Spoiler içeriyor
İyi bayramlar Raf ☘️ İnsanların “Kırılma” adını verdiği bir felaketten sonra yerküre 21 parçaya ayrılmıştır. Birbirinden ayrı duran bu parçaların her birine de “kemer” demişlerdir. Her kemerin başında “kurucu ruh” dedikleri ölümsüz atalar ya da analar durmaktadır. Herkes kendi kemerinin…devamıİyi bayramlar Raf ☘️
İnsanların “Kırılma” adını verdiği bir felaketten sonra yerküre 21 parçaya ayrılmıştır. Birbirinden ayrı duran bu parçaların her birine de “kemer” demişlerdir. Her kemerin başında “kurucu ruh” dedikleri ölümsüz atalar ya da analar durmaktadır. Herkes kendi kemerinin başındaki atasından ya da anasının soyundan gelir. Fakat kurucu ruhların nereden geldiği,aslında kim oldukları bilinmez. Çünkü kurucu ruhlar sadece “anda” yaşarlar. Geçmişi zihinlerinde tutmazlar.
Genç Ophelie, Anima ismindeki kemerde yaşamaktadır. Anima’nın kurucu ruhu Artemis adındaki bir ölümsüzdür ve Anima’daki herkes Artemis’in soyundan gelmektedir. Hemen hemen herkes birbiriyle uzaktan akrabadır.
Burada anaerkil bir düzen hakimdir. Yönetimde Duayenler yani “annelerin anneleri” olan kadınlar söz sahibidir.
Anima’da her nesnenin bir ruhu vardır. Nesneler kendilerince hareket eder,titreşir ya da sesler çıkarırlar. Nadir görülen bir yetenekle doğan Ophelie nesnelere dokunduğunda onların geçmişlerini görebilmektedir. Nesnelerin eski sahiplerini hatta yaratıcılarını görür. Ophelie Anima arşivlerinde kendisiyle benzer bir yeteneğe sahip olan büyükamcası ile birlikte okuyucu olarak çalışmaktadır. İkili Anima tarihi için önemli nesneleri ve kayıtları,başkalarının düşünceleriyle kirlenmesin diye korurlar.
Ophelie’nin bir diğer az görülen yeteneği de
aynalar arası seyahat edebilmesidir. Fakat henüz çok uzak aynalar arasında seyahat edemiyordur. İlginç yetenekleri olan Ophelie bunların yanında çok da sakar bir kızdır. Eski moda giyinir hatta çoğu zaman pasaklı bir halde gezer.
Ophelie için Duayenler bir evlilik ayarlamışlardır. Halihazırda uzaktan akrabalarından gelen evlilik tekliflerini defalarca reddeden Ophelie bu teklifi kabul etmek zorunda kalır. Çünkü bu diplomatik ve önemli bir evliliktir. Ve artık bu teklifi de kabul etmezse Anima’dan sürgün edilmekle tehdit edilir.
Günün birinde damat adayı çıkıp gelir. Kutup ismindeki kemerden gelen Kuzeyli damat adayı Thorn, Anima’daki herkesten çok daha uzundur. Metalik gözleri ve soluk sarı saçları vardır. Onu gizemli kılan tek şey yüzündeki yara izleri değildir. Pek konuşmayan,sessiz birisidir. Bunların haricinde Thorn aslında bir saraylıdır. Çok zengindir.
Artemis’in kayıtlarına göre hiçbir Animalı kemerini terk etmemelidir ama Artemis ikilinin evliliğine hiç ses etmez. Anda yaşayan kurucu ana,belki de yazdığı şeyi unutmuştur bile.
Anima’nın aynalarına seyahat edemeyeceği kadar uzak bir yere gideceğini anlayan Ophelie bu evlilik konusunda pek bir şey söyleyemeden Kutup’ta yaşayacağı tehlikelerden habersiz,pek ketum olan nişanlısıyla birlikte yollara düşer. Aklında ise kendi gibi gösterişten uzak birisi ile saraylı Thorn’un evliliğini duayenlerin nasıl onayladığı sorusu vardır.
Serinin kitaplarını çıktıkça alıp bir kenara koymuştum. Artık okuyayım dedim. İyiki de okumuşum. Aynadan Geçen Kız: Kış Nişanlıları aşırı heyecanlı değildi ama güzel bir giriş kitabıydı. Boş beleş bir fantastik kitap değil. Aksine sayfalar yoğun ve dolu. Tabi bu kitabın sürükleyiciliğini kötü olarak etkilemiyor. Bazı sayfalardaki yoğunluğa rağmen akıyor gidiyor. Yazarı da yaratıcı buldum. Daha önce hiç okumadığım yaratıcılıkta şeyler vardı.
Kitapla ilgili olan yazımda sadece Anima’dan bahsettim. Ama Kutup’ta da çok ilginç şeyler var. Devamını mutlaka okumak istiyorum. Ophelie ve Thorn’un ilişki dinamikleri nasıl ilerleyecek ayrıca merak ediyorum.