Şu anda Amazon Prime’da izlenebilir en iyi Kore dizisi... Netflix’te yayınlansaydı muhtemelen küresel ölçekte çok daha büyük bir etki yaratırdı. Hayatı başarısızlıklarla dolu bir ana karakterin intiharı sonrası yazdığı not, Ölüm’ün kendisini sinirlendirir ve onu bunun basit bir şey olmadığını…devamıŞu anda Amazon Prime’da izlenebilir en iyi Kore dizisi... Netflix’te yayınlansaydı muhtemelen küresel ölçekte çok daha büyük bir etki yaratırdı. Hayatı başarısızlıklarla dolu bir ana karakterin intiharı sonrası yazdığı not, Ölüm’ün kendisini sinirlendirir ve onu bunun basit bir şey olmadığını gösterecek bir oyunun içine çeker.
Konusu şöyle; Ekonomik sebeplerle intihar eden ve ölümü küçümseyen Choi Yi-jae’ye ceza olarak 12 kez daha ölüm verilir; sonunda cehennem vardır. Ölümüne yakın kişilerin bedenine girer, her seferinde yeniden ölür. Ancak o ölümden kurtulabilirse, o bedende yaşamaya devam edebilecek ve cehennemden kurtulabilecektir. Mahşerde karşılaştığı varlık ona hem ceza hem de şans sunar: 13 hayat daha. Tutunabildiği hayatta kalacaktır. Hikâye tam burada başlar ve o 13 hayat tek tek denenir. İntiharın bir cezası vardır: Hafife aldığın ölümü tekrar tekrar yaşamak. Farklı bedenlerde, farklı hayatların içinde hayatta kalmaya çalışırken nasıl davranacaksın? Ve en önemlisi, bu mücadelede sen kimsin? Kendi yaşamında ölmek isteyen kişi mi, yoksa içinde bulunduğun bedende hayatta kalmaya çalışan kişi mi?
Dizi, en derin felsefi soru olan “Ben kimim?”den yola çıkıyor; toplum eleştirisine, sosyoekonomik çıkarımlara, aile kavramına, işsizliğe, evliliğe, adalete ve suç felsefesine kadar hayatın içinde dokunulmadık alan bırakmıyor. “Dizi” demek bile hafif kalıyor.
Uzun zamandır bu kadar sürükleyici, hikâyesinden bu kadar keyif aldığım bir yapım izlememiştim. Her bölüm adeta tür değiştiriyor ve bölüm finalleri doğrudan bir sonrakini açtırıyor. İlk dört bölümün akıcılığı diziyi iki günde bitirmenizi sağlıyor.
Koreliler bu işi gerçekten iyi yapıyor. Hayal güçleri geniş, kalıpların dışına rahat çıkabiliyorlar. Bunun kültürel yapıdan, inançlardan ya da anlatı geleneğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilemem ama farklı konular üretmekte zorlanmadıkları açık. İntihar oranlarının yüksekliği düşünüldüğünde, anlatılan hikâye ayrıca anlam kazanıyor.
Diziden çarpıcı bir replik: “Sürekli korku içinde yaşarken, gerçekten yaşadığınızı söyleyemezsiniz. Ama ben bir korkak olduğum için sürekli korku içinde yaşadım. Dünyanın benim değerimi bilmeyeceğinden, yaşıtlarımın gerisinde kalacağımdan ve reddedileceğimden korkarak. Bu korku yüzünden hayatım daha filizlenmeden kendi canıma kıydım. Hayatın kendi içinde bir fırsat olduğunu ancak öldükten sonra anladım. Ve tüm hayatımı sardığını düşündüğüm acı, bunun sadece küçük bir parçasıydı. Güzel bir günde, yağmurlu bir günde, rüzgarlı bir günde… Hayatın bu farklı günlerden oluştuğunu öğrendim ve devam ettiğim sürece başarısız olmanın bir önemi olmadığını fark ettim.”
Ne olursa olsun yaşamak; yaşamın getireceği fırsatları beklemek… Zorluklar karşısında pes edip kolay yol sandığın ölümü seçmenin aslında hiç de kolay olmadığını anlatan, sekiz bölümlük fantastik/dram türünde bir yapım. Güçlü, sarsıcı ve düşündürücü. Rafınıza mutlaka ekleyin.
İzlediğim 181.Dizi
Bitirme Tarihim: 22 Şubat 2026