Spoiler içeriyor
Bitirdikten sonra hakkında yazılanlara bakarken bu belgesel/deneme filmi ile ilgili enn doğru yorumu gördüm. Şiir hissi yaratması. Sanırım tam olarak böyle açıklanabilir. Duyguları çok yoğun hissettiren ama uzatmadan anlatan bir filmdi. Sürekli bir duraksamak üzerine tekrar düşünmek geldi içimden. Çok…devamıBitirdikten sonra hakkında yazılanlara bakarken bu belgesel/deneme filmi ile ilgili enn doğru yorumu gördüm. Şiir hissi yaratması. Sanırım tam olarak böyle açıklanabilir. Duyguları çok yoğun hissettiren ama uzatmadan anlatan bir filmdi.
Sürekli bir duraksamak üzerine tekrar düşünmek geldi içimden. Çok fazla geri dönüp tekrar tekrar izledim bazı yerleri. Yapılan yorumlarda da tekrar izlendiğinde çok daha iyi anlaşıldığını söyleyenler olmuş, böyle olduğuna eminim çünkü o kadar fazla detay o kadar çok anlatılan konu var ki kesinlikle tekrar izlenmesi lazım. Ama bayıldım... Uzun uzun üzerine bir şeyler yazmak imkansız... İZLENMELİ
"Dehşetin bir adı ve yüzü var ve onunla iyi geçinmelisin."
"Çürüyebilen ama ölümsüz."
"Bütün kadınların içinde tahrip edilemez bir öz var. Ve erkeklerin derdi de; onların bunu olabildiğince geç fark etmesini sağlamak."
Spoiler içeriyor
"ben açıkçası seni yanımda hep siyah bir huy gibi taşıdım" "diyebilirim ki her duası feciyle biten bir ibadetti yaşamak" "dedim belki de bir yutkunma yeriydi hayat o avlu o dam o çocukluk dedim belki de bir yutkunma yeriydi dünya"
"sonra madem insan kal adında bir beladır insan dalgın bir belgedir kendisiyle hayat arasında neden eve dönmekten ibarettir hayat neden bazen simsiyah bir doğruyla denilir devletin ve Allah’ın en iyi fikridir kış bütün evlerin en mükemmel hatasıdır baba"
Spoiler içeriyor
"demirle değil ipekle incittin beni" "ölürüm dediğim yerde ev yaptım" "konuşurken kendi sesini duyduğu şeyleri anlatmamalı insan" "veda ettiğim her şeyin tam ortasında kaldım" 10/10 🤍
Spoiler içeriyor
Çok sevdim... Herhangi bir hayvana bağlanma sürem birkaç saniye olduğu için hemen içselleştirip her detaya mutlu olup üzülmeye başladım. Hiçbir şeyin planlı olarak başlamamış olması asıl ilgi çekici yanı sanırım. Plansız başlayıp bir yıl kadar süren bir serüven ve bunu…devamıÇok sevdim...
Herhangi bir hayvana bağlanma sürem birkaç saniye olduğu için hemen içselleştirip her detaya mutlu olup üzülmeye başladım. Hiçbir şeyin planlı olarak başlamamış olması asıl ilgi çekici yanı sanırım. Plansız başlayıp bir yıl kadar süren bir serüven ve bunu izlemek her şeyi böyle yakından incelemek çok güzeldii...
Birkaç detaydan bahsetmek istiyorum (sonradan unutmamak için). Film boyunca ahtapottan "she" diye bahsediliyor, bir isim verilmiyor. Bunu izleyicinin onu "insanlaştırmaması" için yapmışlar. Onun bir ahtapot olduğu gerçeğini korumaya çalışmışlar (bu benim onunla bağ kurmama engel olamadı).
Bu süreçte bölgede yapılan çalışmalarda birçok yeni tür keşfedilmiş ama filmde buralara değinilmiyor. Tamamen Craig ve ahtapot arasındaki ilişki işleniyor. Ve aralarındaki iletişimi, o güvenin oluşmasını izlemek çokçok harikaydı.
Köpekbalığı sahneleri... Müdahale edilmemesi gayet anlaşılır ama izlerken o kadar gerici ve huzursuz edici ki bir şekilde onu kurtarmak istiyorsunuz. Sonu da ayrı bir üzücüydü...
Son kez Craig'e sarılması... Hayattaki tüm görevini tamamlamış ve ölümü kabullenmiş gibi davranması... Sonları her detayıyla üzücü ve etkileyiciydi.
Spoiler içeriyor
Sinema tarihi açısından önemli bir film(miş). Hikayenin bir kahramanı yok, ortada bir hikaye de yok aslında. Biz akıp giden bir hayatı bi kameranın gözünden izliyoruz. "Kino-Eye (Sine-Göz)" kavramı da burada ortaya çıkıyor, insan gözünün sınırlı biçimde algıladığı gerçekliği kameranın imkanları…devamıSinema tarihi açısından önemli bir film(miş). Hikayenin bir kahramanı yok, ortada bir hikaye de yok aslında. Biz akıp giden bir hayatı bi kameranın gözünden izliyoruz. "Kino-Eye (Sine-Göz)" kavramı da burada ortaya çıkıyor, insan gözünün sınırlı biçimde algıladığı gerçekliği kameranın imkanları ile görüyoruz diyebiliriz bunun için. Yani kamera ile gerçekliği farklı bir biçimde görüyoruz, aslında kamera ve kurgu/ görsel numaralar ile diyebiliriz. Normalde sessiz olan film 2003'te The Cinematic Orchestra tarafından film için hazırlanan müzikal yorumla çok daha farklı bir boyuta gelmiş. İlk başlarda müzik filme dahil olmayı kolaylaştırırken sonrasında beni çook yordu ama bunda görüntülerin büyük bir hızla geçmesinin de etkisi olabilir.
"1929'daki ortalama bir filmde ortalama plan uzunluğu yaklaşık 11,2 saniyeyken, Man with a Movie Camera'da yaklaşık 2,3 saniye. Yaklaşık 1.775 ayrı çekim kullanıldığı hesaplanıyor."
Bu durum daha öncesinde de eleştirilmiş...
"Sergei Eisenstein filmi “pointless camera hooliganism” yani kabaca “amaçsız kamera serseriliği/holiganlığı” diye küçümsemiş."
Beni de bir süre sonra yormaya başladı. Ayrıca çoğunlukla neşeli görüntüler olmasına rağmen belki siyah beyaz olmasının etkisiyle belki arada gördüğümüz hayata dair olumsuz olaylar yüzünden bana çok gergin huzursuz hissettirdi.
Bir hikaye anlatmaktan çok ne görmem gerektiğini, bunu nasıl görmem gerektiğini dikte ediyor gibiydi. Hızla her şey geçerken hiçbir duyguya kapılmadan, herhangi bir şeyin detayını merak etmeden devam etmek en azından benim için işkence (zaten filmin böyle bir amacı olmasa da).
Yoruldum. Gerildim. Ama ne amaçlandığını da anladım. Amaçlanan şey için kesinlikle harika ve neden sinema için önemli bir film olduğu da oldukça anlaşılır. Sinemaya aşırı ilgisi olan biri için ilgi çekici olabilir.
"İşaretlere inanan, onları bulacağına yahut işaretlerin kendisini bulacağına da inanıyordu. Yalnız bırakılacağına inanmayı seçen benim gibilerse, değil ıssız yollarda, kalabalık şehirlerde bile yalnızlıkla mühürleniyordu. Yol da hayat gibi kendini gerçekleştiren kehanetten ibaretti."
İnsan, içine serpildiği hakikati, başkaları için ne kadar tuhaf olursa olsun tabii sanıyor. Ben de sudan çıkmış balık, denizde doğmuş köstebektim ve bütün köstebeklerin suda, bütün balıkların karada yaşadığına inanıyor; nefesim kesildiğinde, herkesin nefesi kesilir, solumanın tabiatı böyledir zannediyordum.