Ya ben izlediğim dizi filmlerin yine dizi filmlerde alıntılanmasını çok seviyorum. Yabancı yapımlara her ne kadar kendimi maruz bıraksam da bazı şeyler oturmuyor, şakalar havada kalıyor. Ama böyle sinema kültüründen alıntılamalarla karşılaşmak beni mutlu ediyor.
Spoiler içeriyor
Aynı hikayenin film hali Yine aynı adıyla çekilen dizisini izlemiştim bir kaç sene önce. Filmi olduğunu da diziyi izledikten sonra denk geldim ve listeme eklemiştim. Şimdiye nasip oldu. Hani şimdiye kadar ne olup bittiğini biraz unutmuşum hatırlasam izlemezdim hikâyenin gidişatından…devamıAynı hikayenin film hali
Yine aynı adıyla çekilen dizisini izlemiştim bir kaç sene önce. Filmi olduğunu da diziyi izledikten sonra denk geldim ve listeme eklemiştim. Şimdiye nasip oldu. Hani şimdiye kadar ne olup bittiğini biraz unutmuşum hatırlasam izlemezdim hikâyenin gidişatından ötürü. Dizinin filme göre daha çok bilgi içeriğini söyleyeyim. Çünkü eğer diziyi izlemeseydim çoğu şey yarım kalıcaktı ve anlaşılamayacaktı. O yüzden benim tavsiyem diziyi izlemeniz. He Ben bu oyuncuları izlemek istiyorum derseniz de o sizin bileceğiniz iş. Ben dizideki çifti daha çok beğendim ve karakterlere daha uygun buldum.
Hikayeye gelicek olursak mezuniyet gecesinde karşılaşan Dexter ve emma o geceyi beraber geçirirler. Ardından arkadaş kalmaya karar verirler. Yıllar geçse de arkadaşlıkları devam eder ama hiçbir zaman aralarındaki bu ilişki ciddileşmez. Dexter ailesi varlıklı, haylaz, önüne gelene yazan bir oğlan. Altını çiziyorum oğlan... Emma ise yazar olmak isteyen ve bunun için para kazanmaya çalışan, üni yıllarında itibaren dextere karşı hisleri olan bir kadın. İşte bunların arkadaşlıkları böyle devam ederken Dexter aile bireylerinden birini kaybettikten sonra ciddiyetsiz sorumsuz yaşar iyice kendini kaybeder. Emma buna daha fazla dayanamaz, arkaşlıklarını bitirir. Bundan sonra bir kaç yıl görüşmeler. Ardından ortak bir düğünde denk gelirler ve Dexter emmaya kendi düğün davetiyesini verir. Artık Dexter İçin büyüme vakti gelmiştir jdjd. Dexter baba olur ama evliliği iyi gitmez. Boşanınca emmanın yanına gider ve artık çiftimiz beraberdirler. Bir süre sonra evlenen çiftimiz çocukları olsun ister. Bu süreçte olanlar olur ve bir gün o ansız kaza gerçekleşir.
Hikayeyi güzel özetledim mi saçmaladım mı bilmiyorum aşırı duygusuz geldi şuan bana. Bu hikayeye söyleyeceğim tek şey var. Evet Emma baştan beri hisleri vardı Dextera karşı ve bunu hep biliyorduk ama Dexter her ne kadar içten içe kendini inkar etse de o da seviyordu. Emma ile her şey farklıydı, daha güzeldi hayat. En zor zamanlarında ilk koştuğu kişiydi Emma.
Son olarak en sevdiğim kısmı son sahneydi. O ilk gün Emma ile çıktığı dağa son da kızı ile gitmesiydi nedense bir tek onu hiç unutmamışım.
19 kasımda başlayan 99 serüvenim bugün itibariyle bitti. Bir sitcom daha bitti. Artık izleyebileceğim güzel bir sitcom kaldı mı? Zannetmiyorum. Önerilerinizi alırım. Bir ara burda sitcımlarla ilgili düşüncelerini paylaşmıştım o yüzden çok uzatmayacağım. Öncelikle polisiye türü pek ilgimi çeken bir…devamı19 kasımda başlayan 99 serüvenim bugün itibariyle bitti. Bir sitcom daha bitti. Artık izleyebileceğim güzel bir sitcom kaldı mı? Zannetmiyorum. Önerilerinizi alırım.
Bir ara burda sitcımlarla ilgili düşüncelerini paylaşmıştım o yüzden çok uzatmayacağım.
Öncelikle polisiye türü pek ilgimi çeken bir tür değil genel olarak. Bu diziye başlarken de acaba nasıl olucak polisliğin içinden nasıl bir komedi unsuru çıkabilir diye düşünmüştüm ama çok da güzel oluyormuş/olabiliyormuş.
Bu dizinin sevdiğim yanlarını sayıcak olsam bunlar; yürüttükleri olaylarda tam bir polisiye gibi bir yoğunluk olmaması. Yani evet, dedektifler olarak olayları çözüyorlar ama tamamen olay merkezli değil. By olaylar üzerinden komedi yapılıyor. Umarım anlatabilmişimdir :) bir diğer nokta dizinin başından sonuna geldiğimde tüm karakterlerde bir gelişim olduğunu görmekti. Sonra 99 ekibi olarak ekip gibi ekip olmaları, aile olmaları. Kaptan Holt ile Jake'in ilişkisi. Hatta Holt'un 99 ekibiyle olan bağı. Aile olmaları. Jake ve Amy 🤫🤫
Olmasaydı keşke dediğim yanları ise bir oyuncunun diziden bir süre sonra çıkması. Evet sonrasında arada yine görüyoruz ama ondan sonra eskisi gibi olmadı sanki.
Tek kelimeyle mükemmelllll Yazıp yazıp sildim bir süre. Ne söylesem hangi kelimeyi kullansam hangi cümleyi kursam yetersiz kaldı. Artık olduğu kadar bir şeyler söyleyeceğim. Daha önce de dediğim gibi birkaç sene önce filmini izlemiştim. Bunca zamandır izlediğim en güzel en…devamıTek kelimeyle mükemmelllll
Yazıp yazıp sildim bir süre. Ne söylesem hangi kelimeyi kullansam hangi cümleyi kursam yetersiz kaldı. Artık olduğu kadar bir şeyler söyleyeceğim. Daha önce de dediğim gibi birkaç sene önce filmini izlemiştim. Bunca zamandır izlediğim en güzel en etkileyici filmdi benim için. İzledikten çok zaman geçmesine rağmen ffavori filmim, beni etkileyen filmi düşündüğümde aklıma ilk gelen, orda burda paylaşılan film listelerinde ilk aradığım filmdir Ölü Ozanlar Derneği.
*Hikayesini vs anlatmayacağım az çok herkes bilir diye düşünüyorum. Sonu hüzünlü biter. İzlemeyen herkes izlesin mutlaka. Kitabın da filmin aynısı. Resmen filmi okudum.
*Şunu söylemek istiyorum. Bizi onların istediği kalıplar içinde hapseden, hayallerimize sanki bir suç işliyormuşuz da tek doğru onlarmış gibi davranan bizi bir asker gibi bir duvar gibi renksiz, tekdüze yapan her kişi kuruma veya herhangi bir şeye karşıyım.
* Kendim de bir öğretmen adayı olarak mesleğimle ilgili de olduğundan daha da ilgimi çekti film.
Oh Kaptan My Kaptan 🫡🫡
Şiir hayattır. Cümlemi Todd Anderson'ın şiiriyle bitirmek istiyorum.
"Kıtaların arasında herkes bunu okus) dırarak.
"Yarını düşlüyoruz ama yarın gelmek bilmiyor;
Bir zafer düşlüyoruz
Aslında hiç istemediğimiz.
Yeni bir gün düşlüyoruz
O yeni gün zaten gelmişken.
Kavgadan kaçıyoruz
Durup dövüşmemiz gerekirken.
Ve hala uyuyoruz.
Çağrıyı dinliyor ama kulak asmıyoruz,
Gelecek için umutlanıyoruz, gelecek
yalnızca planlardan ibaretken
Bilgeliği düşlüyoruz, her gün köşe bucak kaçtığımız,
Bir kurtarıcı diliyoruz, kurtuluş ellerimizdeyken.
Ve hâlâ uyuyoruz.
Ve hâlâ uyuyoruz.
Ve hâlâ diliyoruz.
Ve hâlâ korkuyoruz..."
Ve hâlâ uyuyoruz."
Şu aralar fav aktivitem kitap rafları arasında dolaşıp kitap avına çıkmak. Bugün de kitap avından eve iki kitapla döndüm. Kütüphaneden iki tane kitap aldım. Üç taneydi aslında ama en fazla iki tane alınıyormuş - bence gereksiz bir uygulama belki ben…devamıŞu aralar fav aktivitem kitap rafları arasında dolaşıp kitap avına çıkmak. Bugün de kitap avından eve iki kitapla döndüm. Kütüphaneden iki tane kitap aldım. Üç taneydi aslında ama en fazla iki tane alınıyormuş - bence gereksiz bir uygulama belki ben çok okuyorum ve sürekli gidip gelemiyorum kütüphaneye - Neyse. Aklım hala alamadıklarımda. Ne aldım? Ölü ozanlar derneği ve Albert Camus'un Yabancı kitabı. En sevdiğim filmlerden biri Ölü ozanlar derneği. Filmini de izleyeli dört beş yıl oluyor. Biraz unutsam da çoğu aklımda, editler sağolsun. Kitabını da okumak istedim. Sonra bir daha filmini izler karşılaştırma yaparım belki. Ayrıca kitaptan uyarlama yapılan güzel bir filme neredeyse hiç denk gelmedim. Ne zaman uyarlama film izlesem o kadar havada kalıyor ki kitaba göre film resmen bir eziyete dönüşüyor filmi izlemek benim için. Velhasıl şimdiden çok heyecanlıyım okuyacaklarım için.
Ben dizi izlemeyeceğim demiştim ama kendime verdiğim sözü buraya kadar tutabildim jdjdjd olmuyor yani gerçekten olmuyor. Film izledim bir sürü ama yok yani o konforu sağlamıyor film. Belki bir nebze seri olan filmler olabilir ama genel olarak o dizilerdeki derinlik…devamıBen dizi izlemeyeceğim demiştim ama kendime verdiğim sözü buraya kadar tutabildim jdjdjd olmuyor yani gerçekten olmuyor. Film izledim bir sürü ama yok yani o konforu sağlamıyor film. Belki bir nebze seri olan filmler olabilir ama genel olarak o dizilerdeki derinlik ve sürekliliği filmlerde bulamıyorum. Zaten hikaye kitaplarını da okumayı hiç sevmiyorum. Çünkü aynı mantık. Yazar bir şeyler anlatıyor ama çok kısa yüzeysel ne vermek istiyorsa o olayla ilgili onu veriyor. Ha birde sonunu öyle bir yerde bırakıyor ki aklımın bir ucunda hep düşünüyorum we şimdi ne olucak? Bu sondan ne anlamalıyım/anlamalıydım? gibi. Velhasıl yarım bıraktığım diziden devam etmesem de yeni bir sitcom a başladım beni çok çok sarmayacak ama dizilerin verdiği o safe place, o konforu sağlayacak. Buraya da böyle bir not düşmek istedim. İnanıyorum ki diziler ve hikaye kitapları hakkında da benim gibi düşünen hisseden vardır. Varsa yoruma yazın dertleşelim Hayırlı geceler şimdiden...
Klasik romcomlar içerisinden herhalde en son sırada olurdu bu film. Christmas ve aşk havası birleşmiş ortaya romantik bir şey çıkmış ama hoş olmayan sahneler de vardı. En çok Hugh Grant'ın oynadığı rolü beğendim. Ben iflah olmaz bir Hugh Grant fanıyım…devamıKlasik romcomlar içerisinden herhalde en son sırada olurdu bu film. Christmas ve aşk havası birleşmiş ortaya romantik bir şey çıkmış ama hoş olmayan sahneler de vardı. En çok Hugh Grant'ın oynadığı rolü beğendim. Ben iflah olmaz bir Hugh Grant fanıyım arkadaşlar. Hugh yi al romantik filme koy 👌👌 misss. Çok yakışıyor bu tür roller bence. Bu film biraz da modern love dizisini çağrıştırdı bana. Birbirleriyle bir noktada kesişen birden fazla ilişki, aşk hikayesi. İzlenir mi izlenir ama bir romantik, romantik komedi izleyeceksem ilk sırada bu film olmazdı öyle söyleyeyim.
Spoiler içeriyor
Çok çok güzel bir filmdi. Şiddetle tavsiye edilir. Uzun süredir listemde ve aklımda olan konusu ve başrolüyle - Mathew perry, çok severim kendilerini friendsten tanırım ve oyunculuğunu çok beğenirim. - ilgimi çeken bir filmdi. Konusu bir öğretmenin mesleğini kendisine daha…devamıÇok çok güzel bir filmdi. Şiddetle tavsiye edilir.
Uzun süredir listemde ve aklımda olan konusu ve başrolüyle - Mathew perry, çok severim kendilerini friendsten tanırım ve oyunculuğunu çok beğenirim. - ilgimi çeken bir filmdi. Konusu bir öğretmenin mesleğini kendisine daha çok ihtiyaçları olduğunu düşündüğü New York'taki bir okulda çok sorunlu (!) bir sınıfa ders vermeye başlamasıyla başlıyor her şey. Öğretmenin pes etmeyişi, öğrencilerine inanması ve öğrencilerinin de kendilerine inanmalarını sağlaması, güvenlerini kazanması vs çok güzeldi. Ayrıca gerçek bir hikayeden uyarlaması da filme ve hikayeye ayrı bir güzellik katmış. Her ne kadar şahsen öğretmen adayı olsam da - atanamamış olsam da - öğretmenliğin ne kadar kutsal ve önemli olduğunu bir kere daha yüzüme çarpıldı bu filmde. Düşünsene sadece bir hayata dokunabilmek bile, kendilerine bile inanmazlarken senin onlara inanman onlardaki potansiyeli ortaya çıkarman ne kadar önemli ne kadar güzel bir şey.