Bende saklı kalan adın Şimdi fasulyelere sırık diken Köylü kadınların ağzında Sakız olup çiğneneceği yerde Katılıyor onların güpe gündüz Mırıltılarla başlayan ağıtlarına Bende saklı kalan adın Çoktan sokulmuş olmalı Okul çocuklarının köy yollarında Taşlann soğumuş yüzlerine Tebeşirle yazdıkları yazıların Aralarına…devamıBende saklı kalan adın
Şimdi fasulyelere sırık diken
Köylü kadınların ağzında
Sakız olup çiğneneceği yerde
Katılıyor onların güpe gündüz
Mırıltılarla başlayan ağıtlarına
Bende saklı kalan adın
Çoktan sokulmuş olmalı
Okul çocuklarının köy yollarında
Taşlann soğumuş yüzlerine
Tebeşirle yazdıkları yazıların
Aralarına
Bende saklı kalan adın
Tozlaşsa da bir nergis çiçeği gibi
Gadan alayım gene de
Bir işçinin elindeki sefer tasıyla
Ve alnmdan sarkan susuşla
Yan yana duracak güzellikte.
Yağmur nasıl kandırırsa bozkırı Öyle kandırdın beni Umut denen o solmaz çiçeği Söküp attın canevimden Kendi elimle dövdürdün beni Kendi elimle yazdırdın adımı Divâne defterine. Hiçbir şeyde rastlamadığım Buruk bir tat veriyordu konuşman Güzelliğini ustaca kullanıyordun Bense yağmurla beslenen Bir…devamıYağmur nasıl kandırırsa bozkırı
Öyle kandırdın beni
Umut denen o solmaz çiçeği
Söküp attın canevimden
Kendi elimle dövdürdün beni
Kendi elimle yazdırdın adımı
Divâne defterine.
Hiçbir şeyde rastlamadığım
Buruk bir tat veriyordu konuşman
Güzelliğini ustaca kullanıyordun
Bense yağmurla beslenen
Bir ırmak gibi sana akıyordum
Kendi suyumla boğdurdun beni
Kendi suyumla yok ettin.
Yine de inkâr etmedim seni
Hatıran, hiç yitirmedi kutsallığından
Bu hüzün, bu yalnızlık
Bir şey eskitemedi senden
Hâlâ durur güzelliğin gözlerimde
Gel, onu sana vereyim
Sonra bulamazsın aynalarda...
Bakışın senin: çatılara yuva yapmış kırlangıç hızı Ağustos denizinin çırpınışı, bahçeye inen çocuk Bir romanın ilk cümlesi oluyor alnına düşen saç Ulusal müzeye kabul edilmeyen aykırılıksın sanki Bakışın senin: kavakların rüzgârla kıpırdanışı Bir kamaşmayla ürperişi zeytin ağaçlarının Tam orada dur…devamıBakışın senin: çatılara yuva yapmış kırlangıç hızı
Ağustos denizinin çırpınışı, bahçeye inen çocuk
Bir romanın ilk cümlesi oluyor alnına düşen saç
Ulusal müzeye kabul edilmeyen aykırılıksın sanki
Bakışın senin: kavakların rüzgârla kıpırdanışı
Bir kamaşmayla ürperişi zeytin ağaçlarının
Tam orada dur şimdi, gözbebeklerinin hayret
Nidâsıyla harelenmesine tanık olsun zaman
Zaman kelimeler gibi sekiyor bakışında senin
Tanelenen buğday başakları ve güz ve şiir
Galiba bakışında kuruyorlar çadırlarını
Hadi çekil artık bu tablodan rengin soluyor
Su değirmenleri çağına dönüyor hayatımız
Pencereme konmuş ürkek serçe, soğuk
Kış günlerinde bahçeyi ısıtan gül fidanı
Gecikmiş bir mektubun üstündeki puldan
Sen miydin gölgelenen, o eski aşklar mı
Küllerin altındaki közdü bakışın senin
Yedim bitirdim kendimi Günlerce aylarca yıllarca Zaten her şey bizim için değil mi Bir gün anladım Kendime zararım Daha sakin daha memnun Kendimle daha barışık bir insan olmam lazım Kendime Zararım - Pinhâni
Beraberken kıymetini bilmedimdi Elim ayağımdın sanki zora koştuğum. Bir yetim şiir kaldı yanımda şimdi, Kaybetmekten deli gibi korktuğum. Bir kum saatiyim sensiz geceden gündüze Altı durmadan üstüne getirilen. Bu nasıl zaman ki çakılıp kalmış güze, Doğmamış çocukları evlatlık verilen. İşte…devamıBeraberken kıymetini bilmedimdi
Elim ayağımdın sanki zora koştuğum.
Bir yetim şiir kaldı yanımda şimdi,
Kaybetmekten deli gibi korktuğum.
Bir kum saatiyim sensiz geceden gündüze
Altı durmadan üstüne getirilen.
Bu nasıl zaman ki çakılıp kalmış güze,
Doğmamış çocukları evlatlık verilen.
İşte böyledir gülüm bazı şeylerin
Hiç hissedilmez varlıkları ama,
Yoklukları bir uçurum kadar derin
Baş döndürür kıyısında nasıl da.
Ey bir hüznü büyüten solgun anne!
Sen de düşün benden sana kalan ne?
Seni sevdim, seni birdenbire değil, usul usul sevdim "Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil Nasıl yürür özsu dal uçlarına Ve günışığı sislerden düşsel ovalara Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim, Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü Yitik ceren arayı…devamıSeni sevdim, seni birdenbire değil, usul usul sevdim
"Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara
Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim,
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim,
yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim,
sevgilerim senden geçerek bütünlendi
Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boyunlu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce
kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız
ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin.
Yakışmıyor cepheyi terk edişin Mert dayanır namert kaçar sevdiğim Fazla sürmez hatanı fark edişin Hasret eken hüsran biçer sevdiğim.. Adet ettin aşk dersini asmayı Hüner sandın sırra kadem basmayı Yetti artık çok denedim susmayı İsyan eden bayrak açar sevdiğim.. Nice…devamıYakışmıyor cepheyi terk edişin
Mert dayanır namert kaçar sevdiğim
Fazla sürmez hatanı fark edişin
Hasret eken hüsran biçer sevdiğim..
Adet ettin aşk dersini asmayı
Hüner sandın sırra kadem basmayı
Yetti artık çok denedim susmayı
İsyan eden bayrak açar sevdiğim..
Nice avcı bende silah sınadı
Geri tepti sineleri kanadı
Kırılsa da yüreğimin kanadı
Yine açar yine uçar sevdiğim..
Bir resmimiz bile yoksa baş başa
Revamıdır ben yanayım sen yaşa
Aşk sunacak saki mi yok sarhoşa
Yine bulur, yine içer sevdiğim..
Aynaların farkı kalmaz düşmanla
Tanışırsın doğduğuna pişmanla
Hüzün adres değiştirir zamanla
Benden geçer sana göçer sevdiğim..
Üzerime yar sevdiğin sahi mi?
Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
Ağlama der dosta Aşık Daimi
Bu da gelir bu da geçer sevdiğim...