Duvara Karşı filmini izlediğimden beri Fatih Akın’a karşı inanılmaz bir hayranlık besliyorum. Kaldı ki o filmi herhalde hiçbir film geçemez artık benim için. Baya baya en sevdiğim film oldu yani. Yaşamın Kıyısında’yı izlerken Fatih Akın’a olan hayranlığımın sebebini çok daha…devamıDuvara Karşı filmini izlediğimden beri Fatih Akın’a karşı inanılmaz bir hayranlık besliyorum. Kaldı ki o filmi herhalde hiçbir film geçemez artık benim için. Baya baya en sevdiğim film oldu yani.
Yaşamın Kıyısında’yı izlerken Fatih Akın’a olan hayranlığımın sebebini çok daha iyi anladım. O da şu: Adam çok cesur. Ben bu adamın filmlerinde gördüğüm, izlediğim birçok konu başlığını ne ülke çapında ne de uluslararası alanda görebileceğimi sanmıyorum. Tüm konuları çok sert, tokat gibi yüzüne vuruyor insanın. Detaycı ve gerçekçi. (Ama kötümser olduğunu da unutmamak lazım - ki tarzı böyle bence.) Duvara Karşı’da da aynı durum vardı. İzlerken rahatsız ediyor ama hikayeye o kadar güzel yediriyor ki gerçekçiliğinden ödün vermiyor. Bir noktadan sonra zaten gerçekçiliğinden rahatsız olmaya başlıyorsunuz ve bunu izleyiciye yapabiliyor olması muhteşem bir şey bence. İzlerken bu senaryoyu yazan kafanın insan ilişkileri ve hayatı nasıldır, neleri dinliyordur, neleri okuyordur diye tahmin yürütmeye çalışıyorum hep.
Sosyolojik çıkarımlar, tüm sahnelerdeki ses kullanımı, hikayenin ve detayların cesareti filmin en muhteşem yanları. “Ya bu sahne yanlış anlaşılır mı, çıkarsak mı acaba?” sorusu sanki hiç sorulmamış gibi. Akışı sağlayan en büyük etken de o bence.
Fatih Akın’ın müzik kullanımına bayılıyorum. Müzikler hep hikayeyle ortaklık ediyor sanki.
Olumsuz yönlere bakacak olursak, bu filmdeki tesadüfler silsilesi bana biraz yoğun geldi. Yani aşırı değil ama sanki yine de biraz zorlama. İnternette bu yönü çok eleştirilmiş zaten ama bana çok da “Yok artık!” dedirten bir durum olmadı filmi izlerken. Çok minik bir pürüz sadece. Onu da karakterlerin tanışmasında falan değil; yan yana geçtiklerinde, aynı yoldan yürüdüklerinde falan hissettim yani.
Tuncel Kurtiz ile Nursel Köse’nin oyunculukları bence asıl parlayanlar ama Lotte ve annesi de çok çok iyiydi. Baki Davrak yani Nejat Aksu karakterini canlandıran oyuncu da bence gayet başarılıydı. Nurgül Yeşilçay’ın oyunculuğunu hiçbir zaman sevemedim ne yazık ki... Ve bu film de bunu değiştiremedi. Çok eğreti duruyor bence. Uymuyor yani, bir problem var ama kestiremiyorum. Yani filme dair bir şeyi değiştirmek istesem kesinlikle Ayten karakterini canlandıran oyuncu olurdu.
Duvara Karşı, oyunculukların filme katabildiklerini bize en net gösteren filmlerden biri bence. O yüzden Nurgül Yeşilçay yerine başka bir oyuncu olsaydı bu film de kat kat etkileyici olabilirdi diye düşünüyorum.
Puan konusunda çok kararsızım. :( İzleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler diliyorum.