Filmi şimdi izledim ve bende bıraktığı his tek kelimeyle: rahatsızlık. Ama kötü anlamda değil; insanı düşünmeye zorlayan, inanç kavramını sorgulatan bir rahatsızlık. Martin Scorsese bu filmde inancı yüceltmekten çok, inancın insan üzerindeki etkisini ve insanların inanç uğruna neleri göze alabileceğini…devamıFilmi şimdi izledim ve bende bıraktığı his tek kelimeyle: rahatsızlık. Ama kötü anlamda değil; insanı düşünmeye zorlayan, inanç kavramını sorgulatan bir rahatsızlık.
Martin Scorsese bu filmde inancı yüceltmekten çok, inancın insan üzerindeki etkisini ve insanların inanç uğruna neleri göze alabileceğini göstermiş. 17. yüzyıl Japonya’sında geçen hikâye üzerinden Hristiyanların yaşadığı zulmü izliyoruz ama aslında anlatılan şey sadece Hristiyanlık değil. Bu film bana şunu net hissettirdi: Bağnazlık ve körü körüne bağlılık sadece tek bir dine ait değil, insanın olduğu her yerde var..
Kendimi deist olarak tanımlıyorum; bir yaratıcının varlığına inanıyorum ama dinlere karşı mesafeliyim. Bu yüzden filmi izlerken tek bir tarafı haklı görmedim. Ne inancı uğruna her şeyi göze alanları tamamen yüceltebildim ne de uygulanan zulmü görmezden gelebildim. Tam aksine, iki tarafın da insan doğasının farklı uçlarını temsil ettiğini düşündüm.
Andrew Garfield’ın karakteri üzerinden verilen iç çatışma, filmin en güçlü taraflarından biri. İnanç ile vicdan arasında kalmak, Tanrı’dan bir işaret beklemek ama karşılığında “sessizlik”le yüzleşmek… Film aslında şu soruyu çok sert bir şekilde soruyor:
Tanrı gerçekten sessiz mi, yoksa insanlar mı duymak istediklerini duyuyor?
Filmle ilgili yorumları ve farklı bakış açılarını da incelediğimde şunu fark ettim: Müslümanlara sıkça yöneltilen “bağnazlık” eleştirisinin benzerinin, hatta bazen daha sertinin, Hristiyanlık tarihinde de fazlasıyla yer aldığını görmek şaşırtıcı değil. Bu da bana dinlerin kendisinden çok, insanların onları nasıl yaşadığının belirleyici olduğunu düşündürdü.
Görsel olarak sade ama atmosferi güçlü olan film, temposu yavaş ilerlese de izleyiciyi sürekli zihinsel bir sorgulamanın içinde tutuyor. Özellikle finali, inanç kavramının kesin çizgilerle değil, gri alanlarla dolu olduğunu hissettiriyor.
🎬8/10
Spoiler içeriyor
Çok uzun, çooook! Beynim yandı resmen 😤 Bu kadar uzun ve bu kadar gereksiz ayrıntılı yapımları sevemiyorum. Gerçekten bu kadar uzun olmasına gerek var mıydı, emin değilim… Gerçek hayattan uyarlama bir filmmiş ve gerçek katil bulunamadığı için film de sanki…devamıÇok uzun, çooook! Beynim yandı resmen 😤 Bu kadar uzun ve bu kadar gereksiz ayrıntılı yapımları sevemiyorum. Gerçekten bu kadar uzun olmasına gerek var mıydı, emin değilim…
Gerçek hayattan uyarlama bir filmmiş ve gerçek katil bulunamadığı için film de sanki yarıda kalmış gibi bitmiş. İki sahne bence can alıcıydı: biri göl kenarında öldürülen çift, diğeri bodrum sahnesi. Zodiac o sandım bir an ama değilmiş. Diğer sahnelerde zaten o keltoşun katil olduğu bariz gibiydi..
Film bence gayet iyiydi, neden hak ettiği değeri görmediğini anlamadım. IMDB puanı bana kalırsa biraz düşük kalmış; 6.5–7 bandını hak ediyor. Jeffrey Dean Morgan’ın oyunculuğunu zaten çok seviyorum, bu filmde de gerçekten kendini izletiyor. Ayrıca final sahnesi, sanki bir devam…devamıFilm bence gayet iyiydi, neden hak ettiği değeri görmediğini anlamadım. IMDB puanı bana kalırsa biraz düşük kalmış; 6.5–7 bandını hak ediyor. Jeffrey Dean Morgan’ın oyunculuğunu zaten çok seviyorum, bu filmde de gerçekten kendini izletiyor. Ayrıca final sahnesi, sanki bir devam filmi gelecekmiş hissi veriyor ama aradan 6 yıl geçmiş olmasına rağmen bununla ilgili herhangi bir proje görünmüyor.
Fragmanında mimik oynamadı risk aldım ve filme gittim ve gülmekten resmen ağladım😂 çok uzun süredir bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum Güray sen harika bir detaysın ya 🤌🏻 çok ince espiriler vardı, Atatürk detayı duygulandırdı. Neyse ben çok beğendim, fragmana bakarak hiç…devamıFragmanında mimik oynamadı risk aldım ve filme gittim ve gülmekten resmen ağladım😂 çok uzun süredir bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum Güray sen harika bir detaysın ya 🤌🏻 çok ince espiriler vardı, Atatürk detayı duygulandırdı. Neyse ben çok beğendim, fragmana bakarak hiç aldanmayın düşünmeden gidin arkadaşlar🫶🏻
Ya neden bitti, nedenn??!!! Ne izleyeceğim ben şimdi gerçekten? 😟 Normalde Marvel evreninden pek hoşlanmam ama istisnalar kaideyi bozuyor işte. Punisher şu an net şekilde bestlerim arasına. Frank Castle’la çok ciddi bir bağ kurdum derken, saçma sapan bir şekilde Russo’yla…devamıYa neden bitti, nedenn??!!!
Ne izleyeceğim ben şimdi gerçekten? 😟
Normalde Marvel evreninden pek hoşlanmam ama istisnalar kaideyi bozuyor işte. Punisher şu an net şekilde bestlerim arasına. Frank Castle’la çok ciddi bir bağ kurdum derken, saçma sapan bir şekilde Russo’yla bile kurmuş buldum kendimi.
2.sezon pek sevilmemiş ama ben açıkçası sevdim. Dövüş sahneleri zaten 👌🏻
Herkes bu diziyi öve öve bitirememiş; Ekşi’de, Raf’ta neredeyse kutsal ilan edilmiş. Ben de “tamam sorun bendedir herhalde” diye kendimi sorguladım. Hatta bir ara gerçekten “acaba ben mi anlamıyorum?” noktasına geldim. Ama hayır ya sorun bende değil. Dizi gizem–korku diye…devamıHerkes bu diziyi öve öve bitirememiş; Ekşi’de, Raf’ta neredeyse kutsal ilan edilmiş. Ben de “tamam sorun bendedir herhalde” diye kendimi sorguladım. Hatta bir ara gerçekten “acaba ben mi anlamıyorum?” noktasına geldim.
Ama hayır ya sorun bende değil.
Dizi gizem–korku diye başlayıp “oha bir şey çıkacak” hissi veriyor. Sonra yarı yolda paralel evrene sapıyor, o da tutmayınca apar topar polisiyeye dönüyor. Ne anlattığını, ne olmak istediğini kendi bile bilmiyor.
Bu bir tür karması değil, dümdüz kararsızlık. Korku değil, gerilim hiç değil; bilim kurgu desen yarım, polisiye desen bayat. “Derinlik” diye övülen şey benim için derinlik değil, uzatılmış karmaşa.
Aşırı yavaş, aşırı tekrar, aşırı yorucu. Aynı sahneleri defalarca izleyip “bak bu önemliydi” diye zorla kafaya sokmaya çalışıyorlar. Bir noktadan sonra merak etmiyorsun; sadece bitsin diye izliyorsun.
Bu kadar beğenilmesini gerçekten anlayamadım.😂
Benim için net: 2 sezonluk değil, 2 bölümde anlatılabilecek bir şeyi sündürüp izleyiciye çile çektirmişler.
Zaman kaybı. Hype’a kanıp başladım, pişman oldum. Asla önermem😖