Film sıradan bir vampir hikayesi değil. Daha çok ölümsüzlükle lanetlenmiş bir ruhun itirafı gibi. Film adeta barok tablo gibi. O ışık, kostüm, sahne tasarımları. Caravaggio tablolarını anımsattı bana. Louis ve Lestat’ın ilişkisi o kadar karmaşık ve tuhaf ki bize sevginin…devamıFilm sıradan bir vampir hikayesi değil. Daha çok ölümsüzlükle lanetlenmiş bir ruhun itirafı gibi. Film adeta barok tablo gibi. O ışık, kostüm, sahne tasarımları. Caravaggio tablolarını anımsattı bana. Louis ve Lestat’ın ilişkisi o kadar karmaşık ve tuhaf ki bize sevginin farklı anlamlarını sorgulatıyor. Sevgi Louis için anlam aramak iken, Lestat için sahip olmak demekti. Louis’in vicdanı ile olan savaşı nedeniyle insan olarak kalmak istemesi ona vampir olmaktan daha çok zarar veriyor aslında. Lestat ise kendisini kabullenmiş, doğasını bastırmayan bu sebeple suçluluk duymayan biri haline gelmiş ve sadece anı yaşayan bir vampir olmuştur. Bu yüzden bağ kurma yetisi eksik biridir. Her ne kadar birbirleriyle kovalamaca oynasalarda bir gerçek var. Louis Lestat olmadan hayatta kalamaz, Lestat ise Louis olmadan anlamlı hissedemez. Aslında bir nevi Louis’in insani duygularla karmaşa içinde olması, Lestat’ı insani hissettiriyor olabilir. Ve belki de Lestat’ın Louis’i bırakamamasının sebebi Louis’in ona bir umut olmasıdır, onu bu yönüyle kendinden daha güçlü görmesidir. Belki de bir zamanlar bende öyleydim ya da onun gibi olabilirim hala geç değil diye düşünmesine neden oluyor olabilir. Ama davranışlarıyla ve yaptıklarıyla Louis gibi olmak yerine Louis’i kendine benzetmeye çalışması işi karmaşıklaştırıyor haliyle. Bunlar tamamen varsayım tabi. Belki de sadece Louis’in kendisine direnmesi hoşuna gidiyor da olabilir.
Sanırım bende onlar gibi bir dönüşüm geçirseydim yüksek ihtimalle Lestat’a benzerdim. Ama vicdani ve sevgi üzerinden Louis’e benzemeye çalışırdım. Ne yaman bir çelişki ama..
Aslında dünyayı keşfedip, güzellikleri görmek, yeni yeni deneyimler edinmek için sonsuz bir ömür olacaktı önümde. Ayrıca kötüleri dünyadan ayıklamak, masumlara ve muhtaçlara yardım etmek isterdim. Lanetlenmişiz bari en azından dünyaya, insanlığa bir yararımız olsun değil mi?
“Ya lanet… Bir görev değilse?”
“Ya sadece bir varoluşsa?”
O zaman iyilik yapmak:
Bir zorunluluk değil
bir seçim olur.
Ve seçimle yapılan iyilik…
Zorunluluktan yapılan iyilikten daha değerlidir…
Ama asıl sınav o zaman başlar…
Ölümsüzlük romantik görünüyor ama aslında:
Her şey tekrar eder,
İnsanlar gelip geçer,
Anlam yavaş yavaş aşınır.
Ve en tehlikeli soru şudur:
“Neden hâlâ iyi olayım?”
İlk 10 yıl kolay
İlk 100 yıl anlamlı
Ama 300 yıl sonra?
Böyle böyle Lestat’a dönüşüm başlar işte…
Ama…
Dünyayı keşfetmek, güzellikleri görmek, sanata, doğaya, ruha aşık olmak işleri değiştirebilir.
Çünkü sadece kötülüğü azaltmak üzerine varoluş:
Zamanla sertleşir, insanı yargılayıcı yapar.
Ama güzelliği korumak:
İnsanı yumuşatır, bağ kurmasını sağlar.
Ve bu da bizi Lestat’tan uzak tutar…