Filmi yeni izlemedim hayır. Bir kaç yıl önce coşkuyla seyretmeden hemen önce arkadaşım izle baya iyi film diye önermişti. Baya iyi film! O kadar iyi ki sonrasında defalarca izledim. "Fanboy" şeklinde değil ama. "Tarantino bu sahneleri nasıl çekmiş?" , "Dur…devamıFilmi yeni izlemedim hayır. Bir kaç yıl önce coşkuyla seyretmeden hemen önce arkadaşım izle baya iyi film diye önermişti. Baya iyi film! O kadar iyi ki sonrasında defalarca izledim. "Fanboy" şeklinde değil ama. "Tarantino bu sahneleri nasıl çekmiş?" , "Dur bir de altyazısız izleyeyim güzel sahneleri direkt mimiklere odaklanayım!" "Müziklerin kullanım yerleri hangi sahnelerde bir daha izleyeyim(soundtrackte biraz takıldıktan sonra)" gibi başlıklar altında her seferinde bana bir şey katarak izlettirdi kendini.
Öncelikle bir numaralı yönetmenin Tarantino. Herkes sevmez; diyaloglarını uzun bulurlar, kanlı absürt sahnelerini sevmezler, veya konusu fazla erkeksi(!) gelir felan filan peh... Ama benim aradığım herşey bu adamda yahu! O absürtleğe yer yer gülüp midem mi bulanmadı, diyalogları muazzam bir kitabın içindeymişim gibi keyifle takip mi etmedim, müziklerini yerleştirme biçiminde hayranlık mı duymadım, kast seçiminin her seferinde muazzam oluşuna mı şaşırmadım neler neler... Daha n'apsın dediğim, saygı duyduğum, ara sıra hakkında araştırmalara girdiğim bir yönetmen kendisi. Çok film izleyerek yönetmen olduğunu söyleyen kafadan kontak bir dahi!
Gel gelelim Django'ya. Benim Tarantino sinemasına giriş filmim olduğundan ilk göz ağrım. Ve ilk filmimin de bu kadar etkili bir konu ve temayla bütünleşmiş olması, onu favori filmim, zevk filmim haline getirmiş durumda. Normalde western aşığı bir adam değilim. Öyle açıp izlemem. Önceleri babam TRT'de pazar sabahları keyif yapardı bu filmlerde gözüm ilişirdi felan o kadar yani. Çünkü konusunun tek düze olduğunu gidişatın sabit olduğunu az çok gözlemliyordum. Ama bu manyak Tarantino öyle güzel yedirmişki western temayı böyle güzel bir konuya; gidip binicilik kursuna yazılasım gelmişti, uzun uzun paltolar satın alasım gelmişti. Bi kere böyle kazandı film beni. Öyle yok oyunculuk, yok oha kurguya bak gibi klişe kelimeleri bu incelememde/yorumumda kullanmayacağım. Çünkü onlara laf diyecek adam yani aksini iddia edip kötü bulacak adam zaten film izlemiyor, sinema sanatından anlamıyordur bundan eminim. Zira; Di Caprio, Foxx, Walt ve daha niceleri yani! Siyahilerin vatanlarından edilip köle olarak Amerika'da yaşayan insanlar tarafından kullanıldığını sıklıkla filmlerde gördük. Günümüzde bile devam eden iğrenç ırkçılıklar varken 1800lerde böyle acımasızca kölenin kölesi haline getirilen insanların hikâyesi benim hep ilgimi çekmiştir, haksızlığa gelemeyen bir insan olarak. İşte bu yapım, bunu o kadar fantastik işlemiş ki; tüyleriniz diken diken, yer yer gözleriniz gururdan dolmuş izlerken bulabilirsiniz kendinizi. İzleyecek film arıyorsanız bunca övgüme güvenin yardırın derim!
*SPOİLER*
Tarantinoya manyak demiştim üstte. Neden mi? Yahu adam filmin sonlarına doğru kendine bir rol yazmış onu da patlarak havaya uçuruyor. Manyak değil de nedir!
Jamie Foxx role çok yakışmıştı! Ses tonu bakışlarının hassasiyeti duruşu herşeyi!
Filmde kendisine yazılan çok sevdiğim bir kaç repliği var:
"Django, D-J-A-N-G-O. But the D is silent."
"I like to way you die, boy!"
"I am that one nigga in 10000"
Di Caprio yine bambaşka oynamış. Bu adam hangi rolde oynarsa oynasın bana gerçek kimliğini unutturuyor. O adama Leo gözüyle bakamıyorum. Saf yetenek!
Masaya vurup sinirlendiği sahnede elini cam kesmiş ve kanamaya başlamış. Yönetmen durmayıp kendisi de devam edince kanı bütün elini sarmış. O kanlı elini Broomhilda'nın suratına sürerken eli kesilmişti ve kan leonun kanıydı yani inanılmaz!
Christopher Waltz'a ise bu filmden sonra hayranlık duymaya başladım. İnanılmaz bir yetenek ve performans. Filmi baya baya taşıdı adam. Bira içip almanca konuştuğu sahneleri keyifle izlemiştim. His name is King!
9/10