Büyük bir potansiyeli olan ama oturmamış bir filmdi.Nedense bana fazlasıyla kendimi hatırlattı. Art arda Mamoru Hosoda hakkında olumsuz yorum yapıyorum ama ben yinede severim Hosoda'yı ve onun hayalgücünü. (Bu sözün göndermesini anlayan değerli okuyucu evet kedileri de severim) Film bir…devamıBüyük bir potansiyeli olan ama oturmamış bir filmdi.Nedense bana fazlasıyla kendimi hatırlattı.
Art arda Mamoru Hosoda hakkında olumsuz yorum yapıyorum ama ben yinede severim Hosoda'yı ve onun hayalgücünü.
(Bu sözün göndermesini anlayan değerli okuyucu evet kedileri de severim)
Film bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi bir sanal dünyanın tanıtımı ile başlıyor.
Oz Dünyası,burada işe girebilir ve bir kimlik sahibi olabilirsin,ayni zamanda banka,alışveriş,hatta bazı şirketler bile Oz üzerinden çalışır.Yani telefonunuzdaki bütün uygulamaların tek bir uygulamada toplandığını ve burada bir oyun avatarınızın olduğunu düşünün Oz'un olayı bu.
Hikayemiz Natsuki adlı kızın Kenji adındaki kendinden altsınıf bir oğlanı yardım bahanesi ile aile buluşmalarına götürmesi ile başlıyor.
Aile teması fena iyi işlenmiş içim ısındı.Zaten Mamoru gerçekten görselliği ve durumu iyi veriyor ah olayı da öyle verseydi...
Neyse.
Bizim Natsuki oğlanı ne yardımı için getirmiş dersiniz?
Tabii ki de sevgili rolü yapacaklarmış çünkü bu bir anime dostum.
Bu aile olayları verildikten sonra yavaş yavaş ana olaya geliyoruz.
Kenji tam uyuyacakken telefonuna bir mesaj geliyor (mesaj tabiki Oz uygulamasından geliyor her şey bu uygulamaya bağlı) upuzun bir şifreli yazı gibi.
Bizim oğlan matematik dehası ama biraz da şapşal.Telefonuna gelen matematik kodunu çözüp kendisine bu kodu atana geri yolluyor.
Evt gecenin bi yarısında gelen ultra süpheli bir kodu çözüp cevabını geri yolluyor!
Peki bu kod neymiş? OZ'un güvenlik kilidi gibi bir şeymiş.Ve bizim oğlan bunu çözünce içeri Love Machine adında bir yapay zeka giriyor virüste diyebiliriz.
Her şey Oz'a bağlı olduğu için ortalık karışıyor.Bu yapay zeka herkesin hesabını çalıyor ve şehri birbirine katıyor trafik ışıklarıyla oynuyor,uyduları bozuyor, itfaiyeye ambulansa yanlış çağrılar gönderiyor yani ülkeyi birbirine katıyor.
Ve bütün aile bu sorunu çözmek için birleşiyor.
Ama değinmek istedigim biri var,ailenin büyükannesi (ki zaten bu aile buluşması onun 90.doğum günün içindi) Sakae Jinnouchi.
Bu kadın var ya tam olarak aile ve dostluklar her şeydir temasını temsil ediyor.
Kadın o kadar gezmiş ve yeni kisi ile tanışmış ki resmen günümüzde sorulan o mükemmel sorunun cevabını veriyor
"Vefalı bir dost mu yağlı bir tost mu?" :))
O kafar tanıdığı var ki herkesi arayıp yönlendiriyor.
En sonunda ise bütün aile birlikte yeniyorlar
yapay zekayı.
Simdi gelelim asıl olaya Mamoru Hosoda gerçekten ileri görüşlü bir yönetmen ve senarist bu Film daha akıllı telefonlar bu kadar yaygın değilken sosyal medya hayatımızda bile değilken yayımlanmış bir film.2009 diyorum Hanımlar,Beyler 2009!
Ve şimdi size bu Oz Dünyası gibi bir uygulamanın günümüzde olduğu söylesem
Çin'de ayni Oz gibi her şeyin birbirine bağlı olduğu ve çinlilerin resmen hepsinin kullandığı bir uygulama var,Wechat.Bende bir videodan görmüştüm daha fazla bilgisi olan bilgilendirebilir bizi.
Şimdi Mamoru çok iyi bir görselleştirici bizi o ana çekiyor ve itiraf etmeliyim ki bu filmi izlerken gerçekten keyif aldım.Aile dinamiğini ve Türkiyede pek olmasada (söz meclisten dışarı) birbiri ile bu kadar iyi anlaşan ve birbirine bağlı olan ailelerede çok özenirim.Aidiyet duygumun eksikliğinden de olabilir bu...
Ama mantıklı tarafım bu filmin oturmadığını söylüyor yine her şeyi işlemeye çalışmış ve çorba olmuş gibiydi bir şeyler yine eksikti.
Çünkü film aynı anda hem bir aksiyon bombası, hem bir aşk hikayesi, hem de bir aile dramı olmaya çalışıyor. Ama sonunda hiçbiri tam olamıyor. Tıpkı hayat gibi; her şeye yetişmeye çalışırken hiçbir yere tam ait olamama hali... Belki de bu yüzden bana kendimi hatırlattı.
Yani sevgili Hosoda yine bir potansiyeli en azından benim gözümde daha düşük bıraktı.
Bu yazıyı Didem Madak'ın "Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım" şiirinden bazı dizelerini Hosoda'ya ithaf ederek bitiyorum;
"Siz yine de beni yanlış anlamayın bayım,
Ben yine de severim sizi,
Sizin o bitmek bilmeyen,
O bitmek bilmeyen uzun cümlelerinizi.
Hayat ne kadar kısa bayım,
Kuşlar kadar bile yaşayamıyoruz bu dünyada..."