Spoiler içeriyor
Coğrafya Kader Midir? Bence bazı istisnalar dışında, evet, coğrafya kaderdir, ve Maalesef ki çoğu zaman herkes bu kaderden kurtulamaz.. Kader dediğimiz şey, tamamen değiştirilemez bir yazgı mıdır, yoksa bizim ihmallerimizle daha da ağırlaştırdığımız bir gerçeklik midir? Bu filmi izlerken beni…devamıCoğrafya Kader Midir?
Bence bazı istisnalar dışında, evet, coğrafya kaderdir, ve Maalesef ki çoğu zaman herkes bu kaderden kurtulamaz.. Kader dediğimiz şey, tamamen değiştirilemez bir yazgı mıdır, yoksa bizim ihmallerimizle daha da ağırlaştırdığımız bir gerçeklik midir? Bu filmi izlerken beni en çok düşündüren şey bu oldu.. Evet coğrafyayı değiştiremezsin, dağları yerinden oynatamazsın, karın yağmasını engelleyemezsin ama bir köyü, bir kasabayı, orada yaşayan insanları kaderine terk etmek sözde insanlığımızın varsa eğer vicdanı ile ilgili bir şeydir.. Ve bu, "sözde insanlığın vicdanı" bir türlü kabul edemediğim bir şeydir.. Evet coğrafyayı değiştiremeyiz belki ama görünür kılarak bütün imkansızlıkları bir imkana çevirebiliriz bu bizlerin elinde olan bir şeydir.. Yeter ki görmezden gelip sırtınızı dönüp gitmeyelim... Filmde beni en çok etkileyen çocuklardı. Ayakkabısı olmadığı için karda yalın ayak yürüyen, hastalanınca ilaç nedir, doktor nedir bilmeyen, şansı varsa yaşayıp şansı yoksa ölen, hiç portakal yemediği gibi bir tane portakal yiyince iyileşeceğini zanneden çocuklardı.. Eminim ki bu çağda bile hâlâ bu durumda olan birçok belde ve köyler vardır..
Film sadece coğrafyayı değil, kopuk insan ilişkilerini de apaçık bir şekilde gözler önüne seriyor. Özellikle kadınlar… Sürekli susan, başını eğen, konuşamayan kadınlar.. Erkeklerin karşısında varlık gösteremeyen, kendi hayatları hakkında söz sahibi olamayan kadınlar.. Erkekler ise kendi kararlarını alıyor, kendi düzenlerini kuruyor. Kadınlar bu düzenin içinde sadece kabullenmek zorunda kalıyor. Bu sadece bir kültür meselesi değil; bu, bir sessizlik meselesi. Film boyunca hissedilen o ağır suskunluk, aslında her şeyi anlatıyor. Bir de çıkar ilişkileri var. Bir gün bir müfettiş geliyor ve öğretmene Karlar Eridi yollar açıldı artık özgürsün gidebilirsin diyor.. bunu öyle sevinçle söylüyor ki müjdeli bir haber veriyormuşçasına, sanki burası sadece geçici bir durakmış gibi.. müfettiş öğretmenin sevineceğini zannediyor ama öğretmen sevinmiyor.. Karşılaştığı her zorlukta, rahatını düşünüp sen gidersen, ben gidersem, öteki beriki giderse ne olur bu memleketin hali? Ne olur bu gözünüzün içine içine bakan çocuklar hiç düşündünüz mü? Ama ben düşündüm: Ben bir öğretmen olarak o çocukların gözlerinin içine baktıysam bırakıp gidemezdim, benim içim sızlardı! Eğer herkes sadece kendi iş süresine bakıp alacağı paraya bakıp gerisini umursamazsa, o zaman bu düzen nasıl değişecek? Filmde gördüğümüz şey sadece bir köy değil. Aynı zamanda bir terk edilmişlik hali. İnsanların değil, vicdanların terk edilmişliği.
Coğrafya kader olabilir, ama bir yeri kaderine terk edip görmezden gelmek de insanlığa sığmayan bir meziyettir! Ve asıl soru şu: Biz gerçekten her yere ulaşmak, herkese eşit imkân sağlamak istiyor muyuz, yoksa bazı yerleri görmezden gelmeyi mi tercih ediyoruz? Bence görmezden geliniyor Çünkü görmezden gelmek daha kolay.. yok saymak, hiç varolmamışçasına... Sahiden vicdanlarımız olmadan biz gerçekten insan mıyız?
"Allah bu dağları yaratırken, dağlar ağlamış, hem de çok ağlamış. "Bize kim bakacak?" demiş. "Bizi bu kadar karlı, bu kadar ıssız yaratıyorsun, hiç kimse gelmez bu dağlara" demiş. Allah dağlara bizleri göstermiş, demiş ki: "bunlar çaresizdir, hiç çareleri yoktur. Bunlar burada oturur size bakar." demiş..."
"Nerden geldiğini, niçin geldiğini hiçbir işine yaramayacağını bildiği için hatırlamayan, hatırlamak istemeyen ben, ola ki bir gün burda kendimi ararken başkalarını bulacağım.."