İstanbul Film Festivali sayesinde izleme şerefine nail olduğum Lübnan sinemasının son eseri 1982, yönetmenin ilk uzun metraj deneyimine göre oldukça tatmin edici bir filmdi. Film özü itibariyle yaşadığı coğrafya olan Doğu sinemasının izlerini taşısa da, bu coğrafyanin en büyük eleştirilerinden…devamıİstanbul Film Festivali sayesinde izleme şerefine nail olduğum Lübnan sinemasının son eseri 1982, yönetmenin ilk uzun metraj deneyimine göre oldukça tatmin edici bir filmdi.
Film özü itibariyle yaşadığı coğrafya olan Doğu sinemasının izlerini taşısa da, bu coğrafyanin en büyük eleştirilerinden biri olan "fakirliği fazla abartan" yanlarından arındırıp, bir başka boyutta bizlere sunuyor. Alışılmışın aksine bu filmde yoksul insanları değil, Lübnan'in üst kesim insanlarının okuduğu bir okulda, savaşın gölgesi altında yaşanan olayları 3 ayaklı bir halde bize sunuyor.
Filmde genel olarak savaş atmosferi hüküm sürse de, filmin ilk ayağında çocukların "aşki arama" ya da "aşık olma çabasını" izlerken, diğer ayağında büyüklerin gözünde "taraf olmanın pek de iyi bir şey olmadığını" bize sunuyor. Üçüncü ve son ayağı ise, savaş çanlarının çaldığı zamanlarda devam etmek zorunda olan "eğitimi" bizlere sunuyor.
Film senaryosal anlamda, risklere girmeden bize savaşın içinde savaştan uzak bir hayatı bize gösteriyor. Özellikle film boyunca savaşın kademe kademe yaklaşması ve her yaklaşımda karakterlerin savaşı hissetmeye başlaması, filmin senaryosal anlamda olmuşa yaklaşmasını sağlıyor. Özellikle filmin sonlarına doğru, savaşın kendini göstermesi ise çocukların bile savaş hakkında bir fikirleri olmasını sağlaması belki de savaşa dair en büyük eleştirilerden birini, bize kademeli olarak empoze ettiriliyor.
Filmin oyuncu kadrosunda, Kafernahum'da yönetmenlik koltuğuna oturan ve oldukça başarılı bir işe imza atan Yasmine (Nadin Labaki) ile ilk oyunculuk deneyimi olan Wissam (Mohammad Dalli) etrafında dönüyor. Özellikle doğu sinemasının çocuk oyuncuları etkili kullanmasını, bu filmde de oldukça başarılı bir şekilde bize sunuyor. Onun haricinde yan oyunculara pek fazla iş düşmese de, yerine göre yeterli performans sergilemeleri filmin tıpkı senaryosal anlamda olduğu gibi, oyunculuk anlamında da göze batmayan bir deneyim sunuyor.
Film görüntüsel anlamında ise daha önceden de dediğim gibi Doğu sinemasının geleneklerini yıkarcasına uzun çekimlerden yoksun, birinci gözden çekimlere, filmin izleyicilerini filmin içine sokmaktayı amaçlıyor. Bu amaç filmin geneline bakınca başarıya ulaştığı söylenebilir. Filmi izlediğim her dakika, savaşın varlığını öyle ya da böyle hissetmem ama bir yandan da çocukların gözünden bir başka olaya bakıyor olmam, bu başarının sağlaması olarak kabul edilebilir.
Genel olarak, sinema evreninin tehlike anında başvurduğu "savaş temalı" filmlerden farklı olarak, "savaşın olduğu yerde çocuk olmak" teması bence gayet başarılı ve okunaklı bir görüntü seyrediyor.
Oualid Mouaness'in yönetmenlik deneyimi olan 1982, pek fazla riske girmeden savaşı lanetleyen tavrı İstanbul Film Festivali'nin en olmuşa yakın filmlerinden birini bize sunuyor.
8/10