Spoiler içeriyor
Dikkat yumuşatıcı etkisi yapabilir !!!!! Bu diziye başlamakla çok yerinde bir karar vermişim. Bi kere bölümlerin süresi kısa ama yetiyor dolu dolu geçiyor. Sonra gerçekten bittiğinde yumuş yumuş oldum. Dahası da olucak galiba final olmuş değil dizi daha. Sadece Netflixte…devamıDikkat yumuşatıcı etkisi yapabilir !!!!!
Bu diziye başlamakla çok yerinde bir karar vermişim. Bi kere bölümlerin süresi kısa ama yetiyor dolu dolu geçiyor. Sonra gerçekten bittiğinde yumuş yumuş oldum. Dahası da olucak galiba final olmuş değil dizi daha. Sadece Netflixte olması beni düşündürüyor gelecek sezonlar ve akıbeti İçin.
Neyse konusundan bahsedecek olursak biziz bir abimiz var. Karısı bir yıl önce vefat etmiş. Kendisi mühendislik alanında profesör ve emekli olmuş. Karısı da ölüp emekli de olunca evinde tek başına kalıyor hep uyguladığı günlük rutinleri var ve her gün onları yapıyor ve bu böyle gidiyor. Yani kendini kapamış hayata anlayacağınız. Bir gün kızı babasının bu durumuna üzülüyor ve babasına kendine bir hobi edin sosyal hayata tekrar katıl diyor. O da her gün yaptığı gibi kızının ilgisini çekeceğini düşündüğü gazetedeki haberleri kesip yapıştırıken bir ilan görüyor gazetede ve ondan sonra asıl hikaye başlıyor.
Bir özel dedektiflik şirketi diyeyim size oradan bir ilan. Şu şu özelliklere sahip yaşlı bireyler aranıyor. Heh diyor tamam bu ben. Meğerse huzur evinde orada kalan yaşlı teyzelerden birinin değerli eşyası çalınmış ve polisi işe katmak istemiyorlar. Abimizi de huzur evine casus olarak sokuyorlar.
Dizide yaşlılık, yaşlının halinde anlamak, onlarla empati kurmak, yaşlanmayı idrak etmek gibi farkındalık oluşturan bir dizi de ayrıca. Bu açıdan bence değerli. Böylesi bir açıdan konuyu ele alan bir yapım izlemedim. İzleyen varsa önerilere açığım.
Dizide Charles'ın bir zamanlar ne kadar tutuklu olduğunu (karısı ve köprüler ya da direk o köprü) ve bu tutkusunu kendince dedektifliğiyle yeniden bulmasını ve böylece hayata tekrardan dönmesini izlemek çok güzeldi, tatlıydı.
Charles'ın dizide büyük ve önemli bir rolü olsa da dikkatimi çeken bir nokta da şu oldu: Bir çok farklı alanda yönetici olarak önemli görevlerde, mesleklerde kadınların olması ve başarılı da olmaları. Hani kadınların ön planda olması çok hoştu. Julie, Didi, Holy gibi. Hatta Susan, Mona, Vanessa ve Emily bile sayabiliriz.
Emily ve kocası siz nasıl tatlı bir ailesiniz çiftsiniz yaaa
Julie ve Vanessa'nın anne&kız ilişkilerinin böyle sonuçlanması, böyle bir konunun da hikayeye eklenmesi güzeldi, duygusaldı bence.
Hayat kısa, bir bakmışsın ölüme daha yakınsın. (her ne kadar ne zaman öleceğimizi bilmesek de) O gençken ki dinamikliğin, hareketliliğin, enerjin artık yok. Yapabileceğin şeyler sınırlı. Bir de sana şefkatle, ilgiliye bakacak kimsen yoksa, şu kısacık ömürde yanına yoldaş olucak, derdini, üzüntünü, sevincini paylaşacak bir yarenin yoksa ya da kaybettiysen Allah yardımcın olsun.
Kimseyi üzmeye, kimseyle küs kalmaya değmez. Hele hele bu kişiler ailense, secdiklerinse, sana değer veren kişilerse. Herkes hata yapabilir hiç kimse mükemmel değil olay şurada bitiyor kendini affettirebilmek, yaptığından pişman olabilmek, ders alabilmek. Yaşayabildiğin kadar yaşayabilmek, hayatın tadını çıkarabilmek. Yeni şeylere açık olmak, kaybettiklerimizi unutmamak onları anmak ama zamanı geldiğinde önüne bakabilmek. Her şey için çok geç, yapamam dememek gibi gibi. Benim bu diziden çıkardıklarım bunlar. Varın siz düşünün nasıl bir diziymiş bu.
Genel olarak ise iç ısıtan, duygulandıran, ders aldıran, merak uyandıran, gülümseten çok tatlı bir dizi ve üstelik bölümler kısa.
İzlemenizi şiddetle tavsiye edebilirim zaman kaybı olmaz sizin için.
Şimdiden yeni sezon için heyecanlıyım.