Engin Geçtan’ın tabiriyle varoluş sorumluluğumu üstlenip, kendimin daha iyi bir versiyonunu geliştirmek için çıktığım bu yolculukta, bana en çok faydayı sağlayan psikoloji okumalarıma Pete Walker’ın "Hayat Boyu İyileşme" (Complex PTSD: From Surviving to Thriving) kitabı ile devam ediyorum. Ayrıca herhangi…devamıEngin Geçtan’ın tabiriyle varoluş sorumluluğumu üstlenip, kendimin daha iyi bir versiyonunu geliştirmek için çıktığım bu yolculukta, bana en çok faydayı sağlayan psikoloji okumalarıma Pete Walker’ın "Hayat Boyu İyileşme" (Complex PTSD: From Surviving to Thriving) kitabı ile devam ediyorum. Ayrıca herhangi bir sebepten terapiye gidemiyorum diyenler için de okuma listesinde mutlaka olması gereken bir kitap. Kaybolan Bağlar, Zor Bir Ailede Büyümek, Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Açtığı Yaraları İyileştirmek, Vücudunuz Hayır Diyorsa ve İnsan Olmak gibi kitaplardan sonra bu eser, yapbozun eksik kalan kılavuz parçası gibi hissettirdi.
Yazar okuyucuya; kendi içinde zaman zaman hissettiğin korku, utanç, bunalım, aşırı yalnızlık, eksik ve hatalı olduğuna dair düşüncelerin karışımının (yazar bu kokteyle "terk melanjı" diyor) sebebinin senin sorunlu olmanla değil, yaralı olmanla ilgili bir durum olduğunu söylüyor. Ve bu yaraların da doğduğun andan itibaren yaşadığın duygusal ihmal ve güvenlik eksikliğinden kaynaklandığını ifade ediyor.
İhmal edilen, görünmeyen, yetişkin bir birey gibi saygı duyulmayan, olduğu gibi kabul edilip sevilmeyen çocukların; bunu kendi hataları gibi görüp yukarıda bahsettiğim terk melanjının yıkıcı etkilerinden sonra KTSSB (Karmaşık Travma Sonrası Stres Bozukluğu) yaşadığı ve duruma karşı geliştirdiği dört travma tipinden (4F) bahsediyor yazar. Bunlar:
Savaş (Fight): Narsisizme yakın duran, insanları kontrol ederek güvende kalmaya çalışan tip. Çok sevilmek ve terk edilmemek için insanları kontrol eden, korkutan, sürekli eleştirip kendine bağlamaya çalışırken onları kaçıran; daha sonra da "Yine terk ediliyorum" diyerek kendini daha da fazla kaybeden yapı. Yazar, bu tipin çok ileri uçlarının sosyopat ve narsisist olabileceğini ve bazen tedavi edilmesinin mümkün olmadığını savunuyor.
Kaç (Flight): Yazarın "Sol-Beyin Dissosiyasyonu" olarak tanımladığı; durmaksızın düşünen, plan yapan, mükemmeliyetçi yapı. "Human Being" (Var olan insan) yerine "Human Doing" (Sürekli iş yapan insan) sendromu. Johann Hari'nin Kaybolan Bağlar kitabında bahsettiği "bağ kopukluğunu" sürekli çalışarak doldurmaya çalışır.
Don (Freeze): Duygusal anestezi (Analjezi). Hissizleşme, hayallere dalma, eylemsizlik. "Sağ-Beyin Dissosiyasyonu" olarak tanımlanan durum buraya aittir.
Yaranma (Fawn): İlişkiyi kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarını yok sayıp tamamen karşıdakine odaklanan, boyun eğen ve aşırı uyumlu tip.
Kitabın en sevdiğim özelliklerinden birisi, bir terapist olan yazarın da küçükken ihmal edilmiş bir çocuk olarak bu zorlu yollardan geçmesi ve bu deneyiminin okuyucuya güç vermesi oluyor.
Kitap ilk önce "Neden böyleyim?" sorusuna cevap verirken, ikinci kısımda ise "Nasıl düzelirim?" diye soranlara iyileşme yolculuğu için bir rota çiziyor. Yazar bu yolculuğu düz bir çizgiden ziyade; iki ileri bir geri adımlardan oluşan, zorlu ama sonunda gerçek benliğini keşfettiğin bir patika olarak değerlendirmiş. Bu kitabı bir başucu kılavuzu gibi, "duygusal geçmişe dönüş" yaşadığınız her an açıp kendinize yol göstermeniz için kullanmanız gerektiğini söylüyor.
Hem çeviri kaynaklı hem de işlediği konu itibarıyla özenli bir okuma istiyor kitap. Çok akıcı bir okuma deneyimi sunduğunu söyleyemem ama zaten böyle bir beklentinizin de olmaması gerekiyor.