-Would you have told me if I didn't kill you first? +No. -All these wasted year. What were you looking for, Rat? -Cider. ... Aslında Fox'un eşiyle yaptığı varoluşsal konuşmalar da çok güzeldi ama bu en güzeliydi sanki ya
O kadar abartıldı ki bir dönem, yanından yöresinden geçmedim o zaman. Şimdi izleme fırsatı buldum. Aday filmler arasında birinci olmayı hak ediyor mu? Sanmıyorum ama kendi içerisinde güzel bir sinema filmi tam olarak. İzlerken eğlendiğim doğrudur ama bir ortadoğulu olarak…devamıO kadar abartıldı ki bir dönem, yanından yöresinden geçmedim o zaman. Şimdi izleme fırsatı buldum. Aday filmler arasında birinci olmayı hak ediyor mu? Sanmıyorum ama kendi içerisinde güzel bir sinema filmi tam olarak. İzlerken eğlendiğim doğrudur ama bir ortadoğulu olarak filmin konusunun çok da derin olmadığı kanaatindeyim. Ama bu konu böyle mi işlenmeliydi, evet kesinlikle böyle işlenmeliydi. 6.8-7.1 arasında puanı hak eden bir film ama Oscar da almazsın..
yani bence.
Her bölümünde farklı suçların araştırıldığı bu yapımda ortak olan nokta çok rahatsız edici... Her vakanın kurbanları, ya yalnızlıktan ya da ırk probleminden dolayı mağdur olmuş, ölüp gitmiş. Annemin "sevmesem de akrabanın, ailenin insana sahip çıkacağı" temalı sözleri diziyi izlerken kulaklarımda…devamıHer bölümünde farklı suçların araştırıldığı bu yapımda ortak olan nokta çok rahatsız edici... Her vakanın kurbanları, ya yalnızlıktan ya da ırk probleminden dolayı mağdur olmuş, ölüp gitmiş. Annemin "sevmesem de akrabanın, ailenin insana sahip çıkacağı" temalı sözleri diziyi izlerken kulaklarımda çınladı sürekli. Yaşadığım topluma, kültürüme çok dua ettim.
.
Müge Anlı izledikten sonra beddua ediyorum orası ayrı, karıştırmayalım.
Spoiler içeriyor
Film 1957 yılında Batı Almanya'nın Bavyera bölgesinde Coburg adlı büyük bir kasabada geçer. II. Dünya Savaşı'nın bitmesinin üzerinden on yıl kadar geçmiştir ve savaş sırasında yıkıma uğrayıp yoksullaşmış bu ülkede serbest piyasa ekonomisine dayalı Amerikan tarzı hızlı bir kalkınma göze…devamıFilm 1957 yılında Batı Almanya'nın Bavyera bölgesinde Coburg adlı büyük bir kasabada geçer. II. Dünya Savaşı'nın bitmesinin üzerinden on yıl kadar geçmiştir ve savaş sırasında yıkıma uğrayıp yoksullaşmış bu ülkede serbest piyasa ekonomisine dayalı Amerikan tarzı hızlı bir kalkınma göze çarpmaktadır. Tüketim ekonomisinin ön planda olduğu bu modelde kapitalizmin en ilkel şekli yaşanmakta, devlet dairelerinde tayin edilmiş olan yetersiz ve yozlaşmış memurların da gayretleriyle yeni palazlanmaya başlayan bazı müteahhitler kenti usulsüz yapılarla donatıp büyük paralar kazanmaktadırlar. Bunların arasında en etkili olanı ise hilekâr ve ahlaksız müteahhit Schukert (Mario Adorf)'tir. İmar komisyonunda dağıttığı rüşvetlerle her işini rahatça gördüren Schukert, aynı zamanda kasabanın eğlence mekânlarının devamlı müşterisidir. Bu mekânlardan birinde hem kabare şarkıcısı hem de fahişe olarak çalışan Lola (Barbara Sukowa) aynı zamanda Schukert'in metresidir. Schukert işlerini gördürmek için paranın yanı sıra zaman zaman Lola'yı da komisyon üyelerine peşkeş çekmekten geri kalmaz.
O günlerde kasabaya Von Bohm (Armin Mueller-Stahl) adında bir imar müfettişi tayin olur. Giyim kuşamı ve mütevazı yaşam tarzıyla 'eski moda' sayılabilecek bu orta yaşlı bekâr adam son derece dürüst, iyi niyetli, disiplinli ve işine bağlı bir memurdur. Olan bitenlerden haberi vardır ve bu rüşvetçi yoz düzeni yıkmaya azmetmiştir, ama ani ve köklü bir değişiklik yerine durumu kademe kademe düzeltmenin daha uygun olacağına karar vermiştir. Von Bohm, savaşta kocası ölmüş olan bir kadını (Karin Baal)'ı evine kâhya olarak almıştır. Bu çalışkan ve iyi kalpli kadın aslında Lola'nın annesidir, ve torununa yani Lola'nın kızına da Von Bohm'un evinde bakmaktadır. Von Bohm, yanında çalışan kadının kızı olduğunu bilmeden, adının da Marie-Louise olduğunu zannettiği Lola'ya aşık olur ve ona evlenme teklif eder. Haliyle onun bir fahişe olduğundan ve Schukert'in metresi olduğundan habersizdir. Lola da sınıf değiştirip saygın bir orta sınıf kadını olma fırsatı kaçırmak istemez ve gerçek kimliğini Von Bohm'dan saklar.
Von Bohm'un emrindeki memurlardan biri olan Esslin (Matthias Fuchs), onun saflığına dayanamaz ve onu uyandırmak için bir gece Lola'nın çalıştığı aynı zamanda bir genelev olan gece kulübüne davet eder (Esslin de orada bateri çalmaktadır). Von Bohm orada nişanlısı Marie-Louise'in (Lola) gerçek kimliğini kendi gözleriyle görünce afallar. Aynı masada oturdukları Schukert de Lola'nın 'meziyetlerini' saymakla bitiremeyince Von Bohm yıkılır. Başlarda sevdiği kadına mı yoksa mesleğine mi bağlı kalacağı hususunda ikilemde kalır. Ertesi gün Schukert'in aleyhinde delil toplamaya başlar. Ancak kapitalizmin karanlık nimetlerinden bütün kasabalı az veya çok yararlandığı için bu imar yozlaşmasının başta gazeteciler olmak üzere kimsenin umurunda olmadığını üzülerek anlar. Sonunda sistem Von Bohm'un da kanına girmiştir. Baştan çıkan Von Bohm işin ucunu bırakır ve sisteme teslim olur, sonunda da Lola'yla evlenirler. Schukert düğün hediyesi olarak kabare-genelevi Lola'ya hediye eder. Evlendikleri gün Von Bohm yürüyüşe çıktığında, Schuckert Lola'nın yatağına girer. Herkes istediğini almıştır ve düzen eskisi gibi devam etmektedir.
(A)
İnanılmaz boş bir film. Suni muhabbetler kulağa batıyor. Kızların girdiği depresyonu her Türk genci yaşamıştır, evet. Ama durum mundar olmuş baya baya, işleyememişler. Text sanki Beyoğlu'nun tarihi gotik mekanlarından birinde, bir grup üni klübü tarafından yazılmış gibi. Böyle Sel* Yayıncılık…devamıİnanılmaz boş bir film. Suni muhabbetler kulağa batıyor. Kızların girdiği depresyonu her Türk genci yaşamıştır, evet. Ama durum mundar olmuş baya baya, işleyememişler. Text sanki Beyoğlu'nun tarihi gotik mekanlarından birinde, bir grup üni klübü tarafından yazılmış gibi. Böyle Sel* Yayıncılık kitapları okuyan tipler yazmış. Ama asla anlattıkları fikrin ruh haline bürünemediklerinden eğreti durmuş anam bacım.
Diyaloglar yapay olduğu gibi olaylar da hep kopuk kopuk. Onun dışında müzik seçimleri, çekim mekanı ve mekanın dekorasyonu çok güzel. Serin, güneşli bir ilkbahar gününü hatırlatabiliyor izleyiciye.
Yine bir İngiliz polisiyesi ve yine şaşırtmıyor. Başından sonuna kadar büyük bir heyecanla takip ettim. Heyecanımı ya da "Acaba?"mı kaybettiğim bir an bile olmadığı için 9 puan vermekte bir sakınca görmüyorum. Başrolde Aidan Turner olduğu için ayrıca bir kez daha…devamıYine bir İngiliz polisiyesi ve yine şaşırtmıyor. Başından sonuna kadar büyük bir heyecanla takip ettim. Heyecanımı ya da "Acaba?"mı kaybettiğim bir an bile olmadığı için 9 puan vermekte bir sakınca görmüyorum.
Başrolde Aidan Turner olduğu için ayrıca bir kez daha sevdim. Kendisini "And Then There Were None" isimli Agatha Christie uyarlaması BBC yapımı gizem gerilim dizisinde de çok sevmiştim. Orada oynadığından çok daha farklı bir karakterde karşılıyor bizi. (Tabii başka bir sürü film ve dizilerden de tanıyoruz kendisini.)
Dizi, kusursuz bir kariyere ve güzel bir aileye sahip klinik psikolog Dr. Joe O'Loughlin'in, intihar olabileceği gibi cinayet de olabilecek bir soruşturmaya yardımcı olması için getirilmesiyle başlıyor. Ancak bir anda her şey alt üst oluyor.
Dizinin konusunu spoilersız yazmak mümkün değil, zira ilk bölümü bitirdiğimizde durumu ancak anlıyor, bizi bekleyen olayları tahmin edebiliyoruz. O yüzden konusu hakkında maksimum bunları söyleyebilirim.
Çok boş bir senaryoya sahip gibi duruyor ama inanın değil.
Gelelim sıkıntıya...
Çok fazla İngiliz polisiyesi izlediğimden ötürü, olayların bir şekilde kimin başının altından çıkacağını tahmin edebiliyorum. Karmaşık bir yapıları var ve bu yapıyı sürekli kullandıkları için karmaşıklık yok oluyor, bilinen bir gizli geçit planına dönüşüyor.
Artık yeni bir soluk üretmeleri lazım. Olay örgüsü neredeyse hep aynı tempo ve tuzaklarla işleniyor. Biz izleyiciler olarak bu tuzakları yemiyoruz artık. (IMDB'de 6 ve altı verenlerin büyük bir çoğunluğunun İngiliz olduğunu düşünüyorum.) Konu size apayrı geliyor evet ama arka planda bir monotonluk hissediyorsunuz.
Yine de heyecanlı bir monotonluk... Farklı bir monotonluğa sahip Netflix dizilerinin arasında bunlar çok iyi gidiyor. O yüzden 9 puan veriyorum.
Konusu, oyunculuklar, çekim açıları fazlasıyla güzeldi. 4 bölümlük, tadında bir mini dizi olması da çok çok iyi olmuş.
Kesinlikle tavsiye ederim.
Neredeyse 15 gün oldu, istek olarak belirttiğim dizi eklenmedi... Bitirdiğimde inanılmaz heyecanlıydım, şuan onun hakkında not yazasım kalmadı. Moderatörler her kimlerse, ya isteğim göz ardı ediliyor ya da isteklere yetişemiyorlar. Buna bir çözüm bulmak lazım yani.