Beşeriyet bugün, korkunç bir uçurumun kıyısında bulunmaktadır. Ancak bu durum, başının üzerinde asılı duran yok-oluş tehditinden ötürü değil; zira bu tehdit, zira bu hastalığın kendisi değil, yalnızca tezahürüdür. Beşeriyetin uçurumun kıyısında bulunuyor olmasının gerçek nedeni; insan hayatının sağlıklı bir şekilde…devamıBeşeriyet bugün, korkunç bir uçurumun kıyısında bulunmaktadır. Ancak bu durum, başının üzerinde asılı duran yok-oluş tehditinden ötürü değil; zira bu tehdit, zira bu hastalığın kendisi değil, yalnızca tezahürüdür. Beşeriyetin uçurumun kıyısında bulunuyor olmasının gerçek nedeni; insan hayatının sağlıklı bir şekilde gelişip tekamül ( gelişme, olgunlaşma )
etmesini sağlayacak olan değerler'in iflas etmesidir.
Bu durum, -artık beşeriyete verecek hiçbir değere sahip olmayan- Batı aleminde net olarak müşahede edilmektedir. Öyle ki uygulamakta olduğu demokratik düzen'in iflasın eşiğine gelmesinin ardından, öz varlığını idame ettirmeye kendini dahi ikna edecek bir şeyi kalmamıştır.
Kitap; Yoldaki İşaretler. Sayfa 5
Kitabın ilk yayınlanış tarihi1964
Bugünleri nasılda görmüş.
Ebû Saîd el-Hudrî"den nakledildiğine göre Resûlullah (sav), “Müminin ferasetinden sakının.
Yazar. Şehit Seyyid kutup.
Bu kitap yüzünden
o çağın firavunu olan Cemal Abdunnasır tarafından idam edildi.
Kalem sahipleri büyük işler başarabilirler, ancak yazdıklarını kanlarıyla ve canlarıyla beslemek şartıyla. Namazda Allah'ın birliğine şehadet eden parmağım bir tağutun hükmünü asla onaylamayacaktır. Şehit Seyyid kutup Bu inandığı İslam davası için başını vermiş. Kendinden sonraki nesillere Öncü olmuştur. Allah şehadetini…devamıKalem sahipleri büyük işler başarabilirler, ancak yazdıklarını kanlarıyla ve canlarıyla beslemek şartıyla. Namazda Allah'ın birliğine şehadet eden parmağım bir tağutun hükmünü asla onaylamayacaktır.
Şehit Seyyid kutup
Bu inandığı İslam davası için başını vermiş. Kendinden sonraki nesillere Öncü olmuştur. Allah şehadetini kabul eylesin.
Sahip olduklarına şükretmeyi bilmeyenin, kaybettiklerine isyan etmeye hakkı yoktur. Mevlana Sahip olduklarımıza değil, sahip olduklarımızı verene şükür etmeliyiz. Üç çeşit şükür vardır. Birincisi: Dil ile şükür. Bu, âyet-i kerimede şöyle ifade edilir: ’’Rabbinin nimeti gelince, onu minnetle an ve anlat’’…devamıSahip olduklarına şükretmeyi bilmeyenin,
kaybettiklerine isyan etmeye hakkı
yoktur.
Mevlana
Sahip olduklarımıza değil, sahip olduklarımızı verene şükür etmeliyiz.
Üç çeşit şükür vardır. Birincisi: Dil ile şükür. Bu, âyet-i kerimede şöyle ifade edilir: ’’Rabbinin nimeti gelince, onu minnetle an ve anlat’’ (Duha Sûresi, 11) Yani Allah’ın verdiği nimeti ondan bilerek anlatmak şükrün birinci çeşididir. İkincisi, kalple yapılan şükürdür. Bu da nimet vereni tanımak ve nimeti ondan bilmektir. Üçüncüsü fiil ve davranışla yapılan şükürdür. Bu da nimet verene saygılı ve minnettar olmaktır ve Allah’ın verdiği nimeti veriliş amacına uygun olarak kullanmaktır.
Bir insan yüz kere diliyle şükretse, ama haramlar ile iştigal ediyorsa şükretmiş sayılmaz. O halde hakikî şükür, haramlardan ve haram lokma yemekten kaçınmayı gerektirir
İnkâr, nimeti vereni kabul etmemek veya başkasından bilerek asıl sahibini tanımamaktır.
Nankörlük ise, verilen nimeti amacı dışında kullanarak israf ve zayi etmektir. Bediüzzaman Hazretleri şükürle alâkalı olarak ’’Kâinatın neticesi hayat olduğu gibi, hayatın neticesi de şükür ve ibadettir.’’ (Lem’alar, 2001, s. 512) demektedir.
Şükür Hakk’ın verdiğini O’nun yolunda kullanmaktır. A. Arvasi
Bir kimse Allah Teâlâ'yı bütün yaratılmışlara tercih etmezse onun kalbinde hiçbir zaman mârifet nûru parlamaz." | Ebû Bekir el-Ferrâ (rahmetullâhi aleyh) Marifet nûru tefekkürden meydana gelir. Karanlıkta yolda yürüyemeyen bir kimse, çakmak taşı ile elindeki mumu yaksa, bu mum sebebiyle…devamıBir kimse Allah Teâlâ'yı bütün yaratılmışlara tercih etmezse
onun kalbinde hiçbir zaman mârifet nûru parlamaz."
| Ebû Bekir el-Ferrâ (rahmetullâhi aleyh)
Marifet nûru tefekkürden meydana gelir. Karanlıkta yolda yürüyemeyen bir kimse, çakmak taşı ile elindeki mumu yaksa, bu mum sebebiyle hali değişir, görmeye başlar. Yolu yol olmayandan ayırır ve yürümeye başlar.
Kalbinde marifet nuru olmayanlar, sahte bilgilerle buhranlar geçirirler, yaşadığını nefes aldığını zanneder, halbuki yürüyen ölüden bir farkı yoktur.
Bugün mutlu olmak isteyipte mutlu olamayanlar, mutluluğu yanlış yerlerde arıyorlar.
Sahte şeylerle ve sahte sevgilerle mutlu olunduğu nerde görülmüş?
Heyhat, mutlu olsa bile gerçek mutluluk değil, mutluluğun zerresi, sahte ve gecici mutlukluk.
Gerçekten mutlu olmak, buhranlardan kurtulmak isteyenler,
O halde Allah'a firar edin. Zariyat suresi 50