Spoiler içeriyor
Dizide anlatılan konuya bakıldığında sadece gençken yapılmış bir kısa kaçamak yani aldatma ama yönetmen böyle klişe bir konunun nasıl görsellikle, oyunculukla, bütün duyguları izleyiciye yansıtarak ve sindirerek anlatılacağını göstermiş gibi bir diziydi. Seyirciye de Why did you not question it?…devamıDizide anlatılan konuya bakıldığında sadece gençken yapılmış bir kısa kaçamak yani aldatma ama yönetmen böyle klişe bir konunun nasıl görsellikle, oyunculukla, bütün duyguları izleyiciye yansıtarak ve sindirerek anlatılacağını göstermiş gibi bir diziydi. Seyirciye de Why did you not question it? dedi resmen.
Ve Cate Blanchet'i izlemeyi seviyorum, filmlerde ayrı bir havası var.
Dizi son birkac bölüme kadar izleyicinin sorgulamasını ve taraf tutmasini sağlayan bir bakış açısıyla sanki adamı baştan çıkaran kadınmış gibi anlatıyor. Olaylar bilinmeden verilen hüküm, kadının kendini açıklama şansını zamanında sessiz kalarak kaybetmiş olması da beni burda sıkışmış hissettirdi. Ortada tek taraftan ugrasilmis anlatılmış bir magazinsel hikaye varken diğer tarafı kimse dinlemek istemiyor.
En sevdiğim şeylerden biri de hikayenin kitaptan okunarak ilerlemesiydi. Jonathan'ın o gençlik, ergenlikle birlikte az cinsellik deneyiminden dolayı bir kadınla yaşadığı şehvet, utanç ve kadına kapılma duygularını yüz ifadelerinde, gözlerinde görmemiz, kadının ise boğulma sahnesinde denizde adamı görmesine rağmen ölmesini ister gibi nefretle bakışı hatta gözleriyle öldürüşü, boğulma sahnesinin çekimlerinde hissettirilen o bunalmış denizdeki yoğun dalgaların çarpa çarpa verdiği yorgunluk, boğaza kadar dayanmış su hissi en beğendiğim sahneler oldu. Bir oyuncu geçenlerde oyunculuk gözlerle yapılır gibi bir şey söylemişti gerçekten de öyle. Çekimlerdeki sarılık bunaltıcı sıcak hissini ve mavi-grilikler ise karamsarlıkla birlikte hafif ürkütücü bir hava vermiş. Fark ettiğim şeylerden biri gerilim havası verilmek istendiğinde diziler daha yavaş ilerliyor. Daha sindirerek akıyor, komediler ise daha hızlı konuşan daha hızlı akan bir yapıya sahip. Sanırım yavaş akışın getirdiği belirsizlik insanı geriyor.
Sanırım dizi/filmlerde en sevmediğim şeylerden biri başlangıcınin seks sahnesi ile yapılması. Seyircinin ben neyin içine düştüm sorgusunun içine düşmesine ya da frontal lobundan koparıp id'inin harekete geçmesine neden oluyor sanki. Ani bir uyaranla kendine getirme sahnesi gibi bir şey mi hala sebebini anlayamadım.
Şerefsiz bir oğul yetiştirdikten sonra her şeyi tecavüz edilen kadının üstüne atma fantazisinden de iğrendim, bu nasıl inkâr bu nasıl bir yasla mücadele etme yöntemidir. Adam da kafayı yemiş intikam için hiçbir şey bilmeden kadının hayatını mahvetmis, bütün ipuçlarını sashanin ailesinin tepkilerini görmezden gelmiş karım bu olayları nerden biliyor da böyle ayrıntılı yazmış dememiş. Bir de ölmesini izledi, gülümsedi diye kadını suçlu bulmuşlar ben bulmadım keşke daha kötü ölseymiş dedim içimden. Kadın da hala kendini sorgulayip suçlu buluyor içten içe mücadele etmedim diye. Donma tepkisi denen bir şey var sonuçta, dissosiye olmuşsun nerdeyse zaten kendi acıyla inledigin çığlıkları attığını dahi anlamamışsın. Catherine'in kocası da gerçekten stephenin dediği kadar budala insan aldatilsa bile merak eder dinler bir. Oğlundan da hiç hoslanmamistim bilmiyorum dış görünüşüyle yargilayalim diye mi böyle bir çocuk seçtiler ama yargiladim da açıkçası annesine vs olan tavrını ama meğer her şeyi görmüş çocuk ama bastırarak unutmuş.
"Çünkü birinin bana tecavüz etmiş olması fikriyle, bana zevk vermiş olması fikrinden çok daha kolay baş ediyorsun. Bana tecavüz ettiğini duyduğunda neredeyse rahatladın ve ben bunu nasıl affedeceğimi bilmiyorum."