanlığın cehaletiyle yok edilmiş; unutmak istediğimiz bir geleceğin efsanevi hatırası. para uğruna yaşlı kadını kandırmaları, aslında geçmişin değişmediğinin, yalnızca şekil değiştirdiğinin en acı kanıtı. ölümün olduğu yerde zevkin de sürdürülemez olduğunu düşünüyorum bu şartlar altında savaşmak bana saçma geliyor insanlık olarak öldürmenin farklı yollarını bulmak yerine, ölüm hastalığına çözüm bulmalıyız ☮️🇺🇳
İpteki Yabancı #5
İpteki yabancıyı umursamamak, ancak sistematik cehaletin üyesi olan koyun sürülerinin davranışıdır Edward C. Loyce gibi avcıların yemine düşerek kurtarıcı beklemek yerine, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi kurtarıcı siz olun; çünkü siz susarsanız kimse bir şey yapmayacaktır. Loyce’un polis olmadıklarını anladığı memurlardan kaçması ve belediye binasında uzaylılar gördüğünü sanması, aslında toplumların içindeki siyasal kutuplaşmayı yansıtmaktadır
Satış Konuşması #6
Reklamların sadece reklam olarak kalması gerekiyor kapital, rahatsız etme boyutunda çevre kirliliği yaratıyorsa bu engellenmelidir. reklamlardaki imgelere herkes maruz kaldığı için reklamlardaki pornografi doğrudan sansürlenmelidir buna örnek olarak Birleşik Krallık’taki seks oyuncakları dükkânları verilebilir.
Yüz yıl geride kalmış bir dünyaya Sally ve Morris’in modernlik götürebileceklerini düşünüyorum; örneğin gelişmiş sağlık sistemlerini. “Fasrad” ve diğer rahatsız edici pop-up reklamların sorunu ise kullanıcı memnuniyetini yanlış okumalarıdır çünkü olay sadece işlevle sınırlı değildir; sunumu da kapsamalıdır. adamın sistemin bunaltıcılığından usanmış olmasını anlıyorum yine de romantik partnerini yarı yolda bırakmasının, benmerkezci ve histerik duygularının sonucu olduğunu düşünüyorum.
Yaratık Baba #7
Muhtemelen Charles’ın delirdiğini düşünürdüm ancak ben de küçükken, okula gitmek için babamla birlikte evden çıkarken babamın son anda eve geri dönmesini, galaktik federasyonun kahraman uzaylı ajanı olduğuna yorardım. Charles’ın aksine, ben babamı bir kahraman olarak görürdüm. hikâyede kuşak çatışması, türler arasındaki farklılıkların yarattığı korku üzerinden anlatılmış.
Başlıkçı #2
İnsan bilmediğinden korkar düşüncelerin gizli olmadığı bir distopyada bu yüzden yaşlı adamdan korkmaları gayet normal kendi hayatımızın içinden de köye gelen yabancı bir arabanın içine istemsizce bakmayı örnek verebiliriz. başlıkların “halka” şeklinde olması, sanki dini bir göndermenin olduğunu hissettirdi. başlıkları taktıktan sonra, takılı kaldığı süre boyunca başlıklar çıksa bile telepatlar asla kullanan kişinin zihnini okuyamıyor mu yoksa başlık çıkarılınca, yine de başlık takılı olduğu zamanın anılarını okuyabiliyorlar mı ?
İnsanın güç arayışı ve yönetimde söz sahibi olmak istemesi her zaman ortak iyi kavramına hizmet etmek zorunda değil; ekonomik çıkarlarla gizlemeye çalıştıkları gerçekleri kapatmanın bir ürünü de olabiliyor.
Foster Öldün Sen #8
Bob’un sığınak karşıtlığını dayandırdığı nokta, tüketim çılgınlığının yarattığı dayatmayı reddetmek olabilir ancak savaş kapıda mı ya da bilimsel olarak tespit edilmiş, gerçek bir savaş tehdidi var mı ? eğer savaşın varlığı kanıtlanmışsa ve sığınakların insanları gerçekten koruduğu ispatlanıyorsa, Bob tüm bu gerçeklere rağmen sığınağın varlığını reddediyorsa, o zaman Bob aşı karşıtları gibi yobazdır diğer yandan devletin görevi insanları korumaktır; insanlar devleti düşünmek zorunda değildir.
Foster gibi toplum baskısına boyun eğenler, köle olmaktan asla kurtulamayacaktır önemli olan toplumun bir şeyi nasıl gördüğü değil, asıl önemli olan medeniyetin safında durmaktır. hikâyede bu durum tüketim üzerinden anlatılmış; ancak sadece tüketim çılgınlığı değil, bağnaz ve gerici toplumun sosyal davranışlarında da aynı tema işlenebilirdi. çözüm odaklı olmak güzel bir şey ama bana yetmiyor ağlamadan, sıkılmadan; mücadele ruhuyla yobazlara ders vermek de gerekiyor.
İnsan Dediğin #1
Lester çocuk neden sevmiyor ? karısına emir vereceğine, beraber yapsınlar yemeği. evet, iş önemli ama benim aşk olarak tanımladığım duygu daha önemli. Lester’a, ilk hikâyedeki vizyonsuz Miller karakterinden daha fazla gıcık oldum Lester gibilerinin sorunu, ışıklarını paylaşmamaları sınırlardan nefret ediyorum.
Damar içi beslenme fikri güzel gibi, ancak yemeklerden aldığımız haz ile birleştirilmeli hem doğal tüketimin önüne geçeriz hem de mutlu oluruz.
Rexor IV’lü olan uzaylı Lester, acaba gerçekten duygularını mı ön plana çıkarıyor, yoksa hayatta kalmak için rol mü yapıyor ? eğer duyguları gerçekse, önemli olan Jill’in tavrı olacak sonuçta aynı türün canlıları değiller bir uzaylıya âşık olan bir kadının hikâyesi, etik ve biyoloji açısından ilginç olabilirdi ne olursa olsun sonuçta eşi değil. gerçek Lester yaşıyor bile olsa kadın onu sevmiyor. hiçbir akıllı canlının, doğrudan insansı hislere sahip bir canlının öldürülmesine karşıyım idam asla meşrulaştırılamaz en kötü senaryoda uzaylının deport edilmesidir. kadın, uzaylının hayatını kurtarmak için en doğrusunu yaptı
Otofab #10
Üretimin sadece fabrikalar tarafından yapıldığı ve bundan şikâyetçi olan bir grup insan, bana konu olarak Matrix (1999) yapımını hatırlatıyor. makineleri kontrol eden fabrikaların yayılma biçimi, aslında bize insanlara çok benziyor belli bir alana gidiyoruz ve o bölgenin tüm kaynaklarını sorumsuzca kullanıyoruz. hikâyedeki insanlar ise, yazarın her hikâyesinde olduğu gibi, yine ağlamayı seçen bir avuç kapitalist insan gibi duruyor.
Peki bu insanların amacı gerçekten sadece Otofab fabrikasını yok etmek mi, yoksa piyasacı sistemde rekabeti körüklemek mi ? yazar, kitabında şiddetin gösterilmesi konusunda tıpkı duygular gibi hep okuyucuya bırakmış üretimin insanlarda olmasını isteyen arkadaşlar neden fabrikaya doğrudan saldırma girişiminde bulunmuyorlar, anlamıyorum 4/10