Spoiler içeriyor
o kadar güzel potansiyeli olan, o kadar safe bir diziydi ki böyle kısacık sürdüğü için çok üzülüyorum. var olan potansiyelini daha göremedik bile çünkü rakipleri hep +20 yaş büyük erkek başrollerle, kumalarla, töreyle dolu dizilerdi. ilk bölümünü ilk kez, televizyon…devamıo kadar güzel potansiyeli olan, o kadar safe bir diziydi ki böyle kısacık sürdüğü için çok üzülüyorum. var olan potansiyelini daha göremedik bile çünkü rakipleri hep +20 yaş büyük erkek başrollerle, kumalarla, töreyle dolu dizilerdi. ilk bölümünü ilk kez, televizyon öylesine açık kalmışken gece tekrarlarında gördüm. dizinin ortasından izlemeye başlasam da merak uyandırdığı için sonraki günlerde açıp başladım izlemeye ve o kadar umutlandım ki gerçekten kaliteli bir şey çıkacak diye, öyle olmasına rağmen ya da öyle olduğu için maalesef bitti.
televizyon izlemiyorum o yüzden gündüz kuşağında tekrarları verildi mi bilmiyorum. oyuncuların reklamlarda oynadığını (seda bakan'ın brownie intense reklamı hariç) görmedim. dizinin reklamı da doğru düzgün olmadı çünkü hala diziyi bilmeyen insanlar görüyorum. yks, kpss gibi sınavlara çalışan arkadaşlarımın da yoğunluktan dizi falan izleyecek vakti olmadığından o tayfanın da izleyemediğini biliyorum. belki yaz dizisi olarak başlasaydı ya da çok daha erken başlasaydı daha uzun soluklu olurdu, bilmiyorum.
dizide bazı sevmediğim olaylar vardı. örneğin yasemin-efe-çiğdem üçgeni. efe, sevgilisi varken çiğdem'den hoşlanmaya başladı, onunla flörtleşti. yasemin'le araları iyi olsun ya da olmasın, yasemin iyi biri olsun olmasın fark etmez. her şey bahane, sen biriyle bir birliktelik içindeyken başka birine hisler beslemeye başlıyorsan ve mevcut ilişkiyi bitirmeden bunu sürdürüyorsan aldatıyorsundur. gerisi bahanedir. yasemin de bu ilişkinin bitmesini istemedi. efe'yi sevip değer veriyordu, annesinin de baskıları vardı ve efe'yi kaybetmek istemiyordu. ataklar geçiriyordu hatta. efe'nin mırın kırın edip bir türlü sonunu getiremediği ayrılık konuşmasından kaçtı, evet bu doğru. efe de daha sonrasında bunun üstüne düşmedi? onun yerine son ana kadar bekledi ve kız isteme-nişan olacağı anda terk edip gitti. çiğdem de bunu bile bile buna devam etti. efe, ilişkisine olan sadakat borcunu yerine getirmedi, çiğdem de bunu göre göre "zaten ayrılacaklardı" dedi. çiğdem'in bunu hiçbir koşulda, yakınlıkları olsun olmasın bunu yapmaması gerekiyordu ve üstüne üstlük bu üçgendeki kişi onun kuzeniydi. bu sebeplerden dolayı bu çifti izlerken hiç keyif almadım, aksine sinir de oldum. sonunda yasemin'e sadece beş on saniyelik bir sahne ile o ilişkiyi aşıp evlilik aşamasına geçtiği bir sahne yazılmış ama bana göre bu ilişki başından beri yanlıştı.
gelelim aydan ve emir ilişkisine. aydan ve tarık'ın evlilikleri çoktan bitmiş, resmiyete dökülmemiş bir bir evlilikti. uzatılmadan, aydan boşanabilecek mi boşanamayacak mı diye konu sündürülmeden boşanması iyi oldu. aralarındaki ilişki, dizinin en başından beri iki taraf için de bitmiş ve resmi olarak da bitmesi beklenen bir ilişkiydi. o yüzden diğer çift gibi hissettirmiyordu. onları izlerken geçmeden, seyir keyfi alarak izledim. sahneleri bence azdı. daha çok sahneleri olsa çok daha iyi olurdu.
ayrıca emir'in hikayesine hiç giriş yapılamadı. ben emir için gizli görevde, suç örgütünü çökertmek için sızmış gizli polis olması yönünde fikirlerle izliyordum diziyi. bu haliyle de kötü değildi ama karakterin geçmişini görememize rağmen emir karakteri kendini yansıtmayı güzel başardı. ayrıca hiç ceza almadan, direkt olarak temiz sayfaya geçiş yapması hiç olmazdı. o yüzden hapis yatması gayet yerinde ve mantıklıydı. 3-4 yıl olması da herhalde yerindedir diye düşünüyorum, bilemiyorum.
aydan karakteri ise o beklediğimiz gelişmeyi gösterdi diye düşünüyorum. ilk bölümlerdeki duruşu bakışı ile son bölümdeki hatta son sahnelerdeki duruşu ve bakışı farklıydı. ayrıca projeleri, bir arada tutucu bir şekilde herkese bir rol vermesi de çok güzeldi. gerçekten temiz bir sayfa açtılar, güzel mesajlar verdiler. çok güzel projelerle başka aydan'lara yeni fırsatlar sundular. kimsenin gölgesine sığınmadan kendine yeniden bir hayat kurdu. kazandıkları da kendi çabasının, kendi seçimlerinin sonucunda oldu. kelebek etkisi gibiydi her şey. özellikle de fiko ve çido ile olan arkadaşlıkları, her şeye rağmen birbirlerine tutunmaları, çaf olarak bitirmeleri güzeldi. hepsi er ya da geç manifestine kavuştu. fiko karakteri, aydan ve çido yanında daha az tanıyabildiğimiz bir karakter olsa da o kadar tanıdık ve o kadar içtendi ki izlemesi de çok keyifliydi. hikmet konusunda üzülürüz diye ufak bir korktum ama korsanlar bizi kurtardı whsldjwkdğwmdk. ikizleri olmuş, biri kız biri erkek olmuştur kesin. ne hikmeti ne de çocukları görebildik, muhtemelen oyuncu işleri ile uğraşmamak içindir. benim gözümde hikmet, erkan kolçak köstendil'di. ben kendisini öyle hayal edeceğim.
hayriye'nin değişimini az da olsa gördük. ilk bölümlerdeki hayriye ile son bölümdeki hayriye arasında fark var. o farkın daha çok olmasını, daha çok bölümde izlemek istedim. yasemin'e ve çevresine karşı yaptığı hataların farkına varmasını, o sinsi, yaralayıcı ve ataerkil hareketlerinin değişip esaslı olarak "kadın, kadının yurdudur" olmasını görmek istedim. olmadı ama bu kadarı bile bir ışıktı sonuçta. sevda ve aylin, benim tatlı kadınlarım. ikisini de çok sevdim.
sezen'e ve oynayan oyuncuya karşı ilk başta önyargılı davrandım. yeni veya pek keşfedilmemiş biri olmasını istedim. tiktok fenomeni olarak tanıyordum ama oyunculuk dersleri aldığı bilgisini gördüm birkaç kere. doğruluğuna bakmadım ama gelişen oyunculuğu ve karakterinin de iyi gelişimi gösteriyor önyargımın boşa çıktığını. onun da sonunda amerika'ya gittiğini, hayallerine ulaştığını görürüz sanıyordum ama böyle de mutlu görünüyordu. ailesi hakkındaki gerçeği öğrenmek hakkıydı ama böyle devam etmesi bence çok daha iyi oldu. aydan, abisi ile yaptığı konuşmada haklıydı o yüzden abisinin (adını unuttum ya) bu gerçeği gizli tutmaya karar vermesi de güzel oldu.
muhittin abi zaten ayrı favorim. candy crush oynuyordu bir de tonton sensei ya fjsğdmskdğwlskw
ela ve mete'nin pişman olmasına ve değişmelerine sevindim. onları sevmiyordum hatta gıcık oluyordum ama böyle olması güzel oldu.
aklıma gelmişken sezen ve aras ilişkisi de güzeldi.
genel olarak dizide çiftler, arkadaşlıklar güzeldi. güzel işlenmişti ve bir temeli vardı, öyle hemen her şeyde kopup parçalanmıyor ya da bölümlerce eziyet çektirilmiyordu. olayların da üstü hemen kapatılıp, çiçeğim böceğim diye hemen barışma da olmuyordu.
dizi, dijitale geçmeyeceğinin ve net bir final olduğunun mesajını gözümüze baka baka söyledi. merak eden varsa, çaf'ın kuaförü kapatıp "satılık" yazısı astığı sahnede bir yerdeydi. ben aslında dijitalden devam etmesini isterdim ama böyle uzatmadan ve dallandırıp budaklanmadan bitmesi de iyi oldu. o zaman böyle sevdirmezdi kendini. ayrıca bildiğim kadarıyla o kadar da kolay değilmiş, dijitalde yayınlanma işleri. ben leman dijitale geçiyor gibi görünüyor. zaten bu yıl bu iki diziyi çok sevmiştim. eğer geçiş olursa ve dizinin kalitesi bozulmazsa bir nebze de olsa "rüya gibi" yaramı sarabilir 💔
daha üstüne söyleyebileceğim bir şey gelmiyor şu anda. gerçekten boşluk hissediyorum. güzel bir rüya gibiydi. uyandıktan sonraki burukluk hissiyle bitti ve aklımda bir yerlerde var olmaya devam edecek. birkaç olumsuzluğu ve güzel bütünlüğüyle bu sezonun en iyi işlerinden biriydi (diğeri de leman'dı).
iyi uykular.