"Beklemek. Öteki kişi yaklaşırken, birinin hiçbir şey yapmadan zaman doldurması. Beklemek, ağır bir sözcüktü." -BKT kitap kulübümüzün ve senenin ilk kitabı~ Öncelikle, bu uygulamada bu kitap hakkında hiçbir yorum olmaması ve çok az kişinin okumuş olması üzücü... Bence hak ettiği…devamı"Beklemek. Öteki kişi yaklaşırken, birinin hiçbir şey yapmadan zaman doldurması. Beklemek, ağır bir sözcüktü."
-BKT kitap kulübümüzün ve senenin ilk kitabı~
Öncelikle, bu uygulamada bu kitap hakkında hiçbir yorum olmaması ve çok az kişinin okumuş olması üzücü... Bence hak ettiği değeri görmeyen bir kitap. Filmi, kitabından daha çok biliniyor. Ben de yıllar önce filmini izleyip çok etkilenmiştim; kitabının olduğunu ise çok sonradan, şans eseri öğrendim ve sonunda okuma muradına eriştim.
Bu kıymeti bilinmeyen eserin yapısına bakacak olursak; kitap üç ana bölüm ve bir kapanış bölümünden oluşuyor; her bölüm arasında birkaç yıl var. Hikâye 1935 yılında başlıyor ve 1999'da bitiyor. Bu süreç boyunca savaş öncesi, savaş dönemi ve savaş sonrasında (2. Dünya Savaşı) karakterlerimizin yaşadıklarına şahitlik ediyoruz. Ancak kitabın asıl odak noktası savaş değil, trajediye dönüşen bir aşk hikâyesidir. Yazar bizlere geçmişte verilen bir kararın uzun vadeli etkilerini; zararsız, çocukça görünebilecek bir şeyin nelere mal olabileceğini gösteriyor.
Kitabın ilk bölümünde olayları birden fazla bakış açısıyla, farklı karakterlerin gözünden görmeyi çok sevdim. Bence bu şekilde olayların hikâyeye nasıl yön vereceğini ve önemini okuyucu daha iyi kavrayabiliyor ve bir yargıç konumuna geçebiliyor. Ayrıca karakterlerin anılarını görmek de hoşuma gitti; bence bu, karakterleri tek boyutlu olmaktan kurtarıyor ve aynı zamanda aralarındaki ilişkilere hızlı bir bakış atabilmemizi sağlıyor. Ancak yazar, çok fazla betimleme ile olayın akışını bozuyordu bence; bir şeyler olmasını beklerken bazen sıkılmama neden oluyordu. İkinci bölüm en sevdiğim bölüm oldu: Robbie'nin savaş sürecinde neler yaşadığını, psikolojisini çok iyi yansıtıp Cecilia ile olan aşklarına dair daha fazla detayı barındırıyordu. Üçüncü bölümde de savaşın etkilerinin, savaş meydanı dışında en çok belirgin olduğu yer olan hastanelerde neler yaşandığını; hemşirelerin (özellikle Briony'nin) nasıl bir süreçten geçtiklerini görüyoruz.
Kitabın sonuna gelecek olursak; ben sonunun, kitabı arşa çıkarabilecekken söndürdüğünü düşünüyorum. Çok etkili bir sonu böyle laf arasında söyler gibi anlatmasını sevmedim. Filmde sonu daha çarpıcıydı bence; belki de o anları görmek daha büyük bir şok etkisi yaratıyordur ama yazar kelimelerle de o etkiyi yaratabilirdi. Yine de filmi izlememiş biri için sonunun büyük bir şok yaratacağına inanıyorum (keşke ben de izlemeden önce okumuş olsaydım). Ayrıca Cecilia ve Robbie'yi daha yakından tanımayı çok isterdim; belki çocukluk anıları veya okul döneminde yaşadıkları bir olay onların aşkını gözümde daha özel kılabilirdi. Yine de benim için ikisinin aşk hikâyesi Romeo ve Juliet'ten daha gerçek, trajik ve ikonik. Genel olarak kitabı çok beğendim; savaş ve aşk temaları dışında içinde çok şey barındıran bir eser. Mutlaka şans verilmeli. Belki bu gönderi yolunu bulur ve bu kitabı okuması gereken okuyuculara ulaştırır.