Uzun zamandır benim için Güneş doğmuyor.Ama belkide her zaman güneşe ihtiyacımız yoktur. Her mevsime ihtiyacımız var,her güne. Sadece birlikte ve sevgi dolu olalım,her yeni güne ve her insana karşı. Bu filmi nasıl özetleyeceğimi bilmiyorum. O yüzden bu yazı karışık gelirse…devamıUzun zamandır benim için Güneş doğmuyor.Ama belkide her zaman güneşe ihtiyacımız yoktur.
Her mevsime ihtiyacımız var,her güne.
Sadece birlikte ve sevgi dolu olalım,her yeni güne ve her insana karşı.
Bu filmi nasıl özetleyeceğimi bilmiyorum.
O yüzden bu yazı karışık gelirse kusuruma bakmayın.Biraz zihin akışı gibi olacak.
Filmimiz 16 yaşında ki Hodaka Morishima'nın evinden kaçarak Tokyo'ya gelmesi ile başlıyor.Ama nedense karakterimiz evinden neden kaçtığı ile ilgili bize hiç bir şey anlatmıyor.Ama filmde bilmemizi istemiyor çünkü asıp olay neden kaçtığı değil şu an.Ve Shinkai belkide Hodaka gibi evlerinden kaçan Japon gençlerinde dikkat çekmek istemiştir...
Hodaka daha öğrenci olduğu için iş
bulamıyor ve parasıda bir süreden sonra azalıyor.Kaldığı küçük otelden çıkmak zorunda kalıyor ve Tokyo'nun o büyük ihtişamlı,kalabalık sokaklarında bir başına kalıyor.
Ne kadar büyük Tokyo,ne kadar parıltılı, herkes ne kadar meşgul ve kimse görmüyor birbirini.O koca şehirde,koca binaların içinde küçücük bir çocuk.
Bu bende uzun zamandan beri olan görünmezlik kaygımı tetikledi.Film bunu öyle bir göstermiş ki aklıma daha önceden bir yerden okuduğum şu cümleler geldi,
"Bir oda hayal edin,dört duvar kenarlarını kuşatmış.İnsan dolu içerisi ve herkes konuşmaya,derdini anlatmaya,sesini duyurmaya çalışıyor.Ve sizde bu insanlardan birisiniz.Sesiniz çoğununkinden daha cılız kelimeleriniz daha sade.Nasıl farklı olabilirsiniz ki buradaki insanlardan? Sesinizi nasıl duyurabilirsiniz?"
Tam da o sırada.Hodaka biri ile tanışıyor bir umut,bir ışık.Ve bu ışık ona 3 gündür yediği tek akşam yemeğini ikram ediyor.
Hina,Güneşin kızı.
Hodaka Tokyonun sokaklarındayken bir silah buluyor.Bu detayı unutmayın.
Sonrasında Hodaka,Tokyo'ya gelirken gemide tanıştıkları bir adamın yanında işe giriyor ve hayatı bir şekilde rayına giriyor.
Ve burada tekrar hina ile karşılaşıyor.Bazılarınız klasik der.Ben Tokyo'nun acımasız yüzü derim.
Hina ile nasıl karşılaşıyorlar biliyor musunuz? Bir adam Hina'ya para karşılığında ilişkiye girebileceği bir yere götürmeye çalışırken.Hodaka Hina'nın elini tutuyor ve oradan kaçıyorlar ama adam peşlerine bırakmıyor.Ve Hodaka bulduğu silahı kullanıyor.
Buradaki silah aslında çok acı bir detayı vurguluyor.
Modern toplum, acı çeken bir genci görmezden gelir ama o genç bir "tehdit" haline geldiğinde ona tüm gücüyle (polis, hukuk) müdahale eder. Silah, Hodaka’nın sesini duyurma çabasıdır.
Bundan sonrasında Hina ile Hodaka daha da yakınlaşır ve Hodaka,Hina'nin güneş kızı olduğunu öğrenir.Yani Hina dua ederek Güneşi açtırabiliyordur.
Ve bu sırada Tokyo durmak bilmez yağmurlar ile mücadele ediyor.Ve herkes planlarını,etkinliklerini sürekli ertelemek zorunda kalıyordur.
Hina ile Hodaka'nın aklına bir fikir gelir.Tokyo yağmurludur ve Hina dua edince güneş bir süreliğine açıyordur bunu neden bir işe dönüstürmesinler ki? Sonuçta ikisininde buna ihtiyacı vardır.Hina'nın annesi yakın zamanda vefat etmiştir.Babasını bilmiyoruz.Ve 18 olmasına az kalsa bile iş bulamıyordur.
Yani Güneş Kızı olmak mükemmel bir seçenek.
Bu şekilde maceraları başlar ve insanlara para karşılığında Güneşin o sıcak ışığını verirler.Ama bilirsiniz bir şey veriliyorsa geri de alınır bir şekilde.
(Your Name filmini izleyenler,bu filmde oradaki ana karakterler var.Ve Makato Shinkai bunu aynı zamansa kaderin birleşmesi olarak göstermiş.Her şey ve herkes birbirine bağlı felsefesi.Domino taşı gibiyiz.Hatta Shinkai bir röportajında Dünyaların birbirine bağlı olduğuna bu yüzden boğuk/karışık olduğunü söylemişti)
Ve o korkunç bedeli öğrenirler.
Tokyoda yağmurlar durmaz.Ve durmasının tek yolu Hina'nın Güneş Kızı olarak kendini bağışlamasıdır.
Normal bir filmde ne olur? Bağışlar ve şehir normale döner,diğer karakterlerde yas tutar.Çünkü kahramanlar her zaman çoğunluğu düşünür.
Ama unuttuğumuz bir şey var.Bu filmin ana karakterleri kahraman değil.Toplum tarafından umursanmamiş ve görülmemiş çocuklar.
Faydası felsefe yıkılır.Ve film tarihinde nadir görülebilecek olaylardan biri yaşanır.
Karakterler toplumcu değil bireycidir.
Filmin felsefesinde biraz daha derine inelim.Sıkı tutunun.
Filmde Hina'nın ruh hali gökyüzünü etkiler.Bu Japonyanın çoğunluğunun inancı olan şintoizm ile bağlantılıdır.
Filmdeki Hina'nın duygularının havayı etkilemesi insanın doğadan kopuk bir varlık değil onunla iç içe olduğunu vurgular.
Nasıl biz havadan etkileniyorsak,havada bizden etkilenir :)
Filmde yine insanın unutkanlığı ve aptallığını görürüz.
Tokyo halkı yağmurlar başladığı andan itibaren bu hiç görülmemiş bir felaket haberleri yapmaya başlar.
Ama yaşlı kişiler bunu reddeder.Sonuçta insanlar kaç yıldır kayıt tutuyorlardır ki? 100 yıldır?
Nereden bilebilirler bunun bir felaket olduğunu bu bir köklere dönmedir.
Ve belkide bize şu mesajı verir film.
Bazen hayatının en kötü döneminde hissediyorken bile aslında kötü değilde yenilenme dönemindesindir.Eski kendine veya daha iyi bir haline dönüyorsun.
Şimdi ise film için önemli bir karakterden bahsedelim.
Hani size daha önce Hodaka'nın gemide tanıştığı birinin yanında işe girdiğini söylemistim ya.Evet o kişiye geldik,Keisuke Suga.
Keisuke ile Hodaka baştan beri benzerdir.
Keisuke'de gençken evinden kaçmış ve bir kızı sevmiş.Ama o kaybedince ve büyüyünce toplumsal normlara yeni düşmüştür.
Yani bir nevi Hodaka'nın büyümüş halidir.
Ve sonda ağlar.Bu ağlama kendi yapamadığı şeyi Hodaka'nın başarmış olmasındandır (sevdiği kişiyi korumak).
Daha çok detay var.Mesela Hodaka'nın Tokyoya ilk geldiğindeki çantasında ki kitap :)
(Bu kitap aynı zamanda evden neden kaçtığının cevabını birazcık veriyor gibi.)
Ama bir şeyleride size bırakayım.Farkedemediğim detaylar konusunda beni bilgilendirirseniz güzel olur.
Sözlerime Makato Shinkai ile devam etmek istiyorum.
Öyle güzel bir şekilde çizilmiş ve CGI ile öyle ustaca tamamlanmış ki.Ne diyeceğimi bilemiyorum,görselliğin ustası bu adam.
Her sahne bir tablodan fırlamış gibi.
Bu bir animasyon olmalı değil mi? Sadece bir animasyon filmi.Ama hayır.Bu herhangi bir filmden daha çok bir film.
Ve size bu tuhaf duyguyu normal bir film hissettiremez bu animasyonlara özeldir.
Sizi bilmem ama ben o şiddetli yağmuru iliklerime kadar hissettim.Ve yaşamadığım bir hayata özlem duydum.O sokaklarda dolaşma isteği ile dolup taştım.
Tekrar ve yeniden söylüyorum.Belkide yağmurlu günlere ihtiyacımız vardır.Düşünceceğimiz günlere,empati kuracağımız günlere ama en çok da kendimizi ve çevremizdekileri anlayacağimiz günlere.
Bırakın yağsın yağmur,bırakın ıslanalım ki gökkuşağı görmeye hakkımız olsun.
Siz ne yapardınız? Yağmurlar bitmeyecek ama sevdiğiniz kişi sizinle kalacak.Yada onu feda edip güneşli günlere kavuşacaksınız.
Benim cevabım Hodaka'nınki gibi belli.
Eğer bir ruhun verilmesi gerekiyorsa,bırakalım durmasın yağmur.
☆Aldığı Ödüller ve Adaylıklar☆
•Japon Akademi Ödülleri:Yılın En İyi Animasyonu (Kazandı)
•Japon Akademi Ödülleri:En İyi Film Müziği (Radwimps) (Kazandı)
•Annie Ödülleri:En İyi Bağımsız Animasyon
(Adaylık)
•Annie Ödülleri:En İyi Yönetmen (Makoto Shinkai) (Adaylık)
•92. Akademi Ödülleri (Oscar):En İyi Uluslararası Film (Japonya Adayı)
•Asya Pasifik Ekran Ödülleri:En İyi Animasyon Film (Kazandı)
•Tokyo Animasyon Ödülleri:Yılın Animasyonu ve En İyi Yönetmen (Kazandı)
•Mainichi Film Ödülleri:En İyi Animasyon Film (Kazandı)
○Bu Japonya'nın 21 yıl sonra ilk kez tekrar Oscar'a Aday gösterilmesidir.○