Lütfen izleyip yaklaşık 40 dakikanızı heba etmeyin. Bomboş bir anime. Giriş yok, gelişme yok, sonuç yok, ana fikir yok, hiçbir şey yok. Komik desen komik değil. Hiçbir şey anlatmıyor. Çıtır çerez desen o da değil asla.
Kesinlikle önermediğim, tek kelime ile "bayık" bir kitap. Okuyanlar tarafından romantize edilmiş. Ama bilirsiniz bizim ülkede açlık, yoksulluk her zaman romantize edilir. Ülkemizde zaten yeterince depresif konular var bir de bu kitabı okuyup iyice kafayı yakmayın.
Fazla bilinmeyen ama güzel yapımlardan. Beyzbol ile ilgili çok terim var o tarafa kafa yormayın. Sherlock vari bir anime. Bu tür zekaların çarpıştığı her şeyi severim. İzlenmesini öneririm.
“birine inanmak, tuhaf bir deyiş, değil mi? sonuçta birine gerçekten inanıyorsan ‘sana inanıyorum.’ demene gerek kalmaz. ‘havaya inanıyorum.’ demek gibidir bu. yani aslında inanmadığın için mi inandığını söylersin?” s01, e11
"ne konuşuyorsunuz lan şehrin en temiz ayıları" " seneee... geçen sene" - Ne geliyormuş? + Vizontele. - Nedir o? + Ben Ankara'da görmüştüm galiba - Nasıl bir şey ne işe yarıyor? + Valla hiç hatırlamıyorum. O kadar sarhoştum ki zaten…devamı"ne konuşuyorsunuz lan şehrin en temiz ayıları"
" seneee... geçen sene"
- Ne geliyormuş?
+ Vizontele.
- Nedir o?
+ Ben Ankara'da görmüştüm galiba
- Nasıl bir şey ne işe yarıyor?
+ Valla hiç hatırlamıyorum. O kadar sarhoştum ki zaten yanımdaki karıya bakmaktan hiç izleyemedim.
-Atma Recep din kardeşiyiz
-Bu alet neyin nesidir reis bey? Duyan var duymayan var.
+Bu radyonun resimlisidir.
-Nasıl yani?
+Yav güzel kardeşim şimdi radyoda Zeki Müren şarkı söylemiyor mu?
- Söylüyor
+İşte o söylerken hem dinleyip hem göreceksiniz aynı anda
-Peki Zeki Müren'de bizi görecek mi?
-Yok benim dedem şöyle büyük ağaymışta yok benim dedemin katırları kimsede yokumuşta. Beni methetme kardeşim bana para ver.
-Baba Yılmaz damdan düştü.
+Öyle mi çok mu gülüncüne gitti?
Naber lan psikolojik deli?
-yav sayın başkanım bu acı lafların beni rencide ediyor
+merak etme fikri sen rencide olmazsın. sadece sen değil benim tanıdığım hiçbir öküz lafla rencide olmaz.
deli emin güvercinlerine söylüyor;
yiyip içip sıçmaktan başka bir şey yaptığınız yok be, içinizde takla atmayan güvercinler var, kendini keklik zannedenler var, siz taklacı güvercinisiniz kardeşim; içinizde koca bir günü iki taklayla savuşturanlar var, hangilerinizden bahsettiğimi sizde çok iyi biliyorsunuz, ama ben burda isim verip hiçbirinizi arkadaşlarınızın içinde şey etmek istemiyorum ama bu böyle gitmez kardeşim, bu böyle gitmez. Ben sizi her yere sıçasınız diye mi yemliyorum? Ee sen takla atma, o takla atmasın, kim takla atacak? Ben mi atacam taklayı?
deli emin;
-piç olmak çok güzeldir hocam. hiç akraban olmuyor. şahane bir şey. mesela benim şimdi bir kardeşim olsa ne işler açacaktı başıma.
-benim babam şeyhmiş. benim babam şerefsizin tekiydi bir kere!
izlemeseydim bir şey kaçırmazdım. her ne kadar gül geç işte diyerek kendimi telkin de etsem özellikle son sezonların 0 kere güldürmesiyle fikrim tamamen negatif. fona gülme efekti yerleştirince sitcom yapmış olmuyorsun. bazıları ortamdaki sıcaklık için arkadaşlık bağı için sevmiş. arkadaşlık…devamıizlemeseydim bir şey kaçırmazdım. her ne kadar gül geç işte diyerek kendimi telkin de etsem özellikle son sezonların 0 kere güldürmesiyle fikrim tamamen negatif.
fona gülme efekti yerleştirince sitcom yapmış olmuyorsun.
bazıları ortamdaki sıcaklık için arkadaşlık bağı için sevmiş. arkadaşlık dedikleri de 3'ü arasında bitmek bilmeyen "çakışmalar."
bu kadar haddini bilmeyen, zor durumda bırakan arkadaşım olsun istemezdim.
robin'in yardımına koştuğu için barney'e saatlerce açıklama yapan, arkasını dönüp gidemeyen loser ted.
ayrıca romantik falan değilsin. kafayı doğru kişiye takmış iradesiz, zayıf karakterli bir sefilsin.
robin ted evlenirken japonya'ya, ted robin evlenirken chicago'ya gitmeye kalkıyor.
ikisi de bir şekilde birbirinden vazgeçemiyor.
takıntılılar.
hayatta ne istediğini bilmeyen, oradan oraya savrulan karakterleri sevmem.
en itici karakter şüphesiz robin. sadece robin mi "çakıştı" ted ve barney masum mu, şüphesiz ki hayır. kadın olduğu için değil. iki kişiyi birlikte üzdüğü için. ne istediğini bilmediği için, karar veremediği için.
edit: tamamen negatif demeyelim hadi. neticede 9 sezon zaman geçirdik birlikte.
edit2: sinirim finale. 9 sezonun finalle çöp edilmesi fena halde sinirimi bozdu. hikaye anneyle nasıl tanıştım falan değil, robin'e olan aşkı. final izlediklerimin inandırıcılığını yok etti.
İyi başlayıp; detaylarla, fazla diyaloglarla, haddinden fazla kavramlarla hikayeyi boğmuşlar. Kavramların içinde kayboluyorsun. Dergah, mürit, Mevlevi, softa tarikat, maşuki, şeyh... Bir ara konu cinayetten çıktı. Din, tasavvuf ve mistizm kavramları üzerine yorucu diyaloglar gerçekleşti. Meyhanede ve radyoda çalan nostaljik şarkılar…devamıİyi başlayıp; detaylarla, fazla diyaloglarla, haddinden fazla kavramlarla hikayeyi boğmuşlar. Kavramların içinde kayboluyorsun. Dergah, mürit, Mevlevi, softa tarikat, maşuki, şeyh...
Bir ara konu cinayetten çıktı. Din, tasavvuf ve mistizm kavramları üzerine yorucu diyaloglar gerçekleşti.
Meyhanede ve radyoda çalan nostaljik şarkılar güzel detaydı. Gri, kasvetli, yağmurlu hava detayı da benim hoşuma gidiyor. İstanbul'un tadını aldım izlerken. Mekanlar, sokaklar hoşuma gitti.
Merak uyandırıyor, konu içine çekiyor.
Settar Amir'in Kapalı mekanda sigara içilmez uyarısına karşı verdiği cevap ise:
Demek benim kim olduğumu iyice bellettiler sana ha. Bu memlekette öyledir Yasin. Kime ne muamele çekileceğini sike sike öğretirler insana. Ensesi kalına başka, garibana başka, taşaklı adama başka öyle mi?
Kaldır başını yukarı. Dik. Kaldır.
Devleti kanun çıkarmış mı çıkarmış Yasin. Yetinmemiş üşenmemiş çerçeveletip kabak gibi de duvara asmış mı asmış. Demek ki feriştahı gelse sike sike çıkacak dışarı. Kanun, nizam neden var Yasin? Devletin polisi kimse kıvırtmasın diye, eğilip bükülmesin diye. Bundan sonra kimsenin karşısında eğilip bükülmeyeceksin Yasin.
Spoiler içeriyor
İzlenme oranına bakarak Türkiye dizi tarihindeki en underrated (hak ettiği değeri görmeyen) dizidir diyebilirim. Başroller şahane. Ekin Koç'u uzun sakallı kısa saçlı çıkararak ne yapmak nereye varmak istemektedir bu yönetmen? Akmayan sahneler nazar boncuğu olsun diyoruz. Neden seri cinayetlerin sebebini…devamıİzlenme oranına bakarak Türkiye dizi tarihindeki en underrated (hak ettiği değeri görmeyen) dizidir diyebilirim.
Başroller şahane. Ekin Koç'u uzun sakallı kısa saçlı çıkararak ne yapmak nereye varmak istemektedir bu yönetmen?
Akmayan sahneler nazar boncuğu olsun diyoruz.
Neden seri cinayetlerin sebebini açıklamadılar gibi bir yorum gördüm ona istinaden cevap vereyim Seyfi Amir'in de dediği gibi; "insanlar cinayetlerin bir sebebi olsun ister, katillerin bir amaç uğruna cinayet işlesin ister ama alakası yok."
Ziya ne alaka diye sorguluyordum ama büyük işi o yaptı. Adam olmayan paranın peşine düşerek komiserlerin hayatını kurtarıp canından oldu.
Musa Eroğlu, Ahmet Aslan gibi isimlerin şarkılarını bölüm sonuna koymakta güzel hareketti.
Birkaç replik bırakalım:
Bir gün yanlış bir karar verdiğinde, eğer etrafında herkes sana hak verdiyse kimse yanlış olduğunu düşünmediyse şunu gördüm; herkesin onayladığı şey yanlış sayılmıyor.
Adalet zamanın kölesidir Nuri Pamir; sikilir durur.
Haklıyı arayanı değil, bizden yana olanı adalet sayıyoruz.
Spoiler içeriyor
Gündelik hayata ayna tutan, yapılan hatalardan kendine ders çıkarabileceğin yer yer sıkan, bazen akan, bazen tıkanan bir iş olmuş. İlk bölüm fırtına gibi esmişti. Fakat şok etkisi yaratmak için fazla kasmışlar. Kız bütün hikayeyi 0 tepkiyle dinliyor. Verileri toplayınca kim…devamıGündelik hayata ayna tutan, yapılan hatalardan kendine ders çıkarabileceğin yer yer sıkan, bazen akan, bazen tıkanan bir iş olmuş.
İlk bölüm fırtına gibi esmişti. Fakat şok etkisi yaratmak için fazla kasmışlar. Kız bütün hikayeyi 0 tepkiyle dinliyor.
Verileri toplayınca kim haklı kim haksız diye olayın içinden çıkamıyorsun:
Eşini telefonla aldatan uçkursuz bir adam. Telefonun ucunda iğrenç konuşmalarına şahit olan 16 yaşında bir genç kız.
Telefonda sevgilisine iğrenç konuşmalar yapan adamın okulun müdürü olduğunu öğrenip, okulun önünde tokat attığı attığı bir ergen.
Bu vesileyle tekrar etmiş olalım "her doğru her yerde konuşulmaz".
Binlerce canı kurtarmak için kendilerini hiçe sayıp fedakarlık yapan işçi sınıfı ve kararlarının, bilgilerinin ikinci plana atıldığını gördüğümüz bilim insanları. Akabinde insan hayatını hiçe sayan politikacılar. 1986'da durum neyse 2020'de hala aynı durum. Faciada karar mercii profesör değil de parti…devamıBinlerce canı kurtarmak için kendilerini hiçe sayıp fedakarlık yapan işçi sınıfı ve kararlarının, bilgilerinin ikinci plana atıldığını gördüğümüz bilim insanları. Akabinde insan hayatını hiçe sayan politikacılar. 1986'da durum neyse 2020'de hala aynı durum.
Faciada karar mercii profesör değil de parti adamları oldu. Bilim insanlarının sözlerine önem vermeyen, her adımda çıkarlarını gözeten, vasattan gelip bir şekilde başa geçenler, bilim insanlarını tiye alıyor.
Sahi, insanlığın sonunu ne getirecek? Nükleer silah mı? Yapay zeka mı? Yoksa eğitimsizlik mi?