Beyoğlu’nun kalabalık ve biraz da hüzünlü sokaklarında geçen bu hikâye, bir cinayetin peşinden ilerlerken insanların içlerinde taşıdığı yalnızlığa ve kırılmış hayatlara dokunuyor. Kayıp bir genç kadın, onu arayan bir abi ve İstanbul’un arka sokaklarında saklanan sırlar… Her sayfada şehrin karanlık…devamıBeyoğlu’nun kalabalık ve biraz da hüzünlü sokaklarında geçen bu hikâye, bir cinayetin peşinden ilerlerken insanların içlerinde taşıdığı yalnızlığa ve kırılmış hayatlara dokunuyor.
Kayıp bir genç kadın, onu arayan bir abi ve İstanbul’un arka sokaklarında saklanan sırlar… Her sayfada şehrin karanlık yüzü biraz daha açılıyor. Polisiye bir hikâyenin içinde; merhamet, vicdan ve insanın içindeki iyiliğin kırılganlığı anlatılıyor.
Ahmet Ümit’in güçlü anlatımıyla, Beyoğlu sadece bir semt olmaktan çıkıp acıların, umutların ve yarım kalmış hikâyelerin yaşadığı bir yer haline geliyor. Okuru hem merakın hem de derin bir hüznün içine çeken bir roman.✍🏻
Bazen insanın içi öyle dolar ki yemek yemek bile aklına gelmez; saatler geçer, sofralar kurulur ama bir lokma bile yenmez. Tıpkı Werther gibi… İnsan, bazı duyguların içinde kaybolunca dünya akmaya devam eder ama onun için zaman sanki başka bir yerde…devamıBazen insanın içi öyle dolar ki yemek yemek bile aklına gelmez; saatler geçer, sofralar kurulur ama bir lokma bile yenmez. Tıpkı Werther gibi… İnsan, bazı duyguların içinde kaybolunca dünya akmaya devam eder ama onun için zaman sanki başka bir yerde durmuş gibidir. Açlık, yorgunluk ve gündelik hayatın küçük ihtiyaçları bile o yoğun duyguların yanında anlamını yitirir.
Bilimin sınırlarını zorlayan bir adam… ve onun yarattığı, dünyada kendine yer bulamayan bir varlık. Özellikle Jacob Elordi’yi böyle bir rolde görmek de şaşırtıcıydı, farklı bir yönünü izlemek (Euphoria eradan beri aramız bozuk😌) kendisini bana tekrardan sevdirdi.👌🏻 Korku gibi başlıyor ama…devamıBilimin sınırlarını zorlayan bir adam… ve onun yarattığı, dünyada kendine yer bulamayan bir varlık. Özellikle Jacob Elordi’yi böyle bir rolde görmek de şaşırtıcıydı, farklı bir yönünü izlemek (Euphoria eradan beri aramız bozuk😌) kendisini bana tekrardan sevdirdi.👌🏻
Korku gibi başlıyor ama aslında yalnızlık, dışlanma ve anlaşılma isteği anlatılıyor.
Karanlık atmosferi ve duygusu güçlü; izlerken insanı yavaş yavaş içine çeken, bazı sahneleriyle durup düşündüren ve bittikten sonra da hikâyesi bir süre aklında kalan, ağır ama etkileyici bir film. ✍🏻
Bir neslin çocukluğu: Bakugan Battle Brawlers. 2000liler olarak en iyi çizgi dizileri kapmışız🤌🏻 (Hayatımız kaysada🥲) Okuldan gelir gelmez televizyonun başına geçer, Bakugan oyuncakları için babama uzun uzun dil dökerdim... Ve tabii ki benim ilk çizgi film crush’ım da efsanevi şekilde…devamıBir neslin çocukluğu: Bakugan Battle Brawlers. 2000liler olarak en iyi çizgi dizileri kapmışız🤌🏻 (Hayatımız kaysada🥲)
Okuldan gelir gelmez televizyonun başına geçer, Bakugan oyuncakları için babama uzun uzun dil dökerdim...
Ve tabii ki benim ilk çizgi film crush’ım da efsanevi şekilde Dan Kuso’ydu.🫠
Kimin değildi ki zaten🫡
Anime sevmem diyordum ama bu film resmen kalbime dokundu. Ailesini kurtarmak için ruhlar dünyasında tek başına kalan küçük bir kızın cesareti beni o kadar büyüledi ki… Cidden Japonlar bu işi biliyor🤌🏻 Korkarak büyümeyi, adını ve özünü kaybetmemeyi anlatıyor. Ve yeri…devamıAnime sevmem diyordum ama bu film resmen kalbime dokundu. Ailesini kurtarmak için ruhlar dünyasında tek başına kalan küçük bir kızın cesareti beni o kadar büyüledi ki…
Cidden Japonlar bu işi biliyor🤌🏻
Korkarak büyümeyi, adını ve özünü kaybetmemeyi anlatıyor. Ve yeri gelmişken, lisede anime izlediği için zorbaladığım o kız, lütfen beni affet🙏🏼 sen doğru olanı yapmışsın bu yüzden keep going on✍🏻
Leyla’nın Kardeşleri, hayatın erken büyüttüğü kardeşlerin hikâyesini anlatıyor. Leyla, ailesini bir arada tutmaya çalışan, kendi hayallerini hep ertelemek zorunda kalmış bir kadın. Kardeşler arasında güçlü bir bağ var ama aynı zamanda yorgunluk, kırgınlık ve söylenemeyen cümleler de… Film, büyük dramatik…devamıLeyla’nın Kardeşleri, hayatın erken büyüttüğü kardeşlerin hikâyesini anlatıyor. Leyla, ailesini bir arada tutmaya çalışan, kendi hayallerini hep ertelemek zorunda kalmış bir kadın. Kardeşler arasında güçlü bir bağ var ama aynı zamanda yorgunluk, kırgınlık ve söylenemeyen cümleler de…
Film, büyük dramatik anlardan çok sessizliklerle ilerliyor. Aile olmak, fedakârlık yapmak ve “kendin için mi yoksa sevdiklerin için mi yaşarsın?” sorusunu izleyiciye hissettirerek soruyor. Bitince insanın içinde kalan şey; hüzünlü ama tanıdık bir ağırlık..
Game of Thrones, sadece bir dizi değildi; haftalarca yeni bölümü beklemekti, teoriler kurmaktı, sevdiğin karakterin ölme ihtimaliyle izlemekti. İlk sezonlarda hikâye yavaş yavaş örülürken her sahne ağırlığını hissettiriyordu. Karakterler griydi, kimse tamamen iyi ya da kötü değildi ve bu da…devamıGame of Thrones, sadece bir dizi değildi; haftalarca yeni bölümü beklemekti, teoriler kurmaktı, sevdiğin karakterin ölme ihtimaliyle izlemekti. İlk sezonlarda hikâye yavaş yavaş örülürken her sahne ağırlığını hissettiriyordu. Karakterler griydi, kimse tamamen iyi ya da kötü değildi ve bu da bizi ekrana kilitliyordu. Zamanla tempo arttı, ejderhalar büyüdü, savaşlar epikleşti… Finali herkes farklı hatırlıyor ama ortak bir şey var: O yılların heyecanı, bölüm bittiğinde gelen boşluk hissi ve “bir daha böyle bir dizi gelir mi?” sorusu…
Başta Cha Eun-woo için izleriz, az gözümüz gönlümüz açılsın dedik ciğerimiz söküldü…Hiçbir beklenti yoktu; biraz yakışıklılık, biraz hafiflik, geçip gitsin istedik. Ama film ilerledikçe o rahat tavır dağıldı… Gülüşlerin arasına sessizlikler girdi, kalbin tam ortasına dokunan sahneler çıktı. Filmin en…devamıBaşta Cha Eun-woo için izleriz, az gözümüz gönlümüz açılsın dedik ciğerimiz söküldü…Hiçbir beklenti yoktu; biraz yakışıklılık, biraz hafiflik, geçip gitsin istedik. Ama film ilerledikçe o rahat tavır dağıldı… Gülüşlerin arasına sessizlikler girdi, kalbin tam ortasına dokunan sahneler çıktı. Filmin en başından anlamıştım ama bir umut dostlarıyla birlikte bir dahaki sefere dedikleri tatile çıkmalarını istedim..
Ah eun’um üzümlü kekim🥲
Beyaz Geceler, kalbinin en sessiz yerinde sevip susan insanların hikâyesi. Yalnız bir adam, birkaç gece boyunca birine dokunmadan, sahip olmadan, sadece hissederek sever. Nastenka onda ilk kez “görülmüş” olma duygusunu uyandırır; bu yüzden aşk, biraz da hayata tutunma olur. Ama…devamıBeyaz Geceler, kalbinin en sessiz yerinde sevip susan insanların hikâyesi. Yalnız bir adam, birkaç gece boyunca birine dokunmadan, sahip olmadan, sadece hissederek sever. Nastenka onda ilk kez “görülmüş” olma duygusunu uyandırır; bu yüzden aşk, biraz da hayata tutunma olur.
Ama hikâye şunu acı bir sakinlikle söyler: Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bizi değiştirmek için girer. Sonunda geriye kavuşamayan bir aşk değil, kısa bir mutluluğun bıraktığı derin bir iz kalır. İnsan üzülür ama aynı zamanda şükreder… Çünkü bir an da olsa, kalbi gerçekten atmıştır. 🌙