Spoiler içeriyor
- 24.02.2026 - Kore sinemasını seviyorum ya, hem başarılılar hem de beni etkilemeyi başarıyorlar genelde. Bu film de Kore’nin polisiye-gerilim türündeki en iyi filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bir polisiye-gerilim filmine göre daha durağan ilerliyor, salt aksiyon yok ancak o…devamı- 24.02.2026 -
Kore sinemasını seviyorum ya, hem başarılılar hem de beni etkilemeyi başarıyorlar genelde. Bu film de Kore’nin polisiye-gerilim türündeki en iyi filmlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Bir polisiye-gerilim filmine göre daha durağan ilerliyor, salt aksiyon yok ancak o durağan ilerleyişte sürekli ne olacağını merak ediyorsunuz. Film boyunca katil kim olabilir diye düşünüp durdum ancak beklenmedik bir finalle şaşırdım.
Filmin sonunda final sahnesinde, Dedektif Park Doo-man’in doğrudan kameraya baktığı sahne çok çarpıcıydı. Çünkü filmin yayınlandığı dönemde gerçek hayattaki katil hala tutuklanmamış, bu yüzden belki filmi izlemeye gelir diye kameraya, yani katilin yüzüne bakılması hedeflenmiş. Maalesef ki katil filmden 16 yıl sonra tespit edilmiş, kendisi eşinin kız kardeşini öldürdüğü için zaten hapisteymiş. İşlediği onlarca kadın cinayeti suçuna da zaman aşımından dolayı resmi hükum uygulanamamış. Hatta bu filmi de hapishanede izlemiş ancak her psikopat-sosyopattan beklediğimiz üzere hiçbir duygu hissetmemiş.
Filmde güzel detaylar da vardı, mesela dedektiflerin etikten uzak bir şekilde adaleti sağlamaya çalışması adaletin ne kadar kör topal olabildiğini gösterdi. Zaten o dönemlerde siyasi baskı çok yüksek olduğu için bunu filmde de yansıtmışlar. Ayrıca yönetmen, katilin vahşi bir yüze ya da canavarlığa sahip olmadığını, çok sıradan biri gibi gözüktüğünü bilinçli bir şekilde senaryoya eklemiş, anlayacağımız üzere kötülüğün belirli bir sureti yok aslında.
Filmdeki tünel bence çok güzel bir metafor, tünel sahnelerine gelince hep sanki oradan bir cevap çıkacakmış gibi hissetmiştim ama çıkmadı. Orası sadece bir karanlıktan ibaretmiş meğer, belki katil şüphelisinin oraya doğru yürüyerek gitmesi de buna bir işaretti, bilemiyorum.
Üstelik gerçek katil bulunamadığı için onun yerine suçsuz yere hüküm yemiş biri varmış: Yoon Seong-Yeo. Katilin 1988 yılında gerçekleştirdiği 8. cinayetinin faili olarak tutuklanmış, kendisi çocuk felci geçirdiği için engelliymiş, maalesef işlemediği suçu kabul etmek zorunda kalmış. Daha sonra gerçek katil tespit edildiğinde kendisinin masum olduğu ispatlanmış ve 20 yıllık hapsinin sonunda beraatine karar verilmiş. Güney Kore hukuk tarihinde çok nadir görülen bir durum olmuş, yaşadığı travma ve kayıplar için yüklü bir tazminat almış. Bu olanlar sayesinde de Güney Kore’de cinayet suçlarında zaman aşımı yasası kaldırılmış.
Özetle, film gerçek hayattan esinlenerek işlediği olay örgüsüyle gerçekten başarılı bir filmdi. Bu arada, sürekli kadın cinayeti işlendiği için çok tetikleyici sahneleri var, travmanız varsa pek izlemenizi tavsiye etmem.
Puanım: 9/10