"ölmek zaten sana ait olmayan bir şeyi iade etmek gibi" vaov. kıyıda köşede kalmış şiirsel içerikli tek solukta izlenen güzel bir yeraltı/suç filmi. tavsiye👍
yokluk suratıma önce sağdan vurdu, sonra soldan. iki aç insanın yemek paylaşmasında gördüm dünyanın kaç bucak olduğunu: daracıkmış. öyle dar ki sığamamış insanlar. okuduğum ikinci john steinbeck kitabı ve üslubunu seviyorum. tasvirleri, duyguları ve karakterleri şekillendirdiği o hamur hepimizden birer…devamıyokluk suratıma önce sağdan vurdu, sonra soldan. iki aç insanın yemek paylaşmasında gördüm dünyanın kaç bucak olduğunu: daracıkmış. öyle dar ki sığamamış insanlar.
okuduğum ikinci john steinbeck kitabı ve üslubunu seviyorum. tasvirleri, duyguları ve karakterleri şekillendirdiği o hamur hepimizden birer parça taşıyor.
konu olarak alışılagelmiş filmlerden çok başka bir konusu mevcut. Truman'ın bir şeyleri anlamaya başlamasıyla beraber izleyici olarak bizler de onunla beraber filmi çözmeye başlıyoruz. oyunculuklar muhteşem, konu muhteşem ve en muhteşemi Truman'ın tam anlamıyla gerçek oluşu. kesinlikle izlenilmesi gereken bir…devamıkonu olarak alışılagelmiş filmlerden çok başka bir konusu mevcut. Truman'ın bir şeyleri anlamaya başlamasıyla beraber izleyici olarak bizler de onunla beraber filmi çözmeye başlıyoruz.
oyunculuklar muhteşem, konu muhteşem ve en muhteşemi Truman'ın tam anlamıyla gerçek oluşu. kesinlikle izlenilmesi gereken bir filmdi.
bu filmi, kitabı okuduktan sonra izledim. martin eden'ı canlandıran kişi tam anlamıyla tasavvur ettiğim martin eden'dı. iri ve güçlü yapısı, geniş omuzları ve pata küte oluşuyla beklentimi karşıladı. filmin beğenilmeme sebebini anlamıyorum. kitap 550 sayfalık doludizgin bir eser ve buna…devamıbu filmi, kitabı okuduktan sonra izledim. martin eden'ı canlandıran kişi tam anlamıyla tasavvur ettiğim martin eden'dı. iri ve güçlü yapısı, geniş omuzları ve pata küte oluşuyla beklentimi karşıladı.
filmin beğenilmeme sebebini anlamıyorum. kitap 550 sayfalık doludizgin bir eser ve buna rağmen 2 saatlik bir filme sığdırılanlar tam anlamıyla kilit noktalar ve görmek istediğimiz duygular.
martin'in aşık olmasıyla beraber değişip dönüşen hırsı, sürekli aldığı darbelere ve maruz kaldığı inançsız ortama rağmen tuttuğunu koparmak için gösterdiği dirençleri, haykırışları... sonunda idrak ettiği gerçeklerin onu sarsması ve hayal kırıklığının getirdiği serkeşlik...
bu film beklentimi karşıladı gelgelelim son sahnenin kitaptaki gibi olmasını isterdim. yine de bunun pek bir önemi yok... hem kitaptaki sahnede hem de filmdeki sahnede şerefli bir yok oluş söz konusu...
kadehler martin için!
senin fikrin diri fakat zikrin kıt. ilhamımsın ve gözbebeklerinden fışkıran her aleve bu benimdir diyorum. tüm cihana haykırmak istiyorum seni pervasızca. bir kadının zikzaklı duygusal kabarışları ve peşinden bir adamın sorgusuz sualsiz gidişi, kendini ona adayışı ve sonrasında hiçbir aşka…devamısenin fikrin diri fakat zikrin kıt.
ilhamımsın ve gözbebeklerinden fışkıran her aleve bu benimdir diyorum. tüm cihana haykırmak istiyorum seni pervasızca.
bir kadının zikzaklı duygusal kabarışları ve peşinden bir adamın sorgusuz sualsiz gidişi, kendini ona adayışı ve sonrasında hiçbir aşka yakışmayacak kabalıkta bir tükeniş.
sevgili Sabahattin Ali, sen her zaman hakkı gördün. insanı bildin, insanı sevdin. yanlışları, kuralsızlıkları, sıradan bir insanın bocalamasını bile ince ince işledin satırlarına.
olmaz dediğim şeyleri seninle beraber esnetebilirim.
var olacaksın fikirlerin ile!
kitap hakkındaki görüşlerimi önceden söylemiştim fakat yinelemek istiyorum. aslında boğazıma diziliyor tüm söylemek istediklerim. yine de buna rağmen içimdeki coşkun tutkuya yenik düşüp direnmekten vazgeçiyorum. çok rahatlıkla ve tüm çıplaklığıyla söyleyebilirim ki dibine kadar etkilendiğim bir eserdi. kelimelerim yetmiyor, türkçem…devamıkitap hakkındaki görüşlerimi önceden söylemiştim fakat yinelemek istiyorum.
aslında boğazıma diziliyor tüm söylemek istediklerim. yine de buna rağmen içimdeki coşkun tutkuya yenik düşüp direnmekten vazgeçiyorum.
çok rahatlıkla ve tüm çıplaklığıyla söyleyebilirim ki dibine kadar etkilendiğim bir eserdi. kelimelerim yetmiyor, türkçem yetmiyor, hayatım yetmiyor anlatmak için... yaşadığım toy, dertsiz ve gösterişsiz hayatım gerçekten yetmiyor.
varoluşsal kimliğinin sınıfsal fark denilen aptal bir hiyerarşide kurban oluşunu fark edemeyen bir insan Martin. aşkı ve sevgisi için tüm yaşantısına devrim yapan fakat karşılığında inandığı o saf sevginin ellerinden kayıp gitmesine yenik düşen bir insan..
bocalamaktan korkuyorum fakat martin eden tüm fikrimi, aklımı, bedenimi çevreleyip ayaklarıma prangalar vuruyor.
çok çaresizce, zayıf ve isteyerek ama sana doğru!
evet, abartıyorum.
bu kadar geç izlediğim için gerçekten çok pişmanım. normalde kelime oyunları yapmayı severim ama hiç uzatmadan, tek kelimeyle mükemmel filmdi diyeceğim.. sonu hiç beklediğim gibi bitmedi o kısımda biraz afalladım doğrusu.
şu filmde Brooks'un sahnesi var ya... gerçekten kalbimi orada bıraktım. hapishanenin esaretten başka bir şey de olabileceğini orada anladım... o zaman: "brooks was here"