Sen ve ben, Fırtınayla birlikte güleceğiz, Birlikte mezarlar kazacağız içimizde ölenler için, Güneşin altında kendimize ait bir iradeyle güleceğiz, Ve tehlikeli olacağız beraber.
Tyler siyah beton zeminli bodrum katının orta yerindeki tek ışığın altına geçiyor ve yüze yakın adamın gözlerindeki karanlıkta o ışığın titreşmesini görebiliyor. Tyler'ın bağırarak söylediği ilk şey şu: "Dövüş kulübünün ilk kuralı dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır." "Dövüş kulübünün ikinci kuralı"…devamıTyler siyah beton zeminli bodrum katının orta yerindeki tek ışığın altına geçiyor ve yüze yakın adamın gözlerindeki karanlıkta o ışığın titreşmesini görebiliyor. Tyler'ın bağırarak söylediği ilk şey şu: "Dövüş kulübünün ilk kuralı dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır."
"Dövüş kulübünün ikinci kuralı" diye bağırıyor Tyler, "dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır."
Hiç insan yüzü görmeyeceğim taraflarda dolaşmayı tercih ediyor, gece yarısı eve gelip mindere uzanıyor ve birkaç saat uykudan sonra ertesi sabah, "Neden hala yaşıyorum?" diye acı bir hisle uyanıyordum.
Size -bir sebepten dolayı- yarın öleceğinizi söyleseler ve ölümünüzün ardından çalınması için bir şarkı seçmenizi isteselerdi; hangi şarkıyı seçerdiniz?
Ben neydim? Ruhum, bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu? Şu ağaçlar, onların dallarını ve eteklerini örten karlar, şu ahşap bina, şu gramofon, şu göl ve üzerindeki buz tabakası ve nihayet bu çeşit çeşit insanlar hayatın kendilerine verdiği…devamıBen neydim? Ruhum, bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu? Şu ağaçlar, onların dallarını ve eteklerini örten karlar, şu ahşap bina, şu gramofon, şu göl ve üzerindeki buz tabakası ve nihayet bu çeşit çeşit insanlar hayatın kendilerine verdiği bir işi yapmakla meşguldüler. Her hareketlerinin bir manası vardı, ilk bakışta göze görünmeyen bir manası. Ben ise, dingilden fırlayarak, boşta yuvarlanan bir araba tekerleği gibi sallanıyor ve bu halimden kendime imtiyazlar çıkarmaya çalışıyordum. Muhakkak ki dünyanın en lüzumsuz adamıydım. Hayat beni kaybetmekle hiçbir şey ziyan etmeyecekti. Hiç kimsenin benden bir şey beklediği ve benim hiç kimseden bir şey beklediğim yoktu.
Her şeyin değiştiğini söylüyorlar. Oysa dün ve ondan önceki günlerde aynı sıkıntıyı içimde hissettiğime yemin edebilirdim. Ama sormadılar. "Burada dur ve bekle" dedi içlerinden biri. Burada durabilirdim. Sessiz olmamı hatırlatmadılar ama sessiz de olurdum. Gürültü yapmak için neden yoktu.
Evi süpürmüştüm. Ölecekmişim gibi her şeyi temizlemiştim. Her şey yaşamdan arınmış, ondan bağışık, imlerden yoksundu ve kendime dedim ki: Biten bir aşkın yalanından kendimi kurtarmak için yazmaya başlayacağım.
"Unutma. Gördüğümüz bu manzarayı unutma, ruhum. O güzel, tatlı yaz sabahını... Yolun dönemecinden yuvarlanırken taşların saçıldığı bir yatağın üzerinde iğrenç bir iskelet... Havadaki bacakları aynen ateşli bir kadın gibi... Ritmik hıçkırıklarının olduğu bir pınar gibi boyunca akışını, uğultu sesini açıkça…devamı"Unutma.
Gördüğümüz bu manzarayı unutma, ruhum. O güzel, tatlı yaz sabahını... Yolun dönemecinden yuvarlanırken taşların saçıldığı bir yatağın üzerinde iğrenç bir iskelet... Havadaki bacakları aynen ateşli bir kadın gibi... Ritmik hıçkırıklarının olduğu bir pınar gibi boyunca akışını, uğultu sesini açıkça duyabiliyorum ama yarayı bulmak için boşuna vücuduma dokunuyorum... Ben kendi kalbimin vampiriyim. Hiç bitmeyen kahkahaları yüzünden ayıplanan, artık gülemeyen büyük serserilerden biri... Ben ölü müyüm? Ölmüş olmalıyım..."
Eğer fantastik / bilim-kurgu denilince aklınıza sadece Inception ya da Interstellar benzeri uzay ve zaman temalı filmler geliyorsa; onları izlemeye devam edin çünkü bu film size göre değil...
Yıl: 2095
Yer: New York
Kahramanlarımız: Bir kadın, bir adam, bir Mısır tanrısı ve bir seri katil.
Hayatının geriye kalan son 7 gününde cinsel arzularının peşine düşen tanrımız, bu arzusunu gerçekleştirmek için kullanabileceği bir erkek bedeni aramaktadır. Aynı zamanda şehirde dolaşan bir de seri katil vardır.
Bir miktar aksiyon da içeren sıradışı konusu ve güneş ışığına neredeyse hiç rastlanmayan karanlık, "grunge" atmosferiyle birlikte, Tanrı ve insanoğlu arasında geçen teatral diyaloglarıyla öne çıkan film, aslında bir çizgi roman uyarlaması. Bu arada; İzlandalı ambience/post-rock grubu Sigur Ros'un Hjartao Hamast şarkısı, filmin karanlık ortamını yansıtmak için yapılabilecek en iyi seçimlerden biriydi. Gerçek oyuncuların yanı sıra 3D animasyon karakterlerin de yer aldığı filmin senaryosu çokça detay içerdiğinden dikkatli takip etmeniz gerekiyor.
Not: Mümkünse Türkçe Altyazılı izleyin.