Yanı senden zaten sevmenı beklemedim pardon sevmemıştın zaten demi ama oyalamak için saçmalamıstın bı kac kelime her neyse tabı suc benım haklısın korkak biriyim senın benı sevıp benım senı uzme ıhtımalımden korktum.
Spoiler içeriyor
Ana karakterin sırf egosunu tatmin emek için insanlara iyilik yaptığı enteresan bir kitap... konunun basit oluşu ve olaylardan daha çok karşılaşmalar ve felsefi açılımlar üzerinden ilerlemesi, verilmek istenen mesajın direk belirtilmesi, yoğun bir “düşünsel yolculuk” sunuyor. insan sınırlarının topluma etkisini…devamıAna karakterin sırf egosunu tatmin emek için insanlara iyilik yaptığı enteresan bir kitap...
konunun basit oluşu ve olaylardan daha çok karşılaşmalar ve felsefi açılımlar üzerinden ilerlemesi, verilmek istenen mesajın direk belirtilmesi, yoğun bir “düşünsel yolculuk” sunuyor. insan sınırlarının topluma etkisini bilgi felsefesi ile açıklayan: neyi “normal” kıldık?
neyi “olağanüstü” ilan ettik? Bunlar bizim koyduğumuz etiketler olabilir mi?, çok kişi bir şeye inanırsa, o gerçek olur mu? gibi halen de toplumda güncelliğini koruyan sorunları ele almakta. Konuyu da kurgu olarak yormayan ama özgün olaylardan olması da güzel.
biraz bahsedeceksek;
Aromatik adam, keşfettiği kimyasal bir "koku" ile trende karşılaştığı insanlara çok istedikleri şeyleri bir sanrı, hayal ile gerçekleştiren(!), hızla popülerliğini kazanan ve bundan egosunu doyuran ve kısa sürede de halkın İlgi odağını kendinde toplayan gizemli bir adam,
Kargaşa; tüm medyayı kasıp , hayatın akışını kapsayarak gündeme oturmasıyla gelişir. Ve bundan sonraki tüm tartışma; varsayımlar, hak verenler, inanmayanlar derken taraflaşma ve ayrılıklar ile sürmekte...
Evet, doğaüstü şeyler hep daha fazla ilgimizi çekti( tıpkı aromatik adamın yeteneği gibi) meraklandırdı, bilimin formüllerinden daha cazip geldi. ama bu kırılma noktasını kullananlar yüzünden toplumu aydınlatacak olan bilimide çok geride bıraktık. Şimdi bile dünyada insani, küresel binlerce dert sayabilecekken, hırs ve paradan gözü dönmüşlerin bize hayal satmasını, duygu yaptırımlarına şahit oluyoruz. Halbuki körü körüne inanma hiç bir fizik alanında mümkün değildir. Birileri tarafından doğru varsayılan bir şeye inanmasanızda bir noktadan sonra yanlış yoldaymışsınız gibi düşünürsünüz. Ve kısmende olsa sizde topluluğa dahil olursunuz. Aslında bu hızlı etkileme sanatı medyada seçicilik, çıkar güden gazete ve televizyonculuk alanı ile artmakta. Hepimiz evde aynı seylerı izliyoruz, tüm haberler, magazin programları aynı şeyi savunma çabasında oluyor, boyle olunca halk gerçeklerden bihaber, olana inanmaya başlıyor, asla araştırmıyor ve sonunda kandırılıyor farketsede artık geç ve gereksiz. Kitapta kısaca bu konuyu sade ve akıcı diliyle anlatmakta diyebilirim. okursanız size iyi okumalarrrrrr:)