Muazzam.. Atmosferi göz önüne alacak olursan oradaymış gibi yaşatıyor sizi. Bazı bölümler sıksa da ki 1-2 bölüm, geri kalanını soluksuz izleyebilirsiniz.
Elinize alıyorsunuz ve bir anda Zézé nin yaşamının tam merkezinde buluyorsunuz kendinizi... Onu yazanın yüreğinde yirmi yıl sır gibi açığa çıkmayı beklemiş, on iki günde satırlarda kendine yer bulmuştur. José, sevgili José... Sen gerçek bir güneşsin. Kalplerimizi ısıttın. Bu kitap…devamıElinize alıyorsunuz ve bir anda Zézé nin yaşamının tam merkezinde buluyorsunuz kendinizi... Onu yazanın yüreğinde yirmi yıl sır gibi açığa çıkmayı beklemiş, on iki günde satırlarda kendine yer bulmuştur. José, sevgili José... Sen gerçek bir güneşsin. Kalplerimizi ısıttın. Bu kitap "günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsüdür."
Acı, bu dünyada kesfedilebilecek en yaralayıcı şeydir. İnsanı insan yapan. Hem bu kadar sarsan, hem böylesine yürek burkan bir şey, nasıl oluyor da bizi bir anda büyütebiliyor. Bir çocuğu artık çocuk olmaktan alıkoyan, onun içindeki kuşları öldüren, ona gerçeğin zehirini altın tabakta sunan şeydir o.
"Ben birilerinden tiksinerek, nefret ederek, öfke duyarak yaşamaktan artık yoruldum. Hiç kimseyi sevemeden yaşamaktan da yoruldum. Tek bir arkadaşım bile yok. Bir kişi bile. Dahası kendimi sevmeyi bile başaramıyorum. Neden kendimi sevemiyorum, çünkü başkasını sevemediğim için. Insan birilerini sevmek ve…devamı"Ben birilerinden tiksinerek, nefret ederek, öfke duyarak yaşamaktan artık yoruldum. Hiç kimseyi sevemeden yaşamaktan da yoruldum. Tek bir arkadaşım bile yok. Bir kişi bile. Dahası kendimi sevmeyi bile başaramıyorum. Neden kendimi sevemiyorum, çünkü başkasını sevemediğim için. Insan birilerini sevmek ve birileri tarafından sevilmek yoluyla, kendini sevme yöntemini bulur. Söylediklerimi anlıyor musun? Birilerini sevemeyen bir insan, kendisini de doğru dürüst sevemez. Hayır, bunun senin suçun olduğunu söylüyor değilim. Şöyle bir düşününce sen de o mağdurlardan birisin belki de. Sen de muhtemelen kendini sevmenin yolunu tam olarak bilmiyorsundur. Öyle değil mi?"
Babası sessizliğe gömülmüştü.
"eve dönüp masama oturduğumda , şimamoto'nun tuttuğu parmaklarıma uzun uzun baktım. elimi tutmuş olması beni kendimden geçiren bir şeydi. kalbimi günlerce ısıtan narin dokunuşu. diğer yandan beni şaşırtmış, kafamı karıştırmış hatta bir yandan da beni üzmüştü. bu dokunuşla nasıl başa…devamı"eve dönüp masama oturduğumda , şimamoto'nun tuttuğu parmaklarıma uzun uzun baktım. elimi tutmuş olması beni kendimden geçiren bir şeydi. kalbimi günlerce ısıtan narin dokunuşu. diğer yandan beni şaşırtmış, kafamı karıştırmış hatta bir yandan da beni üzmüştü. bu dokunuşla nasıl başa çıkacaktım?"
'fakat insan sadece gençlik yıllarında rastlantıyla kaderin özdeş olduğunu düşünür. sonraki yıllarda ise hayatımızın yönünü iç dünyamızın belirlediğini farkederiz; gittiğimiz yol, arzularımızın aksi yönünde ve anlamsız gibi görünse de, sonunda bizi her zaman görünmeyen hedefimize götürür.'
belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz. ama daha derine inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz: siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz! siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil.