Bir ilişki size hiçbir zaman “dört dörtlük olmayı” vadetmez. Zaten öyle olması da gerekmez. The Eternal Sunshine of the Spotless Mind, nam-ı diğer Sil Baştan; size bir ilişkinin başlangıcını, inişlerini, çıkışlarını ve bitişini sunarken şu soruyu soruyor: Eğer bir ilişki…devamıBir ilişki size hiçbir zaman “dört dörtlük olmayı” vadetmez. Zaten öyle olması da gerekmez.
The Eternal Sunshine of the Spotless Mind, nam-ı diğer Sil Baştan; size bir ilişkinin başlangıcını, inişlerini, çıkışlarını ve bitişini sunarken şu soruyu soruyor:
Eğer bir ilişki bitiyorsa, o ilişkiyi hiç yaşamamış olmak daha iyi değil midir? Veya yaşamamış gibi olmak?
Bir sabah uyandınız ve o tanıdığınızı sandığınız ama ilişki biterken aslında hiç tanımadığınızı düşündüğünüz insan, onunla yaşadığınız tüm anılar zihninizden uçup gitmiş. Çoğu insan bunun çok güzel olacağını düşünür. Seve seve hafızalarını sildirmek isteyebilirler. Sizce de acı çekmekten bu şekilde rahatça kurtulamaz mıydık?
Filmin bu sorulara verdiği yanıt bu konuya çok farklı bir pencereden bakmanızı sağlayıp sizin de hayatınıza ışık tutacak.
Film hakkında özel bilgiler
-Filmin ismi, İngiliz şair Alexander Pope’un 1717 yılında yazdığı “Eloisa to Abelard” adlı uzun şiirinden bir dizedir.
-Joel’in çocukluk anısına döndüğü sahnede hiçbir dijital küçültme efekti kullanılmamıştır. Sahne için devasa boyutlarda bir masa ve mutfak tezgahı inşa edilerek oyuncuların gerçekten küçük görünmesi sağlanmıştır.
-Yönetmen Michel Gondry, Jim Carrey’nin alışılmış enerjik oyunculuğunu dizginlemek için ona çekimlerde doğaçlama yapmayı yasaklamıştır. Buna karşılık yan karakterleri sürekli doğaçlamaya teşvik ederek Carrey’nin canlandırdığı Joel karakterinin gerçek bir şaşkınlık ve pasiflik içinde kalmasını sağlamıştır.
Neden izlenmeli?
Bizi biz yapan şey yaşadığımız mutluluklar kadar, bizi uykusuz bırakan o hatalardır. Film; yaralarımızın karakterimizi nasıl inşa ettiğini ve acıya sahip çıkmanın neden gerekli olduğunu çok net bir şekilde yüzünüze çarpıyor. Kendi hikayenize, tüm kırıklıklarıyla beraber sahip çıkmayı öğrenmek için bu başyapıtı mutlaka izlemelisiniz.
Bu filmi bu kadar sevmeme sebep olan sahnelerin başında Clementine’in “çünkü bana hep böyle olur” dedikten sonra Joel’in, bunların hepsini biliyorum ve yine de kabul ediyorum, sorun yok der gibi, içten bir kabulleniş ile “okay” dediği sahne gelir. Yine çok sevdiğim bir filmde:
“Mükemmel değilsin. Seni şüpheden kurtarayım, tanıştığın o insan da mükemmel değil. Asıl soru birbiriniz için mükemmel olup olmadığınız. Önemli olan bu. Dünyadaki her şeyi bilebilirsin ama bunu öğrenmenin tek yolu denemektir.”
der. Bana kalırsa birbiriniz için mükemmel olmak da emek ile olacak bir iştir ve Joel’in orada “okay” derkenki kabullenişidir. Çünkü birini sevmek çok fazla düşünerek yapılacak bir eylemden öte onu hatalarıyla kabul etmek ve mükemmel olmadığını bile bile her gün onu seçmek demektir.
Yazı: Ozan Engin Dinç
Instagram: sine.rodov