"Hayatımda kadınların vefasızlığından bahsetmeyen tek bir kitap bile açtığımı sanmıyorum. Şarkılar ve deyimler, hepsi de kadınların hercailiğini anlatıyor. Ama belki de diyeceksiniz ki, bunların hepsini erkekler yazdı.." (syf, 76)
"Değer konusunda hiç ayrım yapmayan O sınırsız hoşgörü benim harcım değil; Ben ayırt edilmek isterim başkalarından. Kısacası bana göre değil tüm insanları seven..." (syf,3)
"Ah nasıl ve ne kadar çok iğreniyorum... Bütün bu hayattan, bu hayata boyun eğen ve onu severek yaşayanlardan, bütün bu gelenek ve görenek adı verilen şeylerden ne kadar iğreniyorum!" "Ah çaresiz genç kızlar... Ne zor, ne öldürücü bir hayat içinde…devamı"Ah nasıl ve ne kadar çok iğreniyorum...
Bütün bu hayattan, bu hayata boyun eğen ve onu severek yaşayanlardan, bütün bu gelenek ve görenek adı verilen şeylerden ne kadar iğreniyorum!"
"Ah çaresiz genç kızlar...
Ne zor, ne öldürücü bir hayat içinde çırpınıyorsunuz!... Bir kere korunmasına son derece dikkat ve titizlik göstermeye mecbur olduğunuz çok önemli zenginliklere sahipsiniz. Gönlünüzün istek ve eğilimlerine rağmen yaşıtınız olan erkekler hayatlarını özgürce, istedikleri şekilde yaşarken siz kendinize hakim olmaya, duygularınızı saklayıp gizlemeye mecbursunuz. Oysa ki gönülleriniz erkeklerden daha çok şiirle, aşkla, hülyayla, mutluluğun sonu gelmez arzu ve istekleriyle dopdoludur. Her rüzgâr darbesiyle titreyen bir yaprakçık gibi titrersiniz. Varlığınız özlem ve arzularla, sevmek ve sevilmek ihtiyacıyla dolup taşıyor. Kendinizi nasıl olursa olsun feda etmek için inlemektesiniz ve önünüze çıkan her genci seveceğinizi sanmak deliliğiyle dolusunuz. Bunun için önerilen evliliği hemen kabul edersiniz. Eşiniz olan bu bey, o kadar üstünkörü, o kadar kör bir biçimde seçilmiş, sizin istek ve arzularınız bu biçimde o kadar göz ardı edilmiştir ki, daha ilk karşılaşmanızda bozguna uğrar, yıkılır, perişan olur gidersiniz. Yahut da benim gibi direnen, zor beğenen biri olursunuz ve yalnız kendinizin anlayıp beğeneceği, başka herkesin, size en yakın olması gereken anne babanızın bile bilip tanımadığı birini ararsınız. Ancak onların delilik diye nitelediği birtakım ince hesaplarla önerilen bir başkasını isteyip seçmeme özgürlüğünüz olsa bile, bugün reddedilen bu kısmetlerden sonra artık sizi isteyenlerin azaldığını da görürsünüz. O zaman uzun ve üzücü bir bekleyiş dönemi başlar. Beklenen evlenme önerileri gecikir ve sonunda o zamana kadar beğenilip reddedilenlere göre kabul edilmesi çok daha zor, beklentilerinize, hayallerinize az da olsa uygun düşen eskilere oranla daha az uygun olan yeni bir kısmeti, körü körüne kabul etmeye mecbur kalırsınız. Çünkü annemin de mektubunda dokundurduğu gibi, daha dün bir genç kızken, artık bugün evde kalmış kart bir kız sayılmak tehlikesi baş göstermiştir. Kısaca ne olursanız, nasıl olursanız olunuz, sonunda mutlak ümitsizlik, mutlak düşüş, mutlak bozgun ve yenilgi... Evli her genç kadın gerçekleşmeyen birçok istek ve hayalinin yasıyla tam bir hüzün içindedir. Ah o hüzünlü gözlerde ne derin yaralar, ilaç ve tedavi kabul etmez ne derin yaslar vardır!...
...her varolma olasılığı gerçek bir varlığa dönüşecek olsaydı yersizlikten tümümüz ölürdük. Sen benden daha iyi bilirsin, yeri doldurulamayacak kimse yok yeryüzünde... (syf, 104)
"Yoruldun mu? Sabrın mı tükendi? Dayanamıyor musun artık? Aramak zor mu geliyor? Sen aşkı sadece zevkli anlarla dolu geçici bir serüven mi sandın? Öyle mi? Senin aşktan anladığın bu mu?"
Bak Lago! Bu salak aşkımı göklere savuruyorum, bak, uçup gitti işte. Yüksel kara intikam cehennemin yedi kat dibinden! Ey aşk, zorba nefrete bırak tacını da, gönlündeki tahtını da! Yılan dilinin zehriyle dopdolu göğsüm kabar artık!
"Korkuyorum. Hayattan veya ölümden veya hiçlikten değil. Hiç var olmamışım gibi o ışığı harcamış olmaktan korkuyorum.." (syf, 298) "Ben zekânın tek başına hiçbir anlam taşımadığını öğrendim. Ama şimdi biliyorum ki hepinizin atladığı bir şey var. Sevgi ve şefkat eli değmeyen…devamı"Korkuyorum. Hayattan veya ölümden veya hiçlikten değil. Hiç var olmamışım gibi o ışığı harcamış olmaktan korkuyorum.." (syf, 298)
"Ben zekânın tek başına hiçbir anlam taşımadığını öğrendim. Ama şimdi biliyorum ki hepinizin atladığı bir şey var. Sevgi ve şefkat eli değmeyen zeka ve eğitim beş para etmez.." (syf, 262)