Doğrusu, paranın kendisi beni pek de alakadar etmiyor.Benim asıl arzuladığım, nasıl desem . . . fiyatına bakmadan şarap sipariş etme tavrı.Onun gibi bir şey işte.
Herhalde belirsiz bir anlamda, üstelik yanlış olarak kullanıyorum.Ya da bana öyle geliyor.Anlatılmayacak bir niteliği tarif etme çabası.Bildiğin gibi Şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır.Şöyle düşün. O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok.O kadar dokunaklı…devamıHerhalde belirsiz bir anlamda, üstelik yanlış olarak
kullanıyorum.Ya da bana öyle geliyor.Anlatılmayacak bir
niteliği tarif etme çabası.Bildiğin gibi Şibumi, sıradan,
olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır.Şöyle düşün. O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine
gerek yok.O kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına
gerek yok.O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok.Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek.İfade dolu bir
sessizlik demek.Kendini kanıtlama gereği duymayan bir
alçak gönüllük demek. Sanatta Şibumi zarif bir basitliği ifade eder.Buna sabi denir.Felsefedeyse kendini wabi olarak
gösterir.Büyük bir ruhsal rahatlıktır ama pasiflik değildir.Bir
insanın kişiliğindeyse... nasıl söylemeli... Hakimiyet peşinde
olmayan otorite mi ? Onun gibi bir şey.
Otake-san'ın hâlâ feda etmediği küçük bir lüksü vardı, o da
ufacık bahçesiydi.Savaşın sonlarına doğru oradaki çiçekleri
de söküp yiyecek ekmek zorunda kaldı ama, bunu bile kendi
kişiliğine uygun biçimde yaptı. Pancar, turp ve havuçları öyle
bir biçimde ekti ki, bitkiler büyüdüğü zaman yaprakları göze
çiçek yatakları gibi güzel görünür oldu. Otake, "Gerçi bu
durumda bunların otlarını ayıklayıp bakımlarını yapmak çok
güç oluyor ama, hayat mücadelesi uğruna güzelliği feda
edersek, barbarlar daha şimdiden bizi yenmiş sayılır." diyordu.
Ben sevinçliysem sen niye sevinmeyesin, diye düşündüm.Bir parça kek alıp önüne bir banknot bıraktım.Telaşla paranın üstünü vermeye davrandı, ama ben yoluma devam ettim ve uzaktan onun mutluluktan korkuya kapıldığını, iki büklüm bedeninin birden dikleştiğini şaşkınlıkla açılan ağzından bin bir duanın…devamıBen sevinçliysem sen niye sevinmeyesin, diye düşündüm.Bir parça kek alıp önüne bir banknot bıraktım.Telaşla paranın üstünü vermeye davrandı, ama ben yoluma devam ettim ve uzaktan onun mutluluktan korkuya kapıldığını, iki büklüm bedeninin birden dikleştiğini şaşkınlıkla açılan ağzından bin bir duanın döküldüğünü gördüm . . . daha fazla sevinç yaymak, daha fazla hissetmek istedim, birkaç gümüş bozuklukla, birkaç renkli banknotla korkuları, kaygıları gidermek, ruhları şenlendirmek ne kadar kolaydı.
Ait oldugum kesimin normlarını ve kalıplarını boş bulduğum için artık ne kendimden ne de başkalarından utanıyorum.Onur, suç, günah gibi kavramlar bir anda soğuk metalsi bir tını kazandı, bunları dehşete kapılmadan telaffuz edemiyorum artık.O gece ilk kez öylesine büyülenmişcesine hissettiğim o güçten beslenerek yaşıyorum.Beni nereye sürüklendiğini sorgulamıyorum q: Belki başkalarının günah diye adlandırdıgı bir başka uçuruma, belki de yüceliklere sürükleyecek.Bunu bilmiyorum, bilmek de istemiyorum.Çünkü sadece kendi kaderlerini bir gizem olarak yaşayabilenlerin gerçek anlamda yaşadıklarına inanıyorum.
ABRAHAM LİNCOLN’un oğlunun ÖĞRETMENİNE yazdığı mektup Öğrenmesi gerekli biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını.Fakat şunu da öğret ona:”Her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır”.Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona.Zaman…devamıABRAHAM LİNCOLN’un oğlunun ÖĞRETMENİNE yazdığı mektup
Öğrenmesi gerekli biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını.Fakat şunu da öğret ona:”Her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır”.Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona.Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret.Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve kazanmaktan neşe duymayı.Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.Eğer yapabilirsen sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını.Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret.Fakat ona; gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği sessiz zamanlar da tanı.Okulda hata yapmanın, hilekarlıktan daha onurlu olduğunu öğret ona.Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret ona.Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma.Tüm insanları dinlemesini öğret ona fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını öğret ona.Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini.Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret.Ona nazik davran ama kucaklama.Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır.Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun, bırak cesur olacak kadar sabrı olsun.Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret.Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır.Bu, büyük bir taleptir.Ne kadarını yapabilirsin bir bakalım...O ne kadar iyi, küçük bir insan, Oğlum...
İnsanlık, kendini öldüren ilk insan tarafından ihanete uğramıştır.Ancak sadece zamanın lehine işleyen zamanla zekasının katili ve kurbanı olan insan, intihar etmeyi utanç verici bulmuştur.
"Şimdiye kadar insanları ahlaklı yapmak için kullanılan tüm yollar ahlaksızlıktan geçti." diyor ve ekliyor; "Zenginler, fakirlere Tanrı'dan başka bir şey bırakmadılar."
Çünkü ben ne geçmişte ne gelecekte yaşıyorum.Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Kim olursan ol, ne yaparsan yap, bütün yüreğinle gerçekten bir şey istediğin zaman, Evren'in Ruhu'nda bu istek oluşur. Bu senin yeryüzündeki özel görevindir.
Şimdi ben bir fahişeysem beni hor görmek toplumun neyine ? Toplumdan ne fayda gördüm ki ? Ben toplumun içinde iflah olmaz bir kansersem bu hastalığın nedenleri gövdenin çürümüşlüğünde aranmamalı mı ? Ben onun öz evladı değil miyim ? Piç değilim…devamıŞimdi ben bir fahişeysem beni hor görmek toplumun neyine ?
Toplumdan ne fayda gördüm ki ?
Ben toplumun içinde iflah olmaz bir kansersem bu hastalığın nedenleri gövdenin çürümüşlüğünde aranmamalı mı ?
Ben onun öz evladı değil miyim ?
Piç değilim ki efendim !
"Başkalarının anlayamadığı bir özgürlüğe sahip olduğumu düşünüyorum. Hiçbir aşağılama, hiçbir suçlama bana dokunamıyor. Ne isem o olmak istiyorum..."