Bu yaşıma geldim, içimde bir çocuk hâlâ Sevgiler bekliyor sürekli senden. İnsanın bir yanı nedense hep eksik Ve o eksiği tamamlayayım derken, Var olan aşınıyor azar azar zamanla. Anamın bıraktığı yerden sarıl bana. Anıların kar topluyor inceden, Bir yorgan gibi…devamıBu yaşıma geldim, içimde bir çocuk hâlâ
Sevgiler bekliyor sürekli senden.
İnsanın bir yanı nedense hep eksik
Ve o eksiği tamamlayayım derken,
Var olan aşınıyor azar azar zamanla.
Anamın bıraktığı yerden sarıl bana.
Anıların kar topluyor inceden,
Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.
Ama yine de unutuş değil bu,
Sızlatıyor sensizliği tersine.
Senin kim olduğunu bile bilmezken.
Sevgiden caydığım yerde darıl bana.
"Her bir olay zincirin bir halkasıydı, onu bu ana kadar getirmişti. Böyle olayların olmasının olasılığı neydi acaba? Binde bir? Milyonda bir? Milyarda bir? Böyle bir şey asla hesaplanamazdı. İşte hayatın en güzel tarafı da buydu; her şey olabilirdi, her ne…devamı"Her bir olay zincirin bir halkasıydı, onu bu ana kadar getirmişti. Böyle olayların olmasının olasılığı neydi acaba? Binde bir? Milyonda bir? Milyarda bir? Böyle bir şey asla hesaplanamazdı. İşte hayatın en güzel tarafı da buydu; her şey olabilirdi, her ne kadar olasılıksız olursa olsun olabilirdi, olasılık dışı olan bir olay mutlaka olurdu."
-1-
söylediğin yalanlara dönerse bir gün söyleyemediğin bütün sevgiler, kırılırsa incecik dallar gibi yarınlara ertelediğin düşler, aşk onarır.. kalbindeki günlerin çan kulesi yıkılmışsa aldanışın fırtınasında, rüzgarın savurduğu kum taneleri gibi kanarsa zaman avuçlarında, aşk onarır.. konukları kendisini sevmeyen bir otel odası…devamısöylediğin yalanlara dönerse bir gün
söyleyemediğin bütün sevgiler,
kırılırsa incecik dallar gibi
yarınlara ertelediğin düşler,
aşk onarır..
kalbindeki günlerin çan kulesi
yıkılmışsa aldanışın fırtınasında,
rüzgarın savurduğu kum taneleri
gibi kanarsa zaman avuçlarında,
aşk onarır..
konukları kendisini sevmeyen
bir otel odası gibiyse yalnızlığın,
çıkıp gidemiyorsan çivilenmiş gölgenden,
paslanmışsa kilidi sığındığın anların,
aşk onarır..
geçtiğin yollardaki bütün ay perileri
terk ettiğin kendinin şarkısını söylerse
ve hayat birdenbire bir veda resmi gibi
yırttığın albümlerden çıkıp geliverirse,
aşk onarır..
kanındaki ateşler tenini yakmıyorsa,
unuttuysan şarabi gecelerin rengini,
sevişmenin elması artık parlamıyorsa,
elinde kırılmışsa dokunuşun kadehi,
aşk onarır..
aynalarda bıraktığın suretine benzerse
içindeki delinin bütün yüzleri,
her gidişin bir dönüşün eviyse,
o varmayan yolları, o yaralı deliyi
sadece aşk onarır
Yorgun değilim, seni beklemekten, seni düşlemekten, geçen günlerden, yeniden başlasam da bir başka yenilgiye. Yorgun değilim, ne aşktan ne dostluktan ne de ölümden, geceye gözlerimi açarak bakıyorum. Yorgun değilim, ne acıdan ne umuttan ne de korkudan, sonbaharla birlikte kazıya başlıyorum.…devamıYorgun değilim,
seni beklemekten, seni düşlemekten, geçen günlerden,
yeniden başlasam da bir başka yenilgiye.
Yorgun değilim,
ne aşktan ne dostluktan ne de ölümden,
geceye gözlerimi açarak bakıyorum.
Yorgun değilim,
ne acıdan ne umuttan ne de korkudan,
sonbaharla birlikte kazıya başlıyorum.
Yorgun değilim,
ne geçmişten ne şimdiden ne de gelecekten;
bir yanlızlığım vardı, gittikçe aşıyorum.
Ayrılık şiiri ne kadar yalın Sevdiğimiz aşk sözcükleri gibi Kılıçla kesiyor bir hain nokta Öpüşen virgüllerle akan cümleyi Nasıl soğuk ayrılığın güneşi Gölgeli bir çınar olan gövdemin Dallarını içten kırınca acı Buzdan bir alçıyla tutuyor beni Ayrılık sabahı ne kadar…devamıAyrılık şiiri ne kadar yalın
Sevdiğimiz aşk sözcükleri gibi
Kılıçla kesiyor bir hain nokta
Öpüşen virgüllerle akan cümleyi
Nasıl soğuk ayrılığın güneşi
Gölgeli bir çınar olan gövdemin
Dallarını içten kırınca acı
Buzdan bir alçıyla tutuyor beni
Ayrılık sabahı ne kadar beyaz
Ölümün hüzünlü arkadaşı kar
Bana ütülü bir çarşaf hazırlar
Bir karanfil tam yüreğimin üstünde
Martıların gözlerinden dinledim İstanbul'un boğazı yanmış dün gece Yıldızlar şahitlik etmiş, güya suçlu benmişim Oysa can, yemin olsun yanağımdan süzülen denize Ben bu şehre yüreğimi içirmedim Göklerden hicran yağdı, İstanbul'lu bir geceydi Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın İsmin…devamıMartıların gözlerinden dinledim
İstanbul'un boğazı yanmış dün gece
Yıldızlar şahitlik etmiş, güya suçlu benmişim
Oysa can, yemin olsun yanağımdan süzülen denize
Ben bu şehre yüreğimi içirmedim
Göklerden hicran yağdı, İstanbul'lu bir geceydi
Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın
İsmin dudaklarımda idamlık bilmeceydi
Yalansa kahrolayım, sen İstanbul kokardın
Sevda dediğin gülüm bir busedir dudağımda
Bıçak gibi, yasak gibi, kan gibi...
Utanır, intihar ederdi ölüm,
Hayata rest çekip ağladığımda,
Korkak gibi, tutsak gibi, yaşanmamış an gibi...
Ben lal olmuş bülbülüm, sen deli gülsün bağımda
Toprak gibi, yaprak gibi, candan özge can gibi
Kuş uçmaz kervan geçmez dağımda,
Kah aşkı yağan kar tanesi
Kah Leyla tüten rüzgardın
Zambak gibi leylak gibi,
Sigaramda duman gibi
Sevdiceğim, sen İstanbul kokardın
Dayadım ondörtlüyü İstanbul'un şakağına
İstediğim gül içmekti gözlerinden bir yudum
Seni sordum gündüzlerce bu şehrin her sokağına
Söylemedi, inat ettim gece seni uyudum
Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Ayla toprak şahittir, şahittir denizle gece
Sensizken, İstanbul'da bir kez olsun gülmedim
Yıllar kapımı çaldı, ellerinde vur emri
Yokluğun var sen yoktun, ölüm geldi ölmedim
Ağladım yüreğimde sen, sende divane İstanbul
Aşkından hatıra dedim göz yaşımı silmedim
Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Belki de can ben bu şehri güller için çok sevdim
Gözlerimden dökülen yaş denizi ıslatıyor
Sevda kilim, hasret nakış, gönül derdi dokuyor
Çatlayası deli yürek 'sen sen' diye atıyor
Oy gece gözlüm oy, İstanbul seni kokuyor