“Anlamayana anlatmayın, görmezden geleni görmeyin, her şeyinize sağır olan birini hiç duymayın. Hiçbir şey ifade etmediğiniz kimselere büyük anlamlar yüklemeyin. Yalnız da kalsanız öylesine vakit geçirilen biri olmaktan kendinizi kurtarmış olursunuz. Önceliğiniz kendiniz olsun.”
Spoiler içeriyor
Reşat Ekrem Koçu kitaplarını okumaya ilk olarak bu kitaptan başladım. Yeni başlayacaklar için güzel bir seçim olabilir. Dilini zor bulanlar olmuş ama ben o kadar zorlanmadım. Kitap hem güldürdü, hem düşündürdü, gerçekten çok absürt olaylar var. Sigara helal mi haram…devamıReşat Ekrem Koçu kitaplarını okumaya ilk olarak bu kitaptan başladım. Yeni başlayacaklar için güzel bir seçim olabilir.
Dilini zor bulanlar olmuş ama ben o kadar zorlanmadım. Kitap hem güldürdü, hem düşündürdü, gerçekten çok absürt olaylar var.
Sigara helal mi haram mı davası, ülke halkına israfı önlemek amacıyla yemek çeşitliliği yasağı gelip saraya bu yasağın uğramaması, liyakat sahibi insanların çeşitli entrikalara kurban gitmesi, esnafın halkı galeyana getirmek için yaptığı türlü hileler, yolsuzluklar, din adamlarının sözde fetvaları ve dahası...
Trajikomik bir olayı paylaşmak istiyorum:
"Maymunların İdamı
Eski yelken ve kürek devri gemiciliğinde, her gemide birkaç talimli maymun bulunurdu. Bunlar, açık denizde gemilerin direklerinin en tepesine tırmanarak korsan gözcülüğü yaparlardı; gayet keskin olan gözleriyle ufukta bir gemi gördükleri zaman bağırarak haber verirler, gemiciler de bir korsan cengine hazır bulunurlardı. İstanbul’un yelken, halat, makara, kürek, zift, varil, lenger, hülsa bütün gemi teçhizat ve levazımının satıldığı yer, Galata’da, iki köprü başı arasındaki sahaydı. Gazi Köprüsü başında Sokullu Mehmetpaşa Camii (Azapkapısı Camii) civarında da bir sıra maymuncu dükkânları vardı; tersane gemileri ve sair tüccar gemileri için talimli bir maymunlar burada satılırdı. III. Murad’ın hocası Abdülkerim Efendi gayet mutaassıp, asabi, her aklına geleni yapan, padişah üzerindeki nüfuzuna dayanarak hiç kimseden korkmayan bir adamdı. Güzel konuşur, camilerde vaaz ettiği zaman dinleyicileri kendisine meftun ederdi. Bir gün, hoca efendi bir kitapta “Maymun fuhşa alet olur” diye bir bend okumuş, asabiyetinden ateş kesilmişti; hemen arkasına binlerce insan toplayarak Azapkapısı çarşısına girmiş, maymuncu dükkânlarını basmış, ne kadar maymun varsa yakalatıp biçare hayvanları oradaki ağaçlara astırarak idam ettirmişti. Halk da pek haklı olarak bu mutaassıp hocaya “Maymunkeş” lakabını takmıştı."
140325
Spoiler içeriyor
Hasan Ali Yücel, büyük eğitimci, filozof, tarihçi... Hasan Ali Yücel, aydınlanmanın bilim olmadan, tarih olmadan, felsefe olmadan ve özgürlük olmadan olamayacağını belirtir. Kendisi, Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunda onun hayallerinin yegane emanetçisidir. Her zaman pratik eğitim olmadan, yaparak yaşayarak bir eğitimin…devamıHasan Ali Yücel, büyük eğitimci, filozof, tarihçi...
Hasan Ali Yücel, aydınlanmanın bilim olmadan, tarih olmadan, felsefe olmadan ve özgürlük olmadan olamayacağını belirtir.
Kendisi, Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunda onun hayallerinin yegane emanetçisidir.
Her zaman pratik eğitim olmadan, yaparak yaşayarak bir eğitimin söz konusu olmayacağı düşüncesindedir.
"...gençleri her şeyden ve her şeyden önce bilimsel düşünce tarzını gerçekten özümlemiş bireyler olarak yetiştirmemiz gerektiğini idrak etmiştir."
Köy enstitüleri kurucuları arasındadır. Yoksul köy halkının köy enstitüleri sayesinde nasıl bir durum aldığını şu sözlerle ifade etmiştir.
" O eski nispet, 15 yıl içinde nasıl tersine döndü? Nasıl muvazenesini buldu? Kimler bu doğru denklemi kurabildi? Soruyorum. O "nalbant" denilen memleket evlatları, yani Köy Enstitüleri mezunları sayesinde değil mi?"
"'Onun kişiliğinin temelinde yatan özelliği ise, hiç kuşkusuz onun insan sevgisidir.' Buna katılmamak mümkün değildir. Ancak saygının olmadığı yerde kalıcı bir sevgiden bahsedilemez." (Celal Şengör)
Hasan Ali Yücel şiiriyle bitirmek istiyorum.
Gönlümüz kılıçtır, tenimiz kını,
Orada saklarız vatan aşkını,
Ülkeler fetheder sevgi akını,
Sanmayın bu yolda bizler geriyiz!
Okuyup okutmak, işimiz bizim,
Haram lokma kesmez dişimiz bizim,
Her yerde bulunmaz eşimiz bizim,
Biz yeni hayatın erenleriyiz!
170125
Yol güzelse yürüyorum. Müzik güzelse dinliyor, Kitap güzelse okuyorum. Muhabbet sararsa konuşuyor, Ortam güzelse oturuyorum. Ne dosta ne hayata küsüm. Minimalist yanıma sarılıp kimselere çarpmadan, Köşeden yürümeyi seviyorum.
Offff çok güzeldiiiii. İsmail Hacıoğlu ne kadar yakışmış zaten çok severdim.🤟🏻 Cem Karaca'yı o kadar güzel canlandırmış, şarkılarını o kadar güzel söylemiş ki.😍 Seçilen şarkılar, söylenen sözler, görsel efektler bence muhteşemdi. Son sahneyi de en sevdiğim şarkıyla bitirdi.🩷 "Ben bir…devamıOffff çok güzeldiiiii.
İsmail Hacıoğlu ne kadar yakışmış zaten çok severdim.🤟🏻
Cem Karaca'yı o kadar güzel canlandırmış, şarkılarını o kadar güzel söylemiş ki.😍
Seçilen şarkılar, söylenen sözler, görsel efektler bence muhteşemdi.
Son sahneyi de en sevdiğim şarkıyla bitirdi.🩷
"Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkında"
ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî…devamıATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal Atatürk