-İnsanlık ruhunun sınırları yoktur, yalnızca başlangıç çizgileri vardır. Hem kilo vermek hemde maratona katılmak isteyen Brittany nin sancılı değişim sürecini merakla izledim. Çok tatlı, harika etkileyici bir filmdi.
-Yaşam bu kadar önemliyken nasıl böyle kırılgan olabilir? Bir dedektifin uykusuzluk problemi çekerken, içine düştüğü zor durumdan kurtulmaya çalışmasını merakla izledim.
-Çünkü ben bu dünyanın nasıl bir yer olduğunu görünce üstüme öyle bir hüzün çöktü ki altında bir çiçek gibi ezildim. İlk sezonu daha çok sevdim. Agâh bey ah Agâh bey...
-Odaların sahipleri değişir anıların değil... Vis a Vis in yakışıklı gardiyanı Fabio Castamar dükü Diego olarak karşımızda. 12 bölümlük mini dizinin her bölümü entrika her bölümü kimin eli kimin cebinde. Oyunculukların ruhsuz olması dışında her bölüm merak uyandırıcıydı.
-Ruhunu görebildiğim de gözlerini de çizeceğim. İtalyan ressam Modigliani'nin hayatı, yaşadığı hastalık, aşkı ve Picasso ile aralarındaki rekabet tüm sanatseverleri izlemeleri için bekliyor. Sevdim.
-Bazen bazı şeyleri unutmak gerek. Maria'nın, Ressam Gustave Klimt in yengesini resmettiği portresi için verdiği hukuk mücadelesi. 2. Dünya Savaşı'nda Nazilerin eline geçen tablolar meşakkatli hukuk mücadelelerinden sonra gerçek sahiplerine teslim edilecek mi ? Filmi beğendim.
-Gözler bence ruha açılan pencereler. -Sanat hayattan öykünür. Sanatı ve resimi anlatan filmleri seviyorum. Beğeni ile izledim. Walter Keane e acayip sinir oldum. Margaret in yaşadıkları üzücüydü. Bu tarz film tavsiyelerine açığım.
-Akıllı bir düşmandan öğreneceklerin akılsız dostundan öğreneceklerinden daha fazladır. -Tadını çıkarmadığın sürece milyonlarca kupanın madalyanın ne anlamı var ki... F1 pilotları Niki Lauda ve James Hunt ın nefes kesen rekabeti... Yarışları izlerken nefesimi tuttum.
-Tutku, her zaman kazanır. Arjantin İspanyol yapımı Gözlerindeki Sır filminin yeniden çekimiymiş. Bende diyorum bu filmi bir yerden hatırlıyorum. İkinci kez izlemiş oldum. Kidman ve Roberts farkıyla...