"-Mirasın ne olduğunu biliyor musun? -Hayır -Peki dinamiti kimin icat ettiğini biliyor musun? İsveçli bir kimyagerdi ve bir servet kazandı. Harcayamacağı kadar çok. Bir gün, hala hayattayken, gazete yanlışlıkla ölüm ilanı yayınladı. Ona 'ölüm tüccarı' dediler. Ölen erkek kardeşiydi ama…devamı"-Mirasın ne olduğunu biliyor musun?
-Hayır
-Peki dinamiti kimin icat ettiğini biliyor musun? İsveçli bir kimyagerdi ve bir servet kazandı. Harcayamacağı kadar çok. Bir gün, hala hayattayken, gazete yanlışlıkla ölüm ilanı yayınladı. Ona 'ölüm tüccarı' dediler. Ölen erkek kardeşiydi ama o kağıdı eline aldığında ve hayatında yaptıklarının sıralandığı yazıyı gördüğünde dehşete kapıldı. "Bu mu benim hayatım? Bu mu benim tanınacağım şey? Ölüm, bombalar ve cinayet mi?" dedi. O gün vasiyetini değiştirdi. Dünyadaki en zeki insanlari onurlandıran bir ödül oluşturmak için servetini bağışladı. Bugün kimse Alfred Nobel'i ölüm tüccarı olarak tanımıyor. Herkesin bildiği Nobel Barış Ödülü. İşte bu mirastir. Bu yüzden sanata yatırım yapıyoruz. Bu yüzden müzelere yatırım
yapıyoruz. Bu yüzden sahip olacağımız en değerli şeyi taşıyorlar. Adımızı..."
Spoiler içeriyor
uzun zamandır bekliyordum. yerli mecrada bu tarzlarda ve konuda ilklerden olan bir yapımı, ilk izleyenlerden olmak ve uygulamamıza bu filmin ilk yorumunu yapan kişi olabilmek de harika bir duygu. bu özgün senaryo için Emre ve Mehmet Kavuk'a teşekkür ediyorum. distopik…devamıuzun zamandır bekliyordum. yerli mecrada bu tarzlarda ve konuda ilklerden olan bir yapımı, ilk izleyenlerden olmak ve uygulamamıza bu filmin ilk
yorumunu yapan kişi olabilmek de harika bir duygu. bu özgün senaryo için Emre ve Mehmet Kavuk'a teşekkür ediyorum. distopik bir evrende gelecekte yaşasalar bile geçmişe dönüş ayrıntılarının olması, ne kadar ilerlersek ulaşılacak bir şey kalmadığında geriye gittigimizi gösteriyor. film günümüz kişiler arası ilişkilerine eleştiri yağmuruyla dolu. gelecek distopyada geçtigi için şimdiki toplumsal ilişkilerimizin
ileride nasıl olacağına dair bir teori sunuyormuş gibi düşündürttü. toplumdan ziyade donuk ve bencil insanlar sürüsü... bu da şu soruyu doğuruyor; toplum etkileşim halindeyken mi toplumdur, yoksa bu kavram yalnızca insan sayısının birbiriyle toplanmasına verilen bir ad mıdır? özellikle sondaki ayarlanmış toplumsal dayanışmanın bile filmin içinde bir oyun olarak karşımıza çıkması, bunu bile beceremediklerini
gösteriyor. ve karakterimizin hayata tutunmasını yine toplum değil kendi kararı sağlıyor.
bu film, tam da umutsuzken bir ışık gibi.
"Ölmek istiyorsun, kabul. Ama ya yarın, ya haftaya, ya seneye her şey daha iyi olursa?"