Aykırı Türk Filozof Ulus Baker Hakkında Enteresan Bilgiler Dünkü paylaşımda gördüm ki Ulus Hoca’yı sevenler pek çokmuş; tanımayanlar da elbette var. Bugün bu yüzden daha geniş bir paylaşım yapmak istedim. Acı dolu hayatını okurken içimin nasıl sızladığını anlatamam. Demek ki…devamıAykırı Türk Filozof Ulus Baker Hakkında Enteresan Bilgiler
Dünkü paylaşımda gördüm ki Ulus Hoca’yı sevenler pek çokmuş; tanımayanlar da elbette var. Bugün bu yüzden daha geniş bir paylaşım yapmak istedim. Acı dolu hayatını okurken içimin nasıl sızladığını anlatamam. Demek ki cam fanuslarda ahkâm kesenlerden değil, böylesi derin acılardan doğuyormuş bazı dehalar.
Ülkemize ve dünyaya birçok fikir katmış değerli insanlar var. Bu değerler arasında yer alan Ulus Baker hakkında bilinenler ise ne yazık ki az. Ben de bu içerikte, farklı ve aykırı bir ruha sahip olan Türk filozof Ulus Baker’e dair bazı enteresan bilgileri derledim. Yaşamı da en az kendisi ve çalışmaları kadar sıra dışı olan Baker’i gelin biraz daha yakından tanıyalım.
Çocukluğu çok mutlu başlasa da sonra hayat denen öğretmenin sınavı acımasız.
14 Temmuz 1960’ta Ankara’da doğan Ulus Baker, Kıbrıslı bir Türk ailesinin çocuğudur. Babası Sedat Baker ruh hastalıkları hekimi, annesi Pembe Marmara ise şairdir. Kıbrıs’ta süregelen savaş sebebiyle aile Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır. Bu göçün ardından Baker annesini kanserden kaybetmiş, babası ise bir otel lokantasında ölü bulunmuştur. Bu ağır kayıplar onun hayatını derinden sarsmış; alkol ve sigaraya yönelmesine neden olmuştur. Ancak ailesinden miras aldığı şairlik ve düşünsel yeteneğe de daha çok sarılmıştır.
Ulus Baker de ailesi gibi entelektüel bir yol seçerek Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde okudu. Mezun olduktan sonra aynı üniversitede öğretim üyesi oldu. Ana dili gibi bildiği diller onun en dikkat çekici özelliklerinden biriydi. Fransızca, Rusça ve İngilizceyi ileri seviyede konuşuyor; toplamda yedi dil biliyordu. Yabancı öğrencilerini sürekli soru sormaya teşvik eder, sosyoloji ve felsefe üzerine pek çok çeviri ve makale üretirdi.
Hayatındaki sorunlar arttıkça alkol ve sigaraya olan bağlılığı da güçlendi. Bir ders boyunca bir paket sigara bitirdiği, kahvaltıda bile bira içtiği anlatılır. Kılık kıyafetine, saçına hiç önem vermez; bedenine bakmadan aldığı kıyafetleri gelişi güzel giyerdi. Ancak sakal tıraşını asla ihmal etmezdi. Duşa ise çevresindekiler hatırlattığında girermiş.
Ulus Baker, hayatı boyunca büyük bir Spinoza hayranıydı. Türkiye’de Spinoza’yı en iyi çözümleyen ve yorumlayan isimlerden biri kabul edilir. Bu hayranlığını iki kedisine “Spinoza” adını vererek bile göstermiştir. Spinoza felsefesini yalnızca teorik olarak değil, pratik olarak da uygulanması gereken bir düşünce sistemi olarak görür ve bunun üzerine çalışmalar yapardı.
Gökyüzü ile Kurduğu Bağ ise enteresandı bazılarınca...
Hiç televizyonu yoktu. Gökyüzünü izlemeyi televizyona tercih eder, en güvenilir bilgileri oradan aldığını söylerdi. Filmleri göç eden kuşlarda, reklamları ise bir yerden bir yere giden uçaklarda seyrederdi. Boş zamanlarında gökyüzüne bakmak onun için adeta bir dünya değiştirme ritüeliydi.
Ulus Baker yalnızca büyük bir filozof değil, aynı zamanda son derece samimi ve alçakgönüllü bir insandı. İnsanların statüsüne, konumuna hiç bakmaz; herkesle sohbet eder, soruları içtenlikle cevaplandırırdı. Yabancı öğrencilerine de en az Türk öğrencileri kadar özen gösterir, barda karşılaştığı biriyle bile uzun süredir dostmuş gibi konuşabilirdi.
Onu bu kadar farklı kılan en güçlü yanı araştırmacı ruhuydu. Sosyolojiyle sınırlı kalmayıp felsefe, sinema ve çeşitli disiplinlerde eleştiriler ve çözümlemeler yaptı. Özellikle sinema alanında Dziga Vertov üzerine yazdığı eleştiriler Avrupa’da büyük ilgi gördü ve sinema okullarında okutulmaya başlandı.
Kılık kıyafetine önem vermediği gibi sağlığına da aynı kayıtsızlığı gösterirdi. Karaciğer rahatsızlığına rağmen sigara ve alkolü bırakmadı. Gözlüğünün camı düşse bile tamir ettirmez, daha iyi gören gözüyle idare ederdi. Yıllar süren bağımlılığı onu böbrek ve kalp yetmezliğine sürükledi. İstanbul’a geldiğinde durumu ağırlaştı ve 12 Temmuz 2007’de hayata veda etti. Ardında ise derin düşüncelerle dolu, etkileyici eserler bıraktı.
******
Dolaylı Eylem, ,
Beyin Ekran,
Kanaatlerden İmajlara, Duygular Sosyolojisine Doğru
Yüzeybilim Fragmanlar,
Aşındırma Denemeleri,
Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme-
***
Çevirileri
Gilles Deleuze, Spinoza Pratik Felsefe (Spinoza. Philosophie pratique by Les Editions de Minuit), Norgunk Yayıncılık
—, Spinoza Üzerine On Bir Ders, Kabalcı Yayınevi
—, Kant Üzerine Dört Ders, Kabalcı Yayınevi
—, Leibniz Üzerine Beş Ders, Kabalcı Yayınevi
ANISINA SAYGI,SEVGİ VE TEŞEKKÜRLERLE.💙