📌 Sinemanın erken döneminde kameralar hep gerçeği ve anı kaydetme aracı olarak görülmüştür. Bu yüzden erken dönem filmlerin çoğu kurgudan ve hayal gücünden yoksundur. İlk dönem filmleri genelde teknik kayıtlar, gündelik yaşam ve tarihi belgeleme amaçlı kullanılmıştır. Lumierelerin filmleri trenleri…devamı📌 Sinemanın erken döneminde kameralar hep gerçeği ve anı kaydetme aracı olarak görülmüştür. Bu yüzden erken dönem filmlerin çoğu kurgudan ve hayal gücünden yoksundur. İlk dönem filmleri genelde teknik kayıtlar, gündelik yaşam ve tarihi belgeleme amaçlı kullanılmıştır. Lumierelerin filmleri trenleri çeker, Skladanowskyler güreşen insanları, Dickson ise döneminin ünlü isimlerini belgeler. Ama ortak amaç aynıdır belgeleme ve kayıt. Kısacası ilk dönemlerde sinema gerçeği kaydeden bir makinadır.
🇫🇷 Georges Melies, 1861’de Fransa’da doğmuştur. Ailesi ayakkabı üreticisidir ama o resim ve sahne sanatlarına ilgi duymuştur. Ünlü sihirbaz Jean Eugène Robert-Houdin’in tiyatrosunu satın almış ve sahne illüzyonları, mekanik dekorlar ve görsel numaralar üzerine uzmanlaşmıştır. 1895 Aralık ayında ünlü Lumiere Kardeşler, Paris/Grand Cafe’de halka açık sinema sunumlarını yaparlar. Bu gösterim sırasında izleyicilerden biride Georges Melies’tir. Bu sunum onda parlak bir ışık yakar. Bir sonraki adımıysa Lumiere Kardeşlerin cihazını satın almak istemesidir. Ancak Lumiereler cihazı satmak istemezler bunun üzerine İngiltere’ye giden Melies burada Robert W. Paul’den bir sistem alır ve modifiye ettirir. 1896 yılında kamerasıda olan Melies çekimlere başlar.
🎩 Yukarıda anlattığım gibi Georges Melies’in sinemaya yaklaşımı farklıydı. İlk dönem filmcileri sinemayı dar bir köşeye sıkıştırmıştı. Ancak Melies bir sihirbazdı ve sahne sanatı konusunda bilgiliydi. O sinemayı gerçeği kaydeden bir cihaz olmaktan çıkarıp hayal gücü üreten bir sanat aracına dönüştürdü. Filmleri için özel cam tavanlı bir stüdyo üretmesi, set ve görsel ürünler kullanması, birçok çekim tekniği ve sistematik efek kullanması, sinemanın konusunu belgeselden fantastik anlatıya döndürmesiyle o bir efsane olarak sinema tarihine adını yazdırmıştır.
🎞️ Bu filmde Georges Melies aynı kare içinde kendini 6-7 kere çoğaltmıştır. Buna çoklu pozlama denilir. Mantık görüntünün maskelenerek tekrar tekrar filme çekilmesidir. Bu basit bir durdur başlat değil görüntü kompozisyon mühendisliğidir. Anlatmam gerekirse lens önüne siyah bir tabaka yerleştirilir. Kısacası film şeridindeki bir kardeki bir bölge çekilir diğer taraf karartılır. Film başlatılır ve açıkta kalan kısım görüntüyü işler. İstenilen kısım çekildikten sonra film şeridi tekradan başa sarılır bu sefer siyah tabaka ters tarafa koyulur. Film tekrardan oynatılır bu şekilde bu işlem tekrar ederek film şeridindeki bir karenin içerisine aynı kişi kendini kopyalayabilir. Ama bu işlem hassastır. Kamera hiç oynatılmamalıdır. Tripod sabit kalmalıdır. Film şeridi aynı hizaya doğru şekilde geri sarılmalıdır. Işık kontrolü her sahne için aynı seviyede ve doğru olmalıdır.
🧐 1900’lü yıllarda bu sinema endüstirisi için ileri bir tekniktir. Zaten Georges Melies’in adını altın harflerle sinema tarihine yazdırmasının sebeplerinden biride budur. O görüntü sistemlerini sıkıştığı sığ alandan çıkarıp insanın kendini farklı şekillerde ifade etmesine olanak sağlayan bir sanat aracı haline getirmiştir. 1896-1913 arasında yaklaşık 500’den fazla film çeken Melies’i anıyoruz. Bugün eğer sinema bu noktadaysa Melies’in rolü çok önemlidir.