Gönlü Hiç Alınmamış Olmak Bazı geceler aydınlanma yaşarım. Hiç ışık olmadığı, herkesin uyuduğu o gecelerde, zihnim hiç olmadığı kadar çalışır ve bana bir anda her şeyi anlatır. Ben fark ettim ki, insanlar kırdıkları zaman gönül almak istemezler; üstünü örterler. Oysa…devamıGönlü Hiç Alınmamış Olmak
Bazı geceler aydınlanma yaşarım. Hiç ışık olmadığı, herkesin uyuduğu o gecelerde, zihnim hiç olmadığı kadar çalışır ve bana bir anda her şeyi anlatır. Ben fark ettim ki, insanlar kırdıkları zaman gönül almak istemezler; üstünü örterler. Oysa gönlü alınmamış her insan, biraz biraz sessizleşir ve sonra bir gün çekip gider. Söylenen tek şey de, "Hemen alındı, değişmiş o." olur.
Özür dilemeyi bir yük olarak görünce, insan halının altında biriktirir gönülleri. Oysa layık olduğu yerin orası olmadığını bilemez. Bilen insan, çekip gittiği vakit gösterir. Bundandır, alınmamış her kırıklığımın ardından veda mektupları yazmak. Fakat mektup yazma işi de bir müddet sonra sıktı. Bu da bir anlamda, beni fark etmesi ve kaybetmemesi için bir uyarıydı. Fakat insanlar anlamak istemeyince, o kadar da güzel anlamaz ki, her mektubum cevapsız kalınca vazgeçtim mektuplar yazmaktan.
Kırdığım her kalp, bana can kırıklığı olarak dönerken, başkalarına farklı mı oluyordu acaba? O yüzden miydi çabalarımı hor görüşleri ya da "Abartma." deyişleri? Ya ince düşünen insanlar rast gelmezse ince düşünenlere? O yüzdendir ki, gönlü hiç alınmamışlar hep gitmek ister. Gönlünün halının altında kalmasına razı olmadığı için, anlatır, anlatır, anlatır... Okyanusu bir küçük damlaya.
Sevgili Yaram; Kanatılıp duran, eksikliğine tuz basılan, kendini olur olmadık yerde gösteren sevgili yaram... İyileşmek üzereyken yaramaz bir çocuğun gelip kanattığı sevgili yaram... Üstünü yara bantlarıyla örtmeye çalıştığım, kimse görmesin diye uzun kollular giydiğim yaram... Eksik bir doku olduğunu kabul…devamıSevgili Yaram;
Kanatılıp duran, eksikliğine tuz basılan, kendini olur olmadık yerde gösteren sevgili yaram...
İyileşmek üzereyken yaramaz bir çocuğun gelip kanattığı sevgili yaram...
Üstünü yara bantlarıyla örtmeye çalıştığım, kimse görmesin diye uzun kollular giydiğim yaram...
Eksik bir doku olduğunu kabul edemediğim ama temas ettiğimde derinliğini hissettiğim yaram...
Elbette kavgalarımız olacak. Elbette gözyaşlarım, olur olmadık yerde akarken tutmaya çalışacağım; tutamadığım zamansa kızıp silmeye çalışacağım.
Elbette kendimi güçsüz hissedeceğim. Ağladığım için, kaç defa ağlamamak için kendimi tuttuğumu unutup...
Herkes varken hiçbiri olacağım. Kalabalıklarda yalnız kalıp yalnızlığımla boğulacağım ve koskoca kalabalık beni fark edemeyecek.
Üzülmek için sayfalar yazacağım ama saatler önce ağlamış olacağım.
Tabii ki, insanların söylediği yalanlara inanacağım çünkü ben insanların neden yalan söylediğini bilemeyeceğim.
İncinen kalbim ve ben yine oturup yazacağım, sayfalarca kalbimi. Üstelik sayfalar bana nasıl olduğumu sormazken, ben sayfalarca anlatacağım nasıl olduğumu.
Alt Tarafı Bir Kelime Mi?! Bazı insanlar sizin cümlelerinizdeki derinliği anlamayacak kadar basit. Ben yaşadığı duygunun yoğunluğuyla kelimelerle boğuşurken bazı insanların kelimeleri çar cur etmesine dayanamıyorum. Kelimeler diyorum kelimelerrrr... İnsanı öldürebilen İnsanı yaşatabilen İnsanı üzen İnsanı mutlu eden İnsanı şaşırtan…devamıAlt Tarafı Bir Kelime Mi?!
Bazı insanlar sizin cümlelerinizdeki derinliği anlamayacak kadar basit. Ben yaşadığı duygunun yoğunluğuyla kelimelerle boğuşurken bazı insanların kelimeleri çar cur etmesine dayanamıyorum. Kelimeler diyorum kelimelerrrr...
İnsanı öldürebilen
İnsanı yaşatabilen
İnsanı üzen
İnsanı mutlu eden
İnsanı şaşırtan
İnsanı korkutan
İnsanı en derinlere götüren
İnsanı en derinlerden çıkartan
Karşımdaki de alt tarafı bir kelime diyor. Hayır hayır kelimeler basite alınmayacak kadar duygu barındırıyor ve ne oluyor biliyor musunuz? Eğer ki anlamayan birine denk gelirse hiç bir önemi kalmıyor. Bu yüzdendir anlamayana anlatmayışımız. Sana kelimelerce anlatırım seni de sen anlar mısın kelimelerimi?
Ben her veda için özel bir yazı yazarım ve karşımdakine bir şans veririm. Fakat her defasında o kadar da özel olmadıklarını kelimelerden anlarım değmez deyip bırakırım.
Isınmak içinde soğumak içinde tek kelime yeter. Evet bayım sizi tek kelimelik sevdim bana kızamazsınız çünkü o kelimeyi de siz seçtiniz.
Kurduğunuz onca güzel,derin ve anlamlı cümlelerin anlaşılmaması ne kelimelerde ne de sizde yanlış olduğunun belirtisidir bu karşınızdakinin bunca zamandır ne sizden ne de derinliğinizden haberinin olmadığı anlamına gelir.
Kelimeler bile terk eder. Bu yüzdendir ayrılıklar...
Kelimelerimin terk ettiği bir insanla konuşacak tek kelimem bile olmaz.
Uzun zamandır bu kadar sarsıcı bir flim izlememiştim. Her şeyiyle ben az önce ne izledim dedirtti. Yanlış gösterilen sevginin ne denli zarar verdiğini de en iyi şekilde göstermiş. Yani izlenirrr.
Yazmanın Bedeli Zamanla yazarak özgürleşen bir insana dönüştüm. Kaçtım çokça kendimden ve tekrar buluştum masumca kâğıtlarda. Masum olan kâğıtları karanlığımla boğdum. Bana öğretmek istediğin bu muydu bilmiyorum ama sen öğretmeyince hayat zalim fesini giydi ve başıma öğretmen kesildi. Bazen öğrenmek…devamıYazmanın Bedeli
Zamanla yazarak özgürleşen bir insana dönüştüm.
Kaçtım çokça kendimden ve tekrar buluştum masumca kâğıtlarda.
Masum olan kâğıtları karanlığımla boğdum. Bana öğretmek istediğin bu muydu bilmiyorum ama sen öğretmeyince hayat zalim fesini giydi ve başıma öğretmen kesildi.
Bazen öğrenmek için acı çekmek gerekir. Ama ben çokça kötü oldum, kötü oldukça kâğıtlar da kötü oldu.
Bir ara küstüm onlara, daha da kötü oldum. Sonra özgürleşmeyi öğrenmek zorunda kaldım.
Sonra özgürleştim çokça, çokça. Meğer insanların çoğunda kötülük varmış, bense bir tek bende kötülük kalmış gibi sarıldım kendime, boğmak istedim kötülüğümü, boğamadım.
Sonra aklıma geldi masum kâğıtlar, onlara saldırdım.
Yetmezmiş gibi bir de onları ortadan kaldırmak için yırttım, yaktım.
Evet, ben kötü bir katilim ve sanki hiç izi kalmamış gibi bir de kaybetmek istedim. Nasıldın sen de? Kendinle savaştın mı? Yoksa tüm savaşlarını bana mı bıraktın, benim beceriksiz olduğumu bilmeden? Ne de gömdüm kendimi, iyi yanlarım da var.
Mesela hayvanları severim hem de çokça, kedilerde kendimi bulurum mesela.
Herhalde enerjimi severler ki onlar da beni bulur.
Belki de kedilerin ruhuna sahibim, bu yüzdendir onlarla iyi anlaşmam.
Ne kadar da anlatacak çok şey birikmiş sana, hiç anlatamamış olmam gibi.
Anlatsam dinler miydin yoksa susmayı mı tercih ederdin? Bilmek boğazda düğüm olunca sen de mi bilmemezliği seçerdin?
Ben şunu anlıyorum, ben sana ne kadar da yabancıyım.
En sevdiğin rengi bilmem mesela, en çok ne içmekten hoşlanırdın, ne mutlu ederdi seni? Sen kimdin mesela? İyelik eki alabilecek kadar benimdin ama hiç bilmezdim seni. Sorsam iyi biriydi, çocukları severdin ama bu diğerlerinden seni pek de ayırmadı ki.
Kime göre iyiydin, kime göre kötüydün ve yine kime göre iyiyim, kime göre kötüyüm ben? Severim çocukları da, çocuklar sever miydi seni? Ne kadar da yabancıymışım sana ve bana.
Hiç tanımamak hem bir lanet hem de bir merhamet.
Senin kötü yanlarını hiç görmedim ve bana göre yok ama şu da var ki iyi yanlarını da hiç görmedim.
Ben kendimi çok yormuşum, ben kendimi koruyacağım diye kendim olamamışım. Etrafıma duvarlar değil kaleler inşa etmişim fakat beni en çok ben kırmışım da haberim yokmuş.
İnsan dışarıdan sakınınca içeridekini unutuveriyor sanki zarar vermiyormuş gibi, sanki her kaviste ruhum benden kaçıyor gibi, kendimin bile içinde yeri yokmuşçasına.
Bu kadar dürüst olmak güzel mi bilmiyorum ama ben kendimle çok savaşıyorum ve kazanan biri hiç olmuyor.
Bir adamla tanıştım, sanki bu hayatta bana hoca olmak için gönderilmiş gibi.
İyi kalbine hayran kalırken kır saçlarında seni aradım ama ikiniz çok farklıydınız mesela, sen ölüydün.
Ne de soğuk bir kelime, ne kadar da hayattan uzak gibi, hayatın içinde olmasına rağmen.
Seninle tanıştığımda bu soğukluğu gördüm, sen sen ölümün soğukluğuna sarılmıştın. Mezarının kuruluğu gözümü yaşartmıştı.
Bir kez olsun rüyama gelmedin, hoş gelsen de seni tanımazdım ki.
Birbirimizi tanıdığımız tek nokta yabancılığımız.
Evde asılı bir fotoğraf var, biri çıkıp sen dese inanırım o denli yabancıyım yüzüne.
Seninle ilk tanışma hatıram mezarlık ziyaretinde oldu ve ben şimdi seni bulmak için hep aynı yere gidiyorum, değişen tüm zamana rağmen. Bu yüzdendir ki benim en masum çocukluk anım bile bir mezarda saklıdır.
Tanımadığım seni, tanıdığım sana anlatmak için delice bekliyordum...