Companion benim için baya rahatsız edici ama bir o kadar da zeki bir filmdi. İlk başta klasik bir ilişki gerilimi gibi başlıyor. Hani şu “bir şeyler ters ama kimse açık açık söylemiyor” havası. Sonra film yavaş yavaş maskeyi indiriyor ve…devamıCompanion benim için baya rahatsız edici ama bir o kadar da zeki bir filmdi. İlk başta klasik bir ilişki gerilimi gibi başlıyor. Hani şu “bir şeyler ters ama kimse açık açık söylemiyor” havası. Sonra film yavaş yavaş maskeyi indiriyor ve diyorsun ki, tamam, burası artık duygusal manipülasyon laboratuvarı. Benim en çok hoşuma giden şey şu oldu: Film sana güven vermiyor. Karakterlere güvenemiyorsun, anlatılana güvenemiyorsun, hatta kendi yorumuna bile güvenemiyorsun. Sürekli “acaba mı?” modundasın. Bu da izlerken insanı diken üstünde tutuyor. Teması baya karanlık aslında. Yalnızlık, bağımlılık, birine tutunma ihtiyacı… Ama bunu romantize etmiyor. Tam tersine, birini “tamamlayıcı” gibi görmenin ne kadar tehlikeli olabileceğini suratına çarpıyor. Aşk diye paketlenen şeyin altında kontrol, korku ve güç savaşı olabiliyor. Atmosferi de baya soğuk. Mekânlar, ışık, karakterlerin birbirine bakışı… Her şey sanki bilinçli olarak mesafeli. Bu da filmin duygusal olarak seni rahat bırakmamasını sağlıyor. Ben izlerken içim daraldı açıkçası, ama kötü anlamda değil. Rahatsız eden ama düşündüren bir daralma. Eksisi şu: Yavaş ilerliyor. Sabırsız biriysen “bir şey olsun artık” diyebilirsin. Ama bence o yavaşlık bilinçli. Seni karakterle birlikte o sıkışmışlığa sokuyor. Genel olarak ben beğendim. Eğlenceli değil. Tatlı hiç değil. Ama zeki ve rahatsız edici. İzledikten sonra da kafanın içinde biraz dönüyor. Bazı filmler sadece izlenir, bazıları da insanın içine küçük bir huzursuzluk bırakır. Bu ikinci gruptan.