Bir insan özgür olmak için ne kadar ileri gidebilir? Ve özgürlük uğruna neleri feda edebilir? Il Falsario (Gerçek Sahtekar) tam da bu soruların etrafında dönen bir hikâye anlatıyor. Film, yetenekli bir ressam olan Toni Chichiarelli’nin hayatından esinleniyor ve adını aldığı…devamıBir insan özgür olmak için ne kadar ileri gidebilir? Ve özgürlük uğruna neleri feda edebilir? Il Falsario (Gerçek Sahtekar) tam da bu soruların etrafında dönen bir hikâye anlatıyor. Film, yetenekli bir ressam olan Toni Chichiarelli’nin hayatından esinleniyor ve adını aldığı “Il Falsario di Stato” adlı kitaptan yola çıkıyor. Bu eser, 20. yüzyıl İtalya’sında resmi kurumlara kadar uzanan sahtekârlık ağlarını, belgeler ve anlatılar üzerinden ele alan oldukça çarpıcı bir çalışmadır.
Film bizi doğrudan İtalya’nın en karanlık dönemlerinden birine götürüyor: “Kurşun Yılları”. 1970’ler ve 80’ler boyunca ülke, neo-faşist gruplar ile aşırı sol örgütlerin yarattığı siyasi şiddetin içinde savrulmuştu. Sokaklar bombalamalar, suikastlar ve kaçırma olaylarıyla doluydu. Böyle bir atmosferde geçen hikâye, Roma sokaklarında portre çizerek hayatını kazanan genç bir sanatçıyla başlar.
Toni Chichiarelli olağanüstü bir yeteneğe sahiptir. Ancak sanatın getirdiği özgürlük ona yetmez; para, güç ve daha büyük bir hayat arzusu giderek ağır basar. Önce ünlü ressamların tablolarını kusursuz biçimde taklit etmeye başlar. Zamanla bu yeteneği, galeri sahibi sevgilisi Donata için değerli sanat eserlerinin kopyalarını üretmeye kadar gider. Fakat Toni’nin dünyası burada da durmaz. Roma’nın en güçlü suç örgütlerinden biri olan Banda della Magliana ile kurduğu ilişki, onu sanat sahtekârlığından çok daha karanlık işlerin içine çeker.
Filmde Donata karakterine Giulia Michelini, mafya figürü Balbo’ya ise Edoardo Pesce hayat veriyor. Fakat hikâyenin gerçek gücü, Toni’nin ahlaki sınırlarının giderek silinmesinde yatıyor.
Çünkü bu film yalnızca bir sahtekârlık hikâyesi değil. Aynı zamanda gerçek bir hayatın dramatik portresi.
Antonio “Toni” Chichiarelli 1950 doğumludur. 1976’da Roma’ya geldiğinde sanat sahtekârlığıyla para kazanmaya başlamış, kısa süre içinde Roma yeraltı dünyasının en güçlü yapılarından biri olan Banda della Magliana ile bağlantı kurmuştur. 1978’de İtalya’yı sarsan Aldo Moro kaçırılması sırasında Kızıl Tugaylar adına hazırlanan sahte bildirilerle ilişkilendirildiği de iddia edilir. Büyük banka soygunları ve organize suçlarla adı sık sık anılmıştır. Hayatı ise tıpkı yaşadığı dönem gibi karanlık bir biçimde sona erir: Chichiarelli 1984 yılında gizemli bir cinayete kurban gider.
Filmi tam anlamıyla kavrayabilmek için biraz da dönemin İtalya’sını bilmek gerekir. Özellikle Kızıl Tugaylar (Brigate Rosse), o yılların en sert ve en radikal örgütlerinden biridir. Leninist çizgideki bu silahlı örgüt, dönemin başbakanlarından ve Hristiyan Demokrat Partisi liderlerinden Aldo Moro’yu kaçırıp öldürerek dünya gündemine oturmuştur.
Roma yeraltı dünyasının diğer önemli aktörü ise Banda della Magliana mafyasıdır. 1970’lerde Franco Giuseppucci, Nicolino Selis, Maurizio Abbatino ve Enrico De Pedis gibi isimler tarafından kurulan bu örgüt, Roma’daki suç faaliyetlerini tek elde toplamak amacıyla ortaya çıkmıştır. İsmini üyelerinin çoğunun yaşadığı Magliana semtinden alır. Başlangıçta uyuşturucu kaçakçılığı ve fidye amaçlı kaçırma gibi suçlarla uğraşırken kısa sürede siyaset, mafya ve organize suç ağlarının merkezine yerleşmişlerdir. Hatta bazı iddialar örgütün Papa’ya yönelik suikast girişimiyle bile bağlantılı olduğunu öne sürer.
Böyle bir ortamda yetişen Toni Chichiarelli’nin hikâyesi, sanat ile suç arasındaki o ince çizginin nasıl silinebileceğini gösteriyor. Yetenek, doğru ellerde bir sanat eserine dönüşebilir; ama yanlış yolda ilerlediğinde tarihin en karmaşık suç hikâyelerinden birinin parçası da olabilir.
Il Falsario tam da bunu anlatıyor:
Bazen bir insanın en büyük yeteneği, onun en büyük felaketine dönüşebilir.
Not: Kısa geçişli de olsa +18 müstehcen sahneler var. Ailece izlemeye uygun değil. Filmi Netflix'den izleyebilirsiniz...