Hiçlik, uyumsuzluk, yalnızlık, toplum-dışılık, reddediş üzerine yazılmış en iyi kitap bu sanırım. Kısa klasikler arasında en sevdiklerimden biridir. Akla geldikçe dönüp okunmalı.
Türkiye’de sanatsal üretim adına yapılması en zor şeylerden biri “entelektüel mizah” bence. Hele ki sinemada, senaryoyu rezil rüsva etmeden ortaya kaliteli bir iş koyabilmek oldukça zor. Ülkemizin yaşayan önemli yönetmenlerinden Tolga Karaçelik, oldukça özgün ve başarısı tasdikli iki uzun metraj…devamıTürkiye’de sanatsal üretim adına yapılması en zor şeylerden biri “entelektüel mizah” bence. Hele ki sinemada, senaryoyu rezil rüsva etmeden ortaya kaliteli bir iş koyabilmek oldukça zor.
Ülkemizin yaşayan önemli yönetmenlerinden Tolga Karaçelik, oldukça özgün ve başarısı tasdikli iki uzun metraj filminin ardından, görece daha enerjik, pek komik ve acayip eğlenceli bir yapımla karşımıza çıkıyor bu sefer. Düşünmenin sınırlarına bir direnç örmeden ve direnişi her daim düşündürerek gülümsetiyor bizi. 🌼
Karaçelik’in, filmle ilgili bir röportaj sorusuna verdiği cevabı buraya bırakıyorum ve herkese iyi seyirler diliyorum: ☕️
“Yaşadığımız çağı hafifletmek adına söylemiyorum kesinlikle ama bizden çok daha baskıcı dönemlere denk gelmiş hayatlar, çağlar var. Bir şekilde tüm bunlara karşı bir direniş yöntemi gelişebiliyor. Ve bu zaman içerisinde sürekli form değiştirebiliyor. Direniş yöntemlerini tartışıyoruz hatta biz de bir süredir. Kelebekler bu yöntemlerden birisi.”
Röportajın kaynağı: gazeteduvar.com.tr
• İnsan fikrinin en karanlık noktalarında, beyninin en yasaklı bölgelerinde dolaşmaya bu kadar rahatça cesaret edebilen bir yazar daha var mıdır acaba? Dostoyevski’nin en önemli eserlerinden Yeraltından Notlar, yeraltı edebiyatı denen türün bir ilk örneği sayılır. • Bu eser göz…devamı• İnsan fikrinin en karanlık noktalarında, beyninin en yasaklı bölgelerinde dolaşmaya bu kadar rahatça cesaret edebilen bir yazar daha var mıdır acaba? Dostoyevski’nin en önemli eserlerinden Yeraltından Notlar, yeraltı edebiyatı denen türün bir ilk örneği sayılır.
• Bu eser göz önünde tutularak, Dostoyevski’nin, bilinç-dışı kavramının keşfine Sigmund Freud’dan on yıllar önce vardığına bahse girilebilir!
-Altını çizdiğim bir pasajı sizinle de paylaşmak isterim:
“Benim asıl kızdığım şey, en sinirli anlarımda bile içimde bir öfke ya da hıncın bulunmaması, bütün cart curtları yalnızca gönlüm öyle istediği için yapmamdı. Öfkeden ağzım köpürmüşken biri biraz gönlümü alsa ya da önüme bir bardak çay sürse hemen yelkenleri suya indirirdim. Bununla da kalmaz, ona karşı bir yakınlık duyardım, ama sonra kendime kızar, utancımdan birkaç ay uykularımdan olurdum. Yaratılışım böyleydi işte."
Yeraltından Notlar / Dostoyevski
20. yüzyılın en büyük edebî eserlerinden biri. Hatta bana göre en iyisi. Tutkunun vücut bulmuş, sayfa sayfa kitaba oyulmuş hâli diyebilirim. Humbert ve Lola’nın enteresan ilişkisi, okuru, insanın varoluşuna değişik bir biçimde bakmaya mecbur bırakıyor. Bazen nefesiniz kesiliyor gerilimden bazen…devamı20. yüzyılın en büyük edebî eserlerinden biri. Hatta bana göre en iyisi. Tutkunun vücut bulmuş, sayfa sayfa kitaba oyulmuş hâli diyebilirim. Humbert ve Lola’nın enteresan ilişkisi, okuru, insanın varoluşuna değişik bir biçimde bakmaya mecbur bırakıyor. Bazen nefesiniz kesiliyor gerilimden bazen de kahkaha atıyorsunuz. Birtakım şeyler etik/ahlâk açısından ters gelse bile, romandaki “mesele” bir nihayete ersin istiyorsunuz. Bunu istemek bir suç, ve Yazar Nabokov, hepimizi bu suça ortak ediyor. Toplumda yaşayan herkesin ahlakçı maskeler takan riyakarlar olduğunu yüzümüze çarpıyor. Harika bir roman, harika!
Kısa sürede kültleşmiş bir yapım. Denizin ortasında mahsur kalınca, tüm hiyerarşik yapının çözülmeye başladığı gemi tayfasının etrafında şekillenen bir örgüsü var. Film baştan sona politik göndermelerle dolu ve tepeden tırnağa bir Türkiye panoraması. Metafor ve imge kullanımı sinema-tv bölümlerinde ders…devamıKısa sürede kültleşmiş bir yapım. Denizin ortasında mahsur kalınca, tüm hiyerarşik yapının çözülmeye başladığı gemi tayfasının etrafında şekillenen bir örgüsü var. Film baştan sona politik göndermelerle dolu ve tepeden tırnağa bir Türkiye panoraması. Metafor ve imge kullanımı sinema-tv bölümlerinde ders olarak okutulmalı. Oyunculuklar şahane.
2019’da izlediğim en iyi filmlerden biriydi. Türkiye sinemasının evrensel ölçekte değerini yükselten yönetmenlerden biri Emin Alper. Bir söyleşisine katılma olanağım olmuştu. Oldukça mütevazi ve ne yaptığını bilen, sinemasını bir felsefe etrafında şekillendiren bir yönetmen. Tepenin Ardı ve Abluka filmleri de…devamı2019’da izlediğim en iyi filmlerden biriydi. Türkiye sinemasının evrensel ölçekte değerini yükselten yönetmenlerden biri Emin Alper. Bir söyleşisine katılma olanağım olmuştu. Oldukça mütevazi ve ne yaptığını bilen, sinemasını bir felsefe etrafında şekillendiren bir yönetmen. Tepenin Ardı ve Abluka filmleri de en az Kız Kardeşler kadar başarılı yapımlar. Yönetmenin vasat işi yok şimdiye kadar. Gelecekte beyaz perdede anlatacağı hikâyeleri merakla bekliyorum.
Dostoyevski bir yerde “insanın kendinden daha büyük bir düşmanı yoktur,” diyordu. Matrix, kendi ellerimizle yarattığımız yapay zekanın, robotların, sistemlerin organize biçimde hareket etmeyi öğrenip insanın esaretinden kurtulmasıyla, dünyada hüküm sürdükleri bir geleceği salık veriyor. Film baştan ayağa, post-yapısalcı ve post-modern…devamıDostoyevski bir yerde “insanın kendinden daha büyük bir düşmanı yoktur,” diyordu. Matrix, kendi ellerimizle yarattığımız yapay zekanın, robotların, sistemlerin organize biçimde hareket etmeyi öğrenip insanın esaretinden kurtulmasıyla, dünyada hüküm sürdükleri bir geleceği salık veriyor. Film baştan ayağa, post-yapısalcı ve post-modern felsefeye en önemli katkıları sunan filozof Jean Baudrillard’ın “Simülakrlar ve Simülasyon” kitabında tartıştığı meseleyi ele alıyor. Gerçeğin “simüle” edilerek defalarca yeniden üretildiği günümüz toplumuna bir eleştiri olarak okunabilir. Devam filmleri felsefî açıdan ilk film kadar kuvvetli olmasa da hikaye örgüsünün devamlılığı açısından görülebilir.
İnsanın tabiatında var olan birtakım arzuların, hırsların, ihtirasların dizginlenmediği takdirde yol açacağı sonuçları göstermesi bakımından oldukça çarpıcı bir filmdi. Senaryo basit, kurgu alışıldık gibi gözükse de yönetmenin hikâye anlatmadaki başarısı ve sergilediği derinlik, filmi bir şaheser statüsüne çıkarıyor. Müzikle alakası…devamıİnsanın tabiatında var olan birtakım arzuların, hırsların, ihtirasların dizginlenmediği takdirde yol açacağı sonuçları göstermesi bakımından oldukça çarpıcı bir filmdi. Senaryo basit, kurgu alışıldık gibi gözükse de yönetmenin hikâye anlatmadaki başarısı ve sergilediği derinlik, filmi bir şaheser statüsüne çıkarıyor. Müzikle alakası olmayan bir seyirci bile yoğun tatlar alacaktır bu filmden. Bittikten sonra “İyi ki görmüşüm bu filmi,” dedim.
Son yıllarda Çağdaş Türk Edebiyatına dair okuduğum en iyi öykü kitaplarından biri. Sıkı dokunmuş kurgular, insana dair temel meseleleri dert edinmesi, dili muazzam kullanması dikkat çekici. Genç yazar, çarpıcı bir gerçeklikle örülü öykülerinde insanın en karanlık noktalarına korkusuzca temas ederken,…devamıSon yıllarda Çağdaş Türk Edebiyatına dair okuduğum en iyi öykü kitaplarından biri. Sıkı dokunmuş kurgular, insana dair temel meseleleri dert edinmesi, dili muazzam kullanması dikkat çekici. Genç yazar, çarpıcı bir gerçeklikle örülü öykülerinde insanın en karanlık noktalarına korkusuzca temas ederken, bir yandan da insana dair umudunu hep saklı tutuyor. Gelecekte bu kitabı daha çok konuşacağız gibi duruyor.
Film, klasik anlatım dilini güçlü bir şekilde kullanırken, bizi pek çok toplumsal meseleyle de baş başa bırakıyor. Tam bu noktada, filmin nerede durduğu çok önemli bana kalırsa. Sınıflar arası kontrastı işaret ederken ezilenden, emekçiden yana bir tavır mı takınıyor yoksa…devamıFilm, klasik anlatım dilini güçlü bir şekilde kullanırken, bizi pek çok toplumsal meseleyle de baş başa bırakıyor. Tam bu noktada, filmin nerede durduğu çok önemli bana kalırsa. Sınıflar arası kontrastı işaret ederken ezilenden, emekçiden yana bir tavır mı takınıyor yoksa sermayeden yana mı? Net bir şekilde ifade etmek zor olsa da, sonunda bir yol göstermediği bir umut ışığı bırakmadığı için ben bunu emekten yana olarak görmüyorum pek. Sinemanın en büyük sermayesi bu filmi ödüle boğup dakikalarca ayakta alkışladıysa, bizlerin biraz daha eleştirel yaklaşması gerekiyor bence. Yine de pek çok konuyu tartışmaya açtığı için başarılı buldum.