Biraz ağır bir hikaye, boşanmış ve çocuğu ölmüş Kyle Turne'ün (Eric Bana) bir cinayeti çözerken kendi dünyasıyla da boğuşma çabası. Yer yer merak uyandırıyor. Bu tarz gizem polisiye türü işlerde olabilecek klişelerin hemen hemen hepsi var. Eric Bana bütün karizması…devamıBiraz ağır bir hikaye, boşanmış ve çocuğu ölmüş Kyle Turne'ün (Eric Bana) bir cinayeti çözerken kendi dünyasıyla da boğuşma çabası. Yer yer merak uyandırıyor. Bu tarz gizem polisiye türü işlerde olabilecek klişelerin hemen hemen hepsi var. Eric Bana bütün karizması ile dizinin içini doldursa da hikayenin düğümü son bölüme bırakılmış.
Senaryo bence kusursuzdu. Kurguda ise yavaşlık belirgin. Zaten altı bölüm olan bir dizi için bu tempo bazı izleyicilere ağır gelebilir. Ancak bu yavaşlık, karakterlerin iç dünyasına ve doğanın etkileyici varlığına alan açıyor. Ters köşe bekliyordum ama biraz fazla ters köşe oldu. Bu arada uzun zamandan sonra gay, lezbiyen, trans vs. barındırmayan bir Netflix yapımıydı, bu yönüyle ayrıca şaşırttı.
İnanılmaz hoş görseller vardı, şiir gibi bir doğanın içinde kayboluyor insan. Elbette Yosemite Ulusal Parkı kendi başına bir sanat eseri gibi güzel ama dizinin görüntü yönetmeni abimiz sadece Yosemite'nin güzelliklerini göstermekle yetinmiyor; kendi ustalığını da konuşturuyor. Untamed da birçok açıdan iyi bir dizi diyebilirim. Gizem ve gerilimin bir arada olduğu bu yapım altı bölümlük bir mini dizi.
Konusu ise oldukça basit ama iyi işlendiği için dikkat çekici. Britanya ve Kanada’nın dağlık bölgelerinde geçen hikayede gizemli bir cinayet araştırılıyor. Bunun içinde hikayenin merkezinde Ulusal Parklar Özel Ajanı olan Kyle Turner (Eric Bana) yer alıyor.
Dizinin açılış sahnesinde iki dağcının düz bir kayalığa tırmandığı görülür. Kısa bir süre sonra da tırmanma iplerine bir ceset düşer. Bu “doğaüstü” olayla başlayan Untamed gayet doğal bir soruşturma süreciyle devam eder.
Baş karakter Kyle Turner, yıllardır Ulusal Parklar Servisi’nin Özel Soruşturma Birimi’nde çalışan bir ajan. Bu şüpheli ölüm sonrası bu dağlık bölgede bir soruşturma başlatıyor. Görünürde bir kaza gibi duran olay, cesedin çevresindeki ipuçlarıyla giderek karmaşıklaşıyor. Ceset, resmi kayıtlarda yer almayan, kimliği meçhul bir genç kadına ait. Turner’ın görevi, bu kadının kim olduğunu ve gerçekten nasıl öldüğünü ortaya çıkarmak.
Bu kısımdan sonrası diziyi zaten izlemiş olanlar içindir ve dizinin tüm finalini anlatır...
.
.
.
.
.
.
.
.
.
Bir noktada öğreniyoruz ki Kyle Turner’ın çocuğunu yıllar önce Sean Sanderson öldürmüş. Üstelik bu olayın ardından, “kabul edilebilir” bir gerekçeyle, Jill Bodwin gidip Shane Maguire aracılığıyla Sanderson’u ortadan kaldırtmış.
Dizinin merkezindeki olay ise en başından beri Lucy Cook’un ölümü. Kyle, Lucy’nin uyuşturucu çetesiyle ve Shane Maguire’la olan bağlantısını çözdükten sonra bir de kızın öz babasının kimliğinin peşine düşüyor. Bu noktada karşısına çıkan isim: Paul Souter.
Paul Souter, hikâye boyunca Kyle’ı toparlamaya çalışan, ona en babacan şekilde destek olan kişi. Fakat finalde, köşeye sıkışınca gerçeği anlatmak zorunda kalıyor. Başta konuşmak istemese de sonunda çözülüyor ve gerekçelerini detaylarıyla açıklıyor: Lucy Cook’un giderek kontrolden çıktığını, defalarca kapısına dayanıp haraç istediğini, hatta bir noktada torununu kaçırıp Lester adlı tarikatvari bir sömürücünün eline vermekle tehdit ettiğini söylüyor. Panikle Lucy’yi durdurmaya çalışırken olayların kontrolden çıktığını itiraf ediyor.
Peki Kyle Turner ne yapıyor? Kyle, Paul Souter’dan tüfeklerini balistik inceleme için teslim etmesini istiyor. Onu köşeye sıkıştırıyor. Konuşmanın sonunda arkasını dönüp giderken, Paul Souter son çare olarak silahı kendi başına dayayıp tetiği çekiyor. Son sözü sadece “Üzgünüm” oluyor.
Düşünün: 40. evlilik yıl dönümünü yeni kutlamış bir adam. Yıllar önce yaptığı bir kaçamaktan doğan kızı Lucy Cook tarafından uzun süre tehdit edilmiş, ailesini korumaya çalışmış, çırpınmış ama çıkış bulamamış biri.
Tam burada Kyle Turner kendi içinde çelişmiyor mu? Madem bu kadar doğrucu ve adalet adamı… Madem hukuku herkese eşit uyguluyor… O hâlde geçmişte Sean Sanderson’ın Shane Maguire aracılığıyla ortadan kaldırılmasına göz yuman, hatta bunu fiilen kabullenen taraf olarak kendi suçunu da itiraf etmesi gerekmez miydi? Eski eşi Jill Bodwin’i korurken Paul Souter’ı köşeye sıkıştırmak ne kadar tutarlı?
Finalde Kyle Turner evi terk ediyor. Atını ve oğlunun oyuncak arabalarını bekçi Vasquez'e bırakıp Yosemite Ulusal Parkı’ndan ayrılıyor. Bu son gerçekten Kyle Turner’a yakıştı mı? Yoksa bu bir yüzleşme değil, bir kaçış mıydı?
İzlediğim 180.Dizi
Bitirme Tarihi 21 Şubat 2026